DEĞİŞİM SENSİN…

DEĞİŞİM SENSİN…

117
0
PAYLAŞ

Bugün yarın derken, hayatın koşturmacasına kapılmışken bir baktım o kadar uzun zaman olmuş ki yazı yazmayalı… Bir yandan pandemi, bir yandan beraberinde getirdiği soru ve sorunlar, diğer yandan hayatımızdaki değişikliklere adaptasyon süreci derken bir yılda nereden nereye gelmişiz…Değişmişiz ve değişmeye de devam ediyoruz…Bu değişim ve dönüşüm süreci bazılarımız için daha kolay bazılarımız içinse daha zorlu geçiyor. Geçen gün bir arkadaşımla telefonda konuşurken nasıl olduğumu ve neler yaptığımı sorunca şöyle bir sohbet geçti aramızda; “O kadar yoğunum ki gecem gündüzüm karışmış vaziyette; vakit nasıl geçiyor hiç anlamıyorum” dedim. Arkadaşım “Aslında en iyisini yapıyorsun; ben de öyle koşturuyorum. Allah’tan bu kadar yoğunuz ve başka bir şeyi düşünecek zaman kalmıyor. Çevremdeki insanlar covid nedeniyle ne düşüneceklerini ve ne yapacaklarını şaşırmış haldeler; ruhen hiç iyi değiller ve psikolojileri her geçen gün daha da kötüye gidiyor” diye cevapladı. O an ikimiz de durduk telefonda ve şükrettik. Odaklanabildiğimiz için, üretebildiğimiz için, enerjimizi olumluya döndürebildiğimiz için ve o anda kalıp mevcut halimize şükredebildiğimiz için şükrettik…

Zihnimizi boş tutmayı sevmiyoruz. Her gün binlerce düşünce gelip geçiyor aklımızdan ve bazen bunların bir kısmına takılıp, ki genellikle bunlar negatif olanlar oluyor, üstüne senaryolar üretiyoruz. Sonra da bunlar olmuş ya da olacak gibi hayıflanıyoruz. Zihnimizi durdurmak için çeşitli yöntemler var tabii, dua gibi, yoga gibi, meditasyon gibi… Bunlara ilave olarak, düşüncelerimizi ve enerjimizi daha olumlu şekilde kullanabileceğimiz önemli bir yöntem ise çalışmak ve üretmek. Sevdiğiniz, inandığınız her ne varsa, onunla ilgili emek vermek.. Sadece sözle kalmak yerine harekete geçmek, en azından bunun için çaba sarf etmek. Mevcut şartlarla savaşmak yerine, onları kabullenerek başlıyor her şey. Etki alanımın eriştiği yere kadar neler yapabilirim diye düşünmek bizi daha ileriye taşıyor. Hayal etmek, üretmek ve bunları hayata geçirebilmek ise bireyi inanılmaz mutlu ve motive ediyor.

Okullar kapalı, öğrenciler ve velilerin bir kısmı eve kapandı. Çevremdeki anne, baba ve öğrencilerden çok sık duyuyorum: “sıkıldık, yorulduk, ne yapacağımızı ve nasıl baş edeceğimizi bilmiyoruz” şeklinde yorumlar alıyorum. Özellikle öğrenciler için, üstelik tam da sosyalleşmenin onlar için en önemli olduğu yaşlarda, bu süreç hiç kolay değil. Diğer yandan, zihin olumsuz düşünmeye o kadar alışmıştır ki, içinde bulunduğunuz ortamda bazen bir tane bile olumlu yan göremeyebilirsiniz. Geçenlerde bir öğrencimle yaptığım koçluk seansı sırasında geldi başıma; içinde bulunduğu ortamda hiç olumlu bir şey olmadığını belirtti. Biraz daha konuşunca, sorduğum sorulara verdiği cevaplar sonrasında hayatında iyi giden şeylerin de olduğunu fark etti neyse ki… Yukarıda söylediğimi burada yine tekrar etmek istiyorum: değiştiremeyeceğine değil yapabileceklerine odaklan! Okul kapalıysa buna yapacak bir şey yok ve söylenmek kimseyi bir yere taşımayacak. Oysa ki düşünce şeklimizi değiştirip doğru sorular sormak bile iyi hissetmeye başlamanın ilk adımı olabilir.

Örneğin;

Bu süreci kendime nasıl faydalı hale getirebilirim?

Uzun zamandır ötelediğim ne var ve bunu şimdi nasıl hayata geçirebilirim?

Hayatımda olumlu giden neler var ve mevcut şartlarda daha fazlasını hayatıma katmam için ne lazım?

Yukarıdaki ve benzeri sorular, zihnimizi daha üretken, daha iyi hissettiren ve geliştiren cevapların arayışına yönlendirecektir. Aktif olup üretmek, bizi kaygılandıran ve değiştiremeyeceğimiz konuları daha az düşünmemize neden olacaktır; bu da kendimizi daha iyi hissedeceğimiz anların artmasına yardımcı olacaktır. Hep aklımızda kalması gereken önemli bir konu: çocuklarımız bizim yansımamızdır. Onların nasıl olmasını istiyorsak bizim de öyle davranmamız gerekir. Uçaktaki oksijen maskesini önce kendine sonra çocuğuna tak misali…Biz ne kadar olumluya odaklanırsak, ne kadar pozitif düşünüp kendimizi pozitif ifade edersek, ne kadar üretken olursak, çocuklarımız da bizi benzer şekilde modelleyeceklerdir.  Hiç birimiz bir seneki önceki biz değiliz; farkında olarak ya da olmadan hepimiz değiştik. Şimdi durup bir bakalım; bu değişim bize ne getirdi? Bu değişimin hangi kısmından memnun değiliz ve geride bırakmak istiyoruz? Hangi kısmından memnunuz ve bizimle yola devam etsin istiyoruz..?

Stefan Zweig’ın dediği gibi… “Dünyayı değiştiremiyorsan, dünyanı değiştirirsin…”

Sağlıklı, mutlu ve gelişim dolu günler dileklerimle…

Ayça Aytaç, ACC, SCPC

Profesyonel Koç, Eğitim ve Kariyer Danışmanı

Licensed Master Practitioner of Neuro-Linguistic Programming®

İzotomi Analisti, Eğitmen