DOLAR KAÇ OLDU?

DOLAR KAÇ OLDU?

434
0
PAYLAŞ

Bu ara birbirimize en çok sorduğumuz soru, bu olsa gerek. Beyaz perdede Alfred Hitchcock’un filmini izler gibi izliyoruz, dövizin zirveye selam çakışını.Hatta öyle sağlam çakıyor ki selamını; gösterisini, izleyicilerin çok da alışık olmadığı cinsten bir reveransla tamamlayacak gibi. Bu yazımı bu haklı, şu haksız, onun yüzünden, bunun yüzünden, ah bu iktidar, ah şu muhalefet, vah bu sistem diye gereksiz nidalarla harcamak istemiyorum. Zira şu an bunları konuşmanın faydası olmadığını düşünüyorum.Maalesef içine girdiğimiz bir dehliz ve bu dehlizde yolunu bulmaya çalışan yerli ve yabancı sermaye sahipleri var. Benim asıl merak ettiğim BU KARA KUYULARDA BİLE, IŞIĞI KİMLER GÖRÜR?

Nedense aklıma ekonomik krizden dolayı, halkının bile evrilip yeni yeni çıkış yolları bulduğu Venezuela geldi. Bir ülke düşün ki ekonomik krizin dibini yaşıyor ve halk ‘’takas ticaretine’’ başlıyor. Sence de çok yaratıcı değil mi? Bu, dehlizlerdeki insanoğlunun, ‘’bireysel kurtuluş mücadelesinin’’ kolektif bilince dönüşmesi değildir de nedir? Arkasından şöyle bir haber düşüyor ekranlarımıza; ‘’artık parasının değersiz olduğu Venezuela’da bir adam,paralardan ayakkabı ve çanta yaparak takas edebilecek ürün üretmeye başladı’’

İşte tamda burada sorumuza geri dönme vaktidir. Bu kara kuyulardan kimler çıkar?

Krizi fırsata dönüştürecek kadar vizyoner olup, kurban psikolojisinden çıkan, başarmayı gerçekten isteyenler.

Bir tarafta sürekli durumun vahimliğinden bahsedip bireysel olarak hiçbir katkı sağlamayanlar; diğer tarafta ‘hedefime giden yolda, önüme çıkan bu engele karşı ne yapabilirim’ diyenler? Herkesin çözümü kendine has. Belki de durup beklemek senin için gerçek çözümdür, bilemem. Eğer bulunduğun yer seni besliyorsa sorun yok, devam et. Ya eğer beslemiyorsa? Ya kurban psikolojisi seni bir adım ileriye taşımıyorsa?

2 yaşında bir çocuk hayal et. Gözlerinin iştahla açıldığı, ulaşması çok zor bir yerde oyuncak görse sence ne yapar? Belki oyuncak kovasını ters çevirir kendine merdiven yapar. Belki tırmanmasını kolaylaştıracak bir şeyler bulur.Belki de annesini çağırır ama ille de o oyuncağı alır. Sence de, burada çocuğu başarıya götüren ‘’başarmak konusundaki ısrarı değil midir?’’

Ekonomik krizler hep oldu. Kötü haber bundan sonrada olmaya devam edecek. Bu yaşlı dünya 1878 krizini de, 1929 Büyük Buhran’ını da, Kara Pazartesi’yi de gördü. Ayakta kalanlar, küçük ya da büyük ölçekli olsun krizi fırsata çeviren vizyon sahipleri oldu.

Şimdi kendine dürüst ol! 2 yaşındaki bir çocuktan daha mı az yetkinliklerin? Ya da çanta yapan adamdan daha mı az kaynakların ? Ya da söylenip söylenip kurban olmak mı senin konfor alanın?

Oturduğun yerden konuşması kolay diyenler olacaktır. Unutma aynı dünyada yaşıyoruz. Ya benim krizi fırsata çevirme tarzım buysa ne dersin bir düşün istersen?!

Tuğba Koç
Profesyonel Koç & İnsan Kaynakları Uzmanı

BİR CEVAP BIRAK