DELİ Mİ NE?

DELİ Mİ NE?

207
0
PAYLAŞ

Balık tutmaya gidiyor herhalde. Ayağının dibinde olta takımı. Ya insan niye kollarında hiç boşluk kalmayacak kadar çok dövme yaptırır acaba?

Sabah işe giderken yanına oturduğum genç adamı göz ucuyla izlerken kafamdan bunlar geçiyordu. Arkadaşımla yan yana oturamadık ve o arkamdaki koltuğa geçti. Üfff laflardık işte şimdi cep telefonumu karıştırsam midem bulanıyor çok başımı eğince neyse bir 10 dakika sonra ineceğiz. Derken yanımdaki adamın yine göz ucuyla sağ avucunun içine dik dik baktığını fark ettim. Olabilir bir şey belki.. Dememe kalmadı başladı son derece yavaş ve bence Emel Sayın’ın şarkı söylerken ellerini kullandığı zarif tarzda elini oynatmaya. Arada bir parmaklarını birleştirip sonra açıyor. Parmak uçları bir yukarı bir aşağı hareket ederken avucunu bir kendine bir dışarı çeviriyor ve bazen de son aldığı şekil her ne ise öylece kalakalıyor.

Hah işte buyur buradan yak. Ah yurdum insanı deli mi ne? Üşütmüş herhalde kafayı. Yok ya bir tür enerji falan alıp veriyor eliyle herhalde. Amma abarttım ben de reiki sembolleri çizip durmadım mı elime toplu taşımada kaç sefer?

iyisi mi hiç bakmayayım. Bu tipler sohbet açmak için hazırda bekler. Sırf benim dikkatimi çekmek için bile yapıyor olabilir.

İnecek galiba bu durakta. Torbasına uzandı. Hemen sola doğru çekeyim bacaklarımı da çıksın rahat. O an bir iki saniyeliğine göz göze geliyoruz. Ah canım ya kapkara kelimenin tam anlamıyla içi gülen gözlerle bana gülümsüyor. Diğer eliyle oturun der gibi bana işaret ediyor. Şimdi inmiyor demek ki.

Genç de üstelik. Ah güzel insan kim nasıl ne diye çıldırttı seni?

Bu sefer inmek için kalkıyor ve ben de yol veriyorum. Sol elinde olta takımı diğer eli hala göğüs hizasında. İner inmez arkadaşım geçiyor yanıma.

“Gördün mü yanımdakini? Neydi o hareketler?

“Karınca vardı avucunda.” diyor arkadaşım.” Besbelli inince bir yeşilliğe bırakacak”

İşte o günden beri hayıflanıyorum. Sahneyi başa sarıp duruyorum. Ona bakıp karıncayı görüyorum. Birbirimize bakıp gülümsüyoruz. Ne ince düşüncelisiniz. Keşke sizin gibi karıncayı incitmeyen güzel insanlardan daha çok olsa diyorum. Ahhh keşke….keşke ön yargı ve paranoya kurbanı etmeseydim kendimi….ahhh meğer deli değilmiş tek derdi karıncayı incitmemekmiş.

Kim bilir kaç güzel insan önyargılarımız yüzünden geçip gidiyor önümüzden her gün. Bize benzemiyor ya da biraz farklı bir görünüşü var diye uzak duruyoruz insanlardan ve ne onların ruhunun güzelliğini görmek ne de takdir etmek için yakınlaşmıyoruz. Sanırım uzun süre yeniden karşılaşmak ümidiyle o hatta yolculuk edeceğim. Yine karşılaşmak ümidiyle……

Yeşim Erberksoy

İzotomi Projesi Koordinatörü

 

BİR CEVAP BIRAK