Çocuklarınıza destek olayım derken köstek olmayın

Çocuklarınıza destek olayım derken köstek olmayın

261
0
PAYLAŞ

Hiç düşündünüz mü? Kil gibi kolayca şekil verebileceğiniz bir çocuğun zihni bir o kadar da hassas. Derinlere kök salan algısal temeller de çoğunlukla yetişkinler tarafından çocukluk döneminde atılır. Yale Üniversitesi’nde profesör psikiyatrist James P. Comer’a göre sağlıklı psikolojik gelişim farkındalık, benlik algısı, değerli olma duygusu, yeterlilik ve duygularla baş edebilmeyi kapsar.

Çocuklara zarar veren sadece taciz değil aynı zamanda tekrar tekrar söylenen bazı sözler, sert komutlar ve cevaplardır ki duygularının göz ardı edildiğini hissettiren tam olarak da budur ve hem duygusal hem de zihinsel sağlıklarının zarar gördüğü tohumlar bu sırada atılır. Bu çocuklar duygu ve düşünceleri ve davranışlarıyla başa çıkma konusunda zorluk çekerken aynı zamanda psikolojik gelişimlerini kısıtlayan yanlış paradigmalar oluştururlar.

Şurası bir gerçek ki günümüzde çocuklar teknoloji alanında, fırsatlar ve eğlence ortamları açısından çok daha fazla şeye sahipler ancak ebeveynlerin bazen duygusal sağlıklarını nasıl göz ardı ettiklerini düşündüğümüzde hala karanlık çağlardayız diyebiliriz Peki hangi sözlerden uzak duralım ki sağlıklı gelişimlerine ket vurmayalım?

  1. Çok Duygusalsın. Doğuştan kompleks duygusal yapılarımız var ve psikoloji alanı, özellikle de çocuk psikolojisi duygularla başa çıkma mekanizmalarımızın uzun vadede mutluluk ile birlikte zihinsel ve hatta fiziksel sağlık getirdiğini kanıtlıyor. Çocuklar reddedilme , izole edilmeden tutunda yetişkin dünyasında komik bulunabilecek sevmedikleri renkte lolipop verilmesine kadar bir çok konuda stres yaşayabilirler. Söz konusu olan yaşadıkları stresin geçerliliği değil onlara nasıl tepki verdiğimiz. Çocukların neden öyle hissettiklerini anlamaya çalışmak yerine yetişkinler sıklıkla davranışa odaklanıp yaşanan duyguları bir kişilik kusuru olarak düşünüyorlar. Örneğin “çok duygusalsın” etiketini yapıştırıveriyorlar. Bu oldukça yıkıcı bir tepki çünkü çocuk güçlü duygularını bastırmaları gerektiğini ve bunların hoş görülmediğini düşünüyorlar. Oysa ki, duygularının sebebini anlamaları yönünde cesaretlendirilseler ve içlerinde yaşadıkları stresi çözebilseler sağlıklı gelişimleri için bu paha biçilemez bir yol olur.
  2. Hayat Böyle. Bir zorlukla karşılaştıklarında sık sık ne yapalım hayat böyle diyoruz genellikle çocuklara. Hangi sebepten içinde bulundukları durumun onları rahatsız ettiğini ve sorun yaşadıklarını değerlendirmeden yapıyoruz bunu. Bu durumda da çocuğun duygularını tamamen göz ardı etmiş oluyoruz. Üstelik kendilerini daha iyi anlayıp tanımaları yönünde eşsiz bir tecrübe yaşama fırsatını da kaçırmış oluyorlar. Hayatta herkesin başına gelebilecek bir şey de olsa duygularını anlayıp bağlantılar kurmaları yönünde yüreklendirilmeye ihtiyaçları var.
  3. Kes Ağlamayı. Çocuklar ağladığında zaten acı veren şey gerçekleşmiştir. Ağlama acının kendisi değil kırılma sürecinin kendisidir. Ağlayan bir çocuğa ağlamayı kesmesini söylemek kanayan yaraya kanamayı durdurmasını söylemek gibi bir şey. Bunun yerine, kalpten dinlemek, konuşmak rahatlatmak daha iyi bir çözüm. İster inanın ister inanmayın, bir çocuğun ağlaması sadece sizin sinirinizi bozan bir ses değil aslında bu dünyada henüz fazla tecrübesi olmayan bir canlının güçlü ve etkili bir deneyimi.
  4. Çünkü Ben Öyle İstiyorum. Ebeveynler tarafından yaygın olarak kullanılan, o an çocuğun çenesinin kapanmasına yarayan fakat aslında hiç hoş olmayan bir cevap bu. Bu demek oluyor ki kontrol bende mesajı veriyorsunuz. Yani çocuğun merakı, kafasındaki sorular ya da endişeler sizi hiç ilgilendirmiyor. Bir çocuk soru soruyorsa demek ki anlamaya çalışıyor, anlamak ve öğrenmek istiyor, hükmedilmek değil.
  5. Sen Neden Kardeşin, Kuzenin Ya Da Komşunun Çocuğu Gibi Değilsin? Çocukları sürekli akranlarıyla karşılaştırmak onları aşağılamaktan başka bir işe yaramaz. Kendilerini suçlu hissedip duygularını bastırırlar.
  6. Kapa Çeneni. Bir yetişkin size bunu söylese incinirsiniz. Peki minik bir bireyde bu nasıl bir etki bırakır sizce? Bunu söyleyen bir yetişkin kendi duygu ve düşüncelerini açıklamayı reddetmekle kalmayıp aynı zamanda çocuğun da duygularını alt üst eder.

Dikkat ederseniz yukarıda sözlerin ortak yanı hepsinin çocuğun duygu merkezini göz ardı etmesi, saldırması hatta tamamen devre dışı bırakması.

İnsanlardan robot gibi olmalarını bekleyemezsiniz. Öyleyse neden en masum, dinamik ve hassas yaratıklar olan çocuklarımıza isyan ya da gerginlik dolu anlarında sürekli psikolojik olarak onları kısıtlayan sözlerle yaklaşıyoruz? Çocukların sabır, bilgelik ve gelişmek için fırsatlara ihtiyaçları var.

Unutmayın; bir çocuğu olumsuz bir şekilde etkilediğimizde, baskı uyguladığımızda ya da incittiğimizde sadece o çocuğu yaralamıyoruz. Yetişkin birer birey olduklarında kendi çocuklarını incitebilecek bireyler yetiştiriyoruz. Yukarıda sözü geçen olumsuz sözlerin bazılarını çocuklarınıza söylemiş olabilirsiniz ve bu makale tonlarca kiremit gibi omuzlarınıza binmiş olabilir şu anda. Ancak, bir yerden başlamamız gerekiyor. Bu küçük gelişmekte olan zihinler bizim vicdanımıza kalmış.

Çeviri: Yeşim Erberksoy

BİR CEVAP BIRAK