Doğadan Gelen Şifa: Homeopati

Doğadan Gelen Şifa: Homeopati

99
0
PAYLAŞ

Homeopatik tedavi yöntemi ve etki mekanizması ile ilgili yazdığım yazıdan sonra birçok soru aldım. Bende şu şu sıkıntılar var; alerjim var, egzamam var, diş sıkmam var; bana da iyi gelir mi, gibi sorulardı bunlar.

Cevap “Evet”. Zaten homeopati bu tür sıkıntılar ve hatta insanları yıpratan kronik hastalıklarda çok başarılı olduğu için benim de ilgi alanıma girmiş bulunmakta.

Bu tedavi yönteminde “hastalık” yok “hasta” var. Çünkü baş ağrısı olan X kişisi için verilen remedy (homeopatik ilaç) ile Y kişisi için verilen remedy aynı olmayabiliyor.

Peki bu nasıl oluyor? Çünkü biz sadece baş ağrısına odaklanmıyoruz. “Ne oluyor da, bu X kişisinde bu baş ağrısı oluşuyor” ve bunun yanı sıra başka neler oluyora bakıyoruz. Bu ağrı üzüntüyle mi oluştu, yoksa rüzgarda kalınca mı oluştu? Çok fazla ekran karşısında mı kaldı, ya da işine fazla mı kafası takılmıştı? Biz bu nedenselliğe “causa” ismini veriyoruz. Causa’yı bulmak remedy saptamada kolaylık sağlıyor. O yüzden de hastamızdan anamnez alırken öncelikle bunu sorguluyoruz: Ne oldu da bu ağrı oluştu?

Sonrasında baktığımız şeyler ise, hastamızın hastalandıktan sonra, klasik karakterinin dışına çıktığı durumlar. Mesela, 2 sene önce işimde yaşadığım o travmatik olaydan sonra geceleri düzgün uyku uyuyamıyorum, baş ağrısı çekiyorum, ama ağrılar gece saat 8’den sonra ortaya çıkıyor ve sol taraflı oluyor; eskiden çok aramazdım ama artık bardak bardak su içmek istiyorum, gibi. Hastamızdaki tüm bu değişik bulguları not ediyoruz. Bunlar o kadar ayrıntılı olabiliyor ki… Ne yemek/içmekten hoşlanırsın, yatakta hangi tarafa yatarsın, konuşmayı sever misin, yoksa yalnızlığı mı tercih edersin…? Tüm bu bulguları not ederek hastamızın “yapısını” meydana getiren karakteristik özellikleri ortaya çıkarıyoruz.

Homeopatik remedyler bu tedavinin mucidi Hahnemann zamanında birkaç yüz taneydi. Aradan geçen 200 küsür yıldan sonra artık elimizde “proving”i yapılmış (belirtileri saptanmış) binlerce remedy var. İşte bu remedylerin içerisinden, hastamızın gösterdiği belirtileri oluşturan en uygun remedyi seçerek hastamıza veriyoruz. Bu remedy ile yaptığımız tedaviye de “yapısal tedavi diyoruz”. Çünkü remedy hastanın sadece baş ağrısını geçirmiyor, bununla birlikte şikayeti olan birçok rahatsızlığını da birlikte normalleştiriyor. Yani “yapısını“ değiştiriyor.

Bir diş hekimi olarak toplumda çok yaygın olarak gördüğüm “diş sıkma”nın giderilmesi de yukarıdaki örnekte olduğu gibi aslında birçok şeyle birbirine bağlantılı. Diş sıkan veya gıcırdatan insanlarda hemen her zaman başka semptomlar da oluyor eşlik eden. “Causa”lar farklı, semptomlar farklı, yapılar farklı… Bu semptomları doğru saptayıp değerlendirdiğimizde ortaya güzel sonuçlar çıkıyor. Hasta diş sıkması için gelmiş olup yanında bonus olarak kedi/köpek korkusu geçiyor mesela. Çünkü insan organizması, fizyolojisi ve psikolojisi ile bir bütün. Bunu ayrı ayrı parçalara bölerek tedavi yoluna gidildiğinde klasik tıbbın tuzakları başlıyor. Birçok şey gözden kaçıyor.

Peki hastadaki doğru semptomları, “causa”larıyla, doğru ayrıntılara girerek nasıl saptıyoruz? İşte burada anamnez alırken doğru soruları sormak önem kazanıyor. “Doğru soruları sormak” deyince sizin de gözleriniz parladı mı benim gibi? Koçlukla homeopatinin ilişkisini bir sonraki yazımda konuşuruz dilerseniz.

Dt. Özlem S. Utku