Çok yaşa sen Kaşık Adam!

Çok yaşa sen Kaşık Adam!

58
0
PAYLAŞ

Çalışanlar için uzun tatiller sonrası işe dönüşler hep sancılı olmuştur. Hatta işe dönüşün bir gün öncesinde o kâbus dolu süreç başlar ve tabir-i caizse tatilin son günü zehir olur. Benzer bir durumda olduğum ilk mesai günümde yaşadığım bir olay bu yazıma ışık tuttu.

Tatil dönüşü ilk sabah, genelde pozitif duygularla güne başlayan ben sanki o sabah evden çıkasım gelmedi. Bu arada işini de gayet severek yapan ve herhangi bir sorunu olmayan biriyimdir. Yazının başında da belirttiğim gibi çok uzun tatilleri hızlı kanıksadığımızı düşünüyorum. Ek olarak tembel yapılı biri olmadığımı da eklemek isterim.

Gayet keyifsiz bir şekilde mesaiye geldim rutinin dışında pek bir şey yapmak istemediğim bir gün olup düşük enerjili bir moddan çıkamadığım bir sabahtı. Ta ki her zaman öğlen yemeği yediğim restoranda yemek sonrası çayımı içene dek. Garson çayımı getirdi, kaşık çayımın içinde, içmek için kaşığı çıkardığımda gülümseyen bir adam duruyordu karşımda istem dışı kendisine gülümsediğimi ve hayat sürprizlerle dolu, merhaba “Kaşık Adam” dediğimi anımsıyorum.

Düşündüm ve neredeyse yarım günümü kendi kendime zehir ettiğimi bu moddan kaşık adam neredeyse 3-5 saniyede çıkarmayı başarmıştı beni ve günün geri kalanını bu farkındalıkla gayet mutlu bir şekilde geçirmiştim.

Peki, bunu ben niye başaramayayım?

Neden zihnime tatil dönüşü sendromunu kodluyorum?

Hâlbuki yukarıdaki örnekte yaşadığım gibi istediğimde hemen bu psikolojiden çıkabiliyorum. Bunun için hayatın hoş sürprizlerle dolu olabileceği ve her yeni güne umutla uyanma gerçeğini sık sık anımsamakta yarar görüyorum. Dedim ya hayat tatlı sürprizlerle dolu seni neyin mutlu edebileceği bazen bilinmiyor ancak bakış açınızın pozitif olması bu noktada pek kıymetli.

Her yeni güne sarılarak uyanmak ve getireceği güzelliklere inanarak güne başlamak iyi bir seçim gibi görünüyor. Tıpkı benim o gün Kaşık Adama sarıldığım gibi…

Cem YAR

BİR CEVAP BIRAK