ÇOCUKTA KAYGIYI AZALTMANIN YOLLARI

 ÇOCUKTA KAYGIYI AZALTMANIN YOLLARI

662
0
PAYLAŞ

Son günlerde takip ettiğim, özellikle koçlukta ve öğretmenlikte bize sorulduğu için de üzerine çalıştığım bir konu var. Sınav kaygısı… Nasıl baş  edilir, ne yapılmalı, ne yapılmamalı gibi sorular var kafalarda.

Uzmanlara göre sınavdan korkmak insan doğasında olan bir korku değil. Karanlıktan korkmak, vahşi hayvanlardan korkmak psikolojik olarak da bilinen ve açıklaması yapılabilecek korkular. Örneğin, bir insan vahşi hayvanlardan korkmalı ki kendini korumayı öğrensin vs.

Peki, mesele niye sınav korkusu veya kaygısı olunca psikolojik olarak afallıyor öğrenciler? Veliler, öğretmenler bir telaşa kapılıyor.,nasıl aşacağız bunu diye…

İnanın aslında çözüm çok basit… Tabi mükemmel ebeveynler, hatta mükemmel anneler olarak onların hayatına daha az müdahale etmemiz lazım… Prof Dr Acar Baltaş da geçenlerde katıldığı bir televizyon programında ifade etti ya: “Eskiden çocuklar ailenin hayat gailesine ortak olurdu, şimdi ise ailenin refahına ortak… Bu yanlış bir gidişat” diye… İşte bu yanlış gidişat insan psikolojisini ve insan davranışlarını bir yerlerde sekteye uğratıyor. Ortaya olmayacak korkular, endişeler çıkıyor.

Peki ya ne yapsak da bunları yaşamak zorunda kalmasak?

Bir türkü vardı ya ‘hadi gel köyümüze geri dönelim’… Cevap bu kadar basit aslında.

Köy hayatında nasıl 5 yaşındaki bir çocuğun çobanlık, ev işleri, kardeşinin bakımı, tarla işleri gibi sorumlulukları varsa bizim çocuklarımızın da kendi hayat koşullarına uygun sorumlulukları olmalı. Hayatı bu şekilde yaşayan, sorumluluklarını yerine getirmek için mücadele eden, etmezse neler olabileceğini hesap eden çocukların yalnızca sosyal becerileri gelişmekle kalmıyor, aynı zamanda bir problemle karşı karşıya geldiğinde ne yapması gerektiği konusunda da çözüm üretecek hayati öneme haiz becerileri kazanmış oluyor.

Uzun lafın kısası çocuklara konforlu bir hayat sunmak için mücadele etmek hem bize hem de onlara ağır külfet oluyor aslında.

Peki, bu sorunu nasıl aşalım? Evdeki  işlerimizi aile fertlerinin durumuna göre paylaştıralım. Böylelikle, hem biz daha az yorulalım hem de onları yorarak hayata hazırlayalım.

İnanın bu hepimize iyi gelecek…

Tabi bu konuda şu itirazlar da yapılacaktır; kim uğraşacak şimdi görev dağılımı falan, kavga, gürültü, tartışma vs… daha da huzurumuz kaçacak,  tüm evin işini yapmaya razıyım ben, daha az yorulurum inanın..

Huzur kaçmasın, kavga gürültü olmasın derken bir de bakmışız çocuklarımız hayatı hiç bilmeyen, tanımayan, hiç bir sorunla baş edemeyecek bireyler olarak yetişmiş… Sonra? Onların huzuru kaçmış olacak…

Böyle bir sonucu hangimiz isteriz? Çocuk gerektiği zaman üzerine düşen sorumlulukların üstesinden gelerek gelişecek. Aksi takdirde, çocuğun hayatta ilk sorumluluğu ders çalışmak olmuşsa ve başarı duygusu sadece akademik başarıya endekslenmiş ise, bir de üstüne, girdiği sınavlarda istediği başarıyı yakalayamamışsa, tüm dünyası başına yıkılacak. Artık sınavlarda eli ayağı titrer hale gelecek. Ayrıca, başarısızlık etiketi de üzerine yapışacak. Nitekim öyle de oluyor.

Hâlbuki zamanında akademik sorumluluklar dışında, hayatın akışındaki sorumluluklar da verilmiş olsa, en ufak bir akademik başarısızlıkta çocuğun tüm dünyası yıkılmaz, çünkü onun başarı duygusunu tattığı diğer sorumlulukları da olacaktır. Ne dersiniz, denemeye değmez mi?

Zehra Kablan