ÇOCUKLUK DÖNEMİNDE OBEZİTE VE AİLE

ÇOCUKLUK DÖNEMİNDE OBEZİTE VE AİLE

239
0
PAYLAŞ

Obezite, sağlığı bozacak ölçüde vücutta yağ birikmesi olarak tanımlanmaktadır. Yetişkinlerde olduğu gibi çocuklarda da obezite düzeyi, yaygın olarak kabul edilen Beden Kitle İndeksi yönetimi ile hesaplanmaktadır; kg cinsinden ağırlığın, metre cinsinden boy uzunluğunun karesine bölünmesi ile elde edilen Beden Kitle İndeksi (BKİ) 25’in üzerinde olan kişiler kilolu, 30’un üzerinde ise obez olarak değerlendirilmektedir.

Dünya Sağlık Örgütü raporuna göre, 40 yıl önce çocukluk döneminde obezite % 1’in altında iken, 1990’lı yıllarda % 4.2, 2010 yılında % 6.7, 2017 yılında ise % 10’a yükselmiştir. 1975 yılında yapılan farklı bir araştırma da dünyadaki çocuk ve gençlerin sadece 11 milyonunun yani % 1’inden az bir kısmın obez olduğu tespit edilmiş olup, bu çalışmanın neticelerine bakılarak da geçen 42 yılda çocuklar ve gençler arasında görülen obezitenin 10 kat artmış olduğu dikkat çekmektedir.

Ülkemizde ise; Sağlık Bakanlığı’nın Hacettepe Üniversitesi ile birlikte ortak yürüttüğü Çocukluk Çağı Obezitesi ile ilgili araştırmanın sonucunda, her 10 çocuktan biri obez ve her 4 çocuktan biri de fazla kilolu olarak tespit edilmiştir; ki bu sonuçlar konunun ciddiyetini kavrayabilmek adına son derece önemlidir. Obezite çok ciddi bir hastalıktır; bu araştırma sonuçlarına göre ise, okul çağındaki her 10 çocuktan birinin hasta, her 4 çocuktan biri ise hasta olmaya çok yakın olduğu anlamı çıkmaktadır. Çocukluk çağındaki bu önemli sağlık zaafı, diyabet, yüksek tansiyon, kalp hastalıkları gibi kronik hastalıkların başlangıcının 40’lı yaşlardan 10’lu yaşlara taşınması anlamına gelmektedir.

Çocuklarda obeziteye neden olduğu bilinen çok sayıda faktör arasında, aşırı ve yanlış beslenme, hareketsiz ve yeterince fiziksel aktivite içermeyen yaşam tarzı en önemli nedenler olarak kabul edilmektedir. Bilinen ve ilk göze çarpan sorunlar fizyolojik olsa da, obez çocuklar sosyal hayata adapte olamama ve arkadaşları tarafından dışlanma gibi durumlar ile de sık sık karşı karşıya kalabilmekte ve neticesinde özgüven eksikliği başta olmak üzere çeşitli psikolojik sorunlar yaşayabilmektedirler. Bu olumsuz tecrübelerin sonucunda çocuk daha az sosyalleşerek, izole bir hayat yaşamayı tercih etmektedir. İşin daha vahim tarafı ise, obezitenin temeli çok küçük yaşlarda atıldığı ve süreğen bir tablo sergilediği için, bu hastalık süresiz mutsuzluk hali olarak da tanımlanmaktadır.

Çocuklarda obezite ile mücadele, bilinçli olma ve örgütlenmeyle mümkündür. Bu istikamette atılacak ilk ve en önemli adım ise, her konuda olduğu gibi yine ailede başlıyor. İyi yaşam, iyi beslenme bir hayat anlayışıdır. Bu anlayışın sürdürülebilir kılınması için en önemli etken ise, çocukların sadece tüketim aşamasında değil, üretim aşamasında da olmalısının sağlanmasıdır.

Her ailede öncelikle farklı başlıklar halinde ihtiyaçlar belirlenmeli, listeler oluşturulmalı ve alt başlıklarda mutlaka fiziksel aktiviteler de yer almalıdır. İhtiyaç listelerinin oluşturulmasına çocuklar da dahil edilerek ortak karar alma yaklaşımı benimsenmelidir. Böylelikle çocuk yaşlardan itibaren bilinçli alışveriş, tüketim ve tüketici kavramları hayatımıza girebilecek, obezite ile mücadelede ciddi bir altyapı ve örgütlenme sağlanmış olacaktır.

Seda ÖNGELEN