Değişime Önce Kendinden Başlamalı İnsan!

Değişime Önce Kendinden Başlamalı İnsan!

72
0
PAYLAŞ

“Yetişkin Oyunu” kavramını mutlaka duymuşsunuzdur. Kelimede geçen yetişkin ülkeden ülkeye, kültürden kültüre farklılık göstermekte olsa da Dünya Sağlık Örgütü’nün “24 yaş üzerindekileri” yetişkin olarak tanımlayan açıklamasının genel kabul gördüğünü düşünmekteyim. Tabi insanın aklına şu soru gelmeli diye düşünüyorum.
Bu açıklamaya göre 24 yaşını geçen bireylerle yapılan oyunlar yetişkin oyunu statüsünde değerlendirilebilir mi?
Bir parça bu sorunun önüne geçmek kavramın gerçek karşılığını daha net ifade etmek için yetişikin kavramını netleştirdikten sonra oyun kavramına dokunmadan eğitim kavramını tanımlamak gerekiyor.

Eğitim; bireyin davranışlarında kendi yaşantısı yoluyla istenilen değişikliği meydana getirme ve yeni davranışlar kazan(dır)ma süreci olarak tanımlanabilir. Oyun ise genellikle boş vakitleri değerlendirmek için yapılan eğlendirici ve bazen de öğretici faaliyet. Oyunlar bir mükafat karşılığı yapılan işten ve estetik ya da ideolojik ögelerin ifade edilmesi olarak ortaya çıkan sanattan farklıdır.Yetişkin eğitiminde oyun ile öğrenme, eğitim sürecinde öğretmenin ve öğrenmenin temel taşı olarak oyunun seçilmesi, Jean Jacques Rousseau’nun (1712-1778) felsefesine dayanır. İki yüz yıllık bir geçmiş anlayacağınız.

Koca bir paragraf Yetişkin Eğitimini anlattıktan sonra üzülerek söylemem gerekecek ama bugünkü konumuz bu değil. Bugün eğer sizler içinde uygun olursa, varlığımızın içerilerine doğru, anlayacağınız gerçekliğimize kısa bir yolculuk yapacağız. Hadi hazırsanız ayaklarımıza botlarımızı çekip, kafamıza baretimizi takıp ne zamandır yanmayan baret lambası yerine el fenerlerimizi alıp yolculuğumuza başlayalım.

1. Adım :
İhtiyaç belirleme ile işe başlamaya ne dersiniz?

Gerekenler: (Bu oyunda bot,baret, fener gerekmemektedir.Lütfen eşyaları aldığınız yere geri bırakın.)

Oyunumuz(kesinlikle daha sempatik olduğu için oyun diyorum, yoksa yaptığımız bir çeşit kazı!) için 5 gereksinimiz var.
1.Herkeslerden uzak,kimselerin çalışmamızı bölmeyeceği bir mekan.
2.Gününüzden yarım saat.
3.Bir boş yaprak,
4.Hala yazan bir kalem
5.Kağıdın altına koymak için birde destek.

Ayrıca hiç bir şey gerekmiyormuş diyerek oyunumuzu lütfen hafife almayın. İnanın çok faydasını görecek, gülmekten karnınıza ağrılar girecek, yüz kaslarınız yorgunluktan kendinden geçip bir süre hareket edemeyecek bir hale gelecektir.
Her zaman zor, ulaşılmaz, prosedürlere boğulmuş olanın talep görmesi her gelişmişlik düzeyinde normal olsa da! sizlerden bu sefer farklı bir davranışla genetiğimize (Desmond Morris sen çok yaşa) kodlanmış bilgileri ret edip canı gönülden inanmanızı rica edeceğim. İnanın ki işin sonunda müthiş keyif alacaksınız.

Tabi eklemekte fayda var sizi daha fazla mutlu edecekse listemizi uzatabilir gereksiz bir çok prosedürle süreci karmaşık bir hale getirebilirim ama şimdilik bunlarla idare etmek hepimiz için daha iyi olacak gibi.

Şimdi gelelim oyunumuza. “5W” What,why,who,where ve which.

a) (What)_Ne veya Ne yapmak istiyorum?
b) (Why)_Neden veya bu neden önemlidir?
c) (Who)_Kim ?
d) (Where)_Nerede bulunuyor?
e) (Which)_Hangi kaynaklar veya limitler var?

Şimdi sizden istediğim ne yapmak istediğinizi, neden sizin için önemli olduğunu, hedefinizi ulaşmak için kimlerden nasıl destek alabileceğinizi, hedefiniz için hangi kaynaklara sahip olduğunuzu, hedef olarak tanımladığınız bu gününüzde ne var, ne yoksa hepsini o kağıda yazmanız. Ardından tüm listeyi bir kaç defa kontrol ettikten sonra önceliklerinize göre sıralamanız.
(Önceliği noktasında ikilemde kaldığınız başlıklara aynı sırada yazabilirsiniz.)
Şimdi elimizde expertiz raporunuz var. Önceliklerimize göre hedeflerimiz ayrıca beklentilerimizle doğru orantılı olarak sıralanmış bir şekilde.

Hedeflerimiz belirledik, aynı işlemi bir kez daha tekrar edelim mi? Beklentilerimizi belirlediğimiz yöntemle bu defa sorunlarımızı tanımlayalım. Aynı süreçleri izleyerek öncelik sıralamasına yapmayı atlamadan bu defa sorunlarımızı tanımlayalım.(Oyunun en güzel tarafı konu başlıklarının sınırsız olması, istediğimiz konu başlığını tanımlayabiliriz. Hedeflerimiz, becerilerimiz, hobilerimiz, vs)

İki ana başlığı ve öncelik sıralamasını belirledikten sonra çalışmanın en ilginç anına geliyoruz. Gözlerinizi sımsıkı kapatıp oturduğunuz yerden içsel beninizin ayağa kalkıp karşınıza geçtiğini varsayın. Benliğiniz karşınızda duruyor ve sizinle konuşmaya hazır.Şimdi geriye kalan kendimizle olan konuşmalarımızda yaptığımız tespitlerin gerçekliğine doğru derin kazılar yapmak olacak.

Nasıl mı?
Anlatayım. Şiddet sıralamasında önlerde olan bir sorununuzun eşinizle birlikte zaman geçiremiyor olduğunuzu varsayalım. Şimdi size üç güçlü soru kalıbı önereceğim.
Öncelikli sorumuz “Neden bu şekilde düşünüyorsun?”
ardından “Ne olursa………..”
ve en sorumuz “Nasıl kendini………..”

Ne kadar ufak şeylere takılıyoruz değil mi? Aslında yaşadıklarımıza verdiğimiz tepkilerle biz oluyoruz, dünyamızı kararlarımız ve tercihlerimizle bizler biçimlendirip ardından zihnimizde algıladığımız gibi hissedip yaşıyoruz…..

Bu nedenle kişilerin hayatı algılamalarının farklı olması sonucunda yaşadıkları da değişiyor. Bu nedenle herkesin dünyası farklı …..işte bu nedenle
Algımız değiştiğinde duygumuz değişmeye başlıyor.Duygumuz değiştiğinde ise düşüncelerimiz değişiyor. Düşüncelerimiz değişirse inançlarımızı, inançlarımız değiştiğinde ise gerçekliğimiz değişiveriyor.

(Tabi burada bu kadar değişime ne gerek var ben değişeceğime dünya değişsin diyenlerden de olabilirsiniz, tercih size kalmış.)

Olaylara, hayata nerden baktığımız çok önemli. Bakış açımızı değiştirmek için sorunun içinde debelenmek yerine olaylara dışardan bakabilmeyi bir film izliyormuş gibi kendimizi izleyebilmeyi başardığımızda algımızda büyük oranda değişmiş oluyor. Çünkü üçüncü bir kişi gibi olayın bütününe bakabildiğimiz zaman çözümünde sorunun içinde saklı olduğunu görebiliyoruz. Çözüme odaklandığımız zaman da algımız , tepkimiz, duygumuz düşüncemiz ve dolayısıyla yaşadığımız sonuçlar değişiyor. Ortada sorun diye bir şey de kalmıyor.

ve son söz “Sorunların çözümü için bakış acınızı değiştirin.”

BİR CEVAP BIRAK