ÇÜNKÜLERE RAĞMEN

ÇÜNKÜLERE RAĞMEN

66
0
PAYLAŞ

Hep bir çünkü sevdası dillerde. Ya da alışkanlığı mı, demeliyim bilemedim. Bildiğim tek alışamadığım cümle kalıpları!

Çok çalışmamız gerekiyordu matematik sınavına hatırlayın çünkü sınıfın en çalışkanı olma şerefini bir başkasına devredemezdik. Babamızın en akıllı kızı, en delikanlı oğlu biz olmalıydık çünkü toplumda kabul gören buydu. Büyüdük ve hala cümlelerimize yapışmış çünkülerle yaşıyoruz hayatımızı.

Fazla mesai yapmalıyız çünkü patronlar bunu sever.Eşimizi çok bunaltmamalıyız çünkü erkek sıkıya gelmez. Eşimize hediyeler almalıyız çünkü kadınlar ilgiyle yaşar. Saçımızı süpürge etmeliyiz evlatlarımıza, onların yerine yapmalıyız her şeyi çünkü ebeveyn olmak bunu gerektirir. Ve doğrudan ziyade karşımızdakinin ne söylememizi beklediği belirlemeli cümlelerimizi çünkü iyi dostlar hep duymak istenileni söyler. Büyüklerin yanında bacak bacak üstüne atmanın lafını bile açmıyorum çünkü ayıp…

“Aksine” diye başlayan bin tane cümle kurarım bu çünkülere. Hem de “rağmen”le süsleyerek.

Arkasına sığındığımız, aksini iddia eder davranmadığımız her an neler kaybettik duymak ister misiniz?

Çok çalışmak evet önemli, hatta zekadan daha önemli ama sınıf birincisi olmak için değil. Gelecek yolculuğumuzda daha emin adımlarla yürümek için.

Patronların fazla mesai yapanlardan çok mesaisini doğru kullananları sevdiğini de kulaklarınıza fısıldamak isterim. Zamanı yönetebilenler her zaman daha kıymetlidir, yazın bir köşeye.

Gelelim iyi birer eş olmak için bize dayatılan çünkülere. Bugün, erkeği sıkıya gelemeyip kendisini aldatır diye düşüncesini özgürce ifade edemeyen kadınlar,maalesef ki o kadar susmaya alışmışlar ki 3., 5. kadınları kabul ediyorlar. Ve daha da üzücü olan, gittikçe cümlesizleşiyorlar. Demem o ki, erkeğin gelemediği sıkı değil, “değerinin farkında olmayan kadın”dır.

Peki ya sürekli hediyeler almak zorunda hisseden erkekler? Zamanla tek vasıflarının bu olacağının farkına bile varmıyorlar. Size bir sır daha, kadınlar hediye alandan çok “nasıl hissediyorsun” sorusunun altını doldurabilen adamları severler.

Ah o her şeyi evlatları yerine kendisi yapan, karşılık alamadığında da “süpürge saçlarıyla” yerleri temizleyen ebeveynler; keşke “birey” olma hakkını evlatlarının elinden almanın ne kadar yanlış olduğunu bilseler… Hata yapma payı vermedikçe, onları daha çok yalana sürüklediklerini görebilseler. Ve keşke kendileri gibi değil, “kendileri” gibi olmalarına müsaade etseler…

Dost acı söylemesin evet, ama doğruyu da es geçmesin. Doğru acı ise tatlı tatlı söylesin. İyice yalnızlaşmadan kalabalıklarınızı gözden geçirin derim ben. Şöyle bir bakın etrafınıza, kötü günde vah vah edenler kadar iyi gününüzde “harikasın” diyen kaç seveniniz var yanı başınızda.

Rahmetli dedem olsaydı da bu satırları o yazsaydı keşke. Bacak bacak üstüne atmak şöyle dursun;dizlerine yatıp sırtımı kaşıttığım, önüne oturup saçımı tarattığım için nasıl da mutlu bir çocuk olduğumu… Asıl ayıbın,saygıyı kalıplara sığdırmak olduğunu o yazsaydı.

Velhasıl, bunlara RAĞMEN seviyorum hayatı ÇÜNKÜ kalıpların değil güzel duyguların gücüne inanıyorum.

Çünkülere rağmen var olabilen herkese,

Sevgilerimle…

BUSE AYKIN