Çocuklarımızın Düşünce Dünyasında Ebeveyn Olma Arayışı

Çocuklarımızın Düşünce Dünyasında Ebeveyn Olma Arayışı

512
0
PAYLAŞ

Ülkemizde felsefenin eğitim sistemimizin bir parçası haline gelmesini ne kadar arzu etsem de, bunun çok çabuk her çocuğa ulaşacağını beklemek umut dolu bir yaklaşımdan öteye gitmeyecektir.

Eğitimin evde başladığı bilinen bir gerçek. Ebeveynliğin adanmışlıkla, sürekli kişisel gelişimimize katkıda bulunduğu da başka bir gerçek. Şimdiye kadar çocuğumuzun psikolojik ihtiyaçlarını, bilişsel gelişimini, bedensel yetkinliklerini, sanatsal yeteneklerini desteklemek için kim bilir ne kadar farklı kitap okumuş, etkinliğe katılmış ya da kaç pedagogun, koçun kapısını aşındırmış, hatta çocuklarımıza da mümkün olan pek çok deneyim yaşatmışızdır. Şimdi sıra düşünce dünyasına emek harcamakta.

Çocuklarımızın felsefi diyaloglar kurabilecekleri keyifli ortamlarda, eleştirel düşünce ve akıl yürütme yetkinliklerini geliştirerek, fikirlerini başkalarıyla paylaşmaları, kendilerinden farklı görüşlere açık ve saygı duyarak iletişim kurmakta ustalaşmalarını sağlamak, yetişkin olduklarında hayatlarını kazanmakta başarılı olmalarının yanı sıra, tatmin dolu, anlamlı ve mutlu bir hayat süren bireyler olmalarına da hizmet edecektir.

Filozof Çocuk kitabı başta olmak üzere Philosophy for Children (P4C), Sapere, Sophia Network, The Philosophy Man gibi okul ve organizasyonların ebeveynler için evde felsefi diyaloglara ortam sağlanması hakkında çalışmalar hatta ebeveynler için atölye çalışmaları bulunmaktadır. Çocuklarının felsefi benlik ve duyarlılıklarını geliştirebilecek felsefi diyalog kurmak, yaşamın içindeki büyük soruları sorgulayarak, eleştirel düşünme becerisini desteklemek isteyen ebeveynlerin arayışına ışık tutacak temel prensipleri sıralarsak;

* Sürece kendinizden başlayın. Çoğu insan yeni bilgilere, bilimsel kanıtlara ve yeni fikirlere açık olsa dahi şimdiye kadar bildiklerine sıkı sıkıya bağlı ve gelişmiş inançları olduğunu bilerek; bunlardan arınmış olarak sorgulamaya açık ve istekli olmak

* Her sorunun cevabını bilen otorite/bilgi bankası değil süreç boyunca çocuğunuza yol arkadaşlığı ve gerektiğinde rehberlik etmek,

* Çocuğunuzun birey olduğunu kabul ederek sorusunu ve problemini saygıyla ciddiye almak,

* Çocuğunuzu dinlemek, ama gerçekten anda olarak zaman ayırarak dinlemek, söylemediğini de duymaya çalışmak,

* Çocuğunuz soru sorduğunda ne amaçla sorduğuna odaklanmak, çünkü çocuklar her zaman cevap bekledikleri için soru sormazlar,

* Çocukluğunuzdaki bitmek tükenmek bilmeyen merak ve öğrenme arzunuzun heyecanını hatırlayarak, bu duygular içinde çocuğunuzun sorusuna birlikte cevap aramak,

* Çocuklarınızın sizin doğduğunuz değil yaşadığınız dünyaya geldiklerini ve herşeyin çocukluğunuzdakinden farklı olsa da, onların yine de çocuk olduklarını unutmadan, zorlandıkları rahatsız oldukları sorularında, ısrarcı olmadan şefkatle rahatlamalarına destek olmak,

* Çocuğunuzun problemlerine hemen ve bildiğiniz çözümlerle değil de, başka bakış açıları ile çözümler arayışında olmak,

* Her sorunun kesin, net ve tek bir cevabının olamayacağı, yaşamın gizeminde bazı şeylerin açıklanamayacağı bilinciyle, bilgi arayışına devam etmesine olanak sağlamak,

* Çocukların doğuştan filozof olduklarını, yaşları büyüdükçe bu kapasitelerinin sorgulanmadan öğrenilmişliklerle azalarak kaybolacağı farkındalığıyla, her fırsatı özellikle çocuk kitapları, oyunları belki de ödevlerini bile felsefi sorgulama aracı olarak kullanmak,

* Açık uçlu, duyguyu tanıyıp anlamaya yönelik sorular sormak, cevabı evet hayır olan kapalı uçlu ve yargı içeren, ötekileştiren sorular sormaktan kaçınmak,

* Düşüncelerinin nedenlerini de açıklayacak nitelikli diyaloglar geliştirmeye rehberlik etmek,

* Dünyayı algılama şeklinin (sizin gördüğünüz pembe ile çocuğunuzun gördüğü pembe aynı mı?), etik değerlerin (iyi/kötü, adil olan olmayan), estetik anlayışının kişiye ve duruma göre değişken olabileceğini kavramak, farklı görüşlerin saygı duymanın aranızdaki koşulsuz sevgiyi etkilemeyeceğini bilmek,

* Bilgi bombardımanı altında yaşandığı dünyada güvenilir bilgiye ulaşmak için gerekli eleştirel yaklaşımı sağlayacak kavramları tanımak,

* Yaşama dair kurallarda en son sözü ebeveynin söyleyeceği durumlarla felsefi sorgulamayı birbirine karıştırmamak.

Aristoteles’in de savunduğu gibi “Doğuştan gelen algılama kapasitesi eğitim ve deneyim ile geliştirilebilir.” Bu bakış açısıyla tecrübenin felsefi boyutuna odaklanmak felsefi duygusallık ve duyarlılığın gelişmesine katkı sağlayacaktır. Buna ek olarak sizin felsefi diyaloglar başlatmanız için mevcut ortamınızı ve kaynaklarınızı kullanmak felsefeyi hayatınızın içinde tutma fırsatı verecektir.

Ebeveynlik arayışımda, faydalandığım çocuk kitaplarını ve yaşadığımız diyaloglardan örneklerin size yardımcı olmasını dilerim.

Oğlum 3 yaşında “Acaba uzaylılar gerçek mi?” sorusuna geçiştirerek ve onun yaşına uygun olmayan cevabıma tepkisi bu konuda gelişmem gerektiğinin ilk sinyalleriydi. Şimdilerde bu sorunun kaynağının ona okuduğum 3 boyutlu Küçük Prens kitabı olduğunu fark ettim. 4 yaşında dedesini kaybettiğimizde ölümü anlatabilme arayışı, Çıtır Çıtır Felsefe serisi yaşına uygun cevapları verebilmekte yol gösterici olmuştu.

Daha okumaya başlamadan sanatın yaratıcı doğasında keşiflere çıkmak için dinlediğimiz klasik müzik bestecileri ve ressamları tanıtan sesli kitaplarla notaların ve renklerin dünyayı algılamamızdaki yeri ve yarattığı duyguları konuşabilmek için araç olmuş, Beethoven’ın işitme yeteneğini kaybetmesine rağmen nasıl müzik yapabildiği, duyabilmek için işitmenin gerekli olup olmadığına dair epey üzerinde konuşmuştuk. Dali’nin resimlerine çocukken gördüğü rüyaların ilham verdiğini anlatan kitapla rüya da mıyım? uyanık mıyım? hakkında kendim bile karıştırdığım diyalogları, en sonunda belki uyuduğumuzda bunu anlayacak ip uçları bulabiliriz diyerek konuyu kapatmıştık.

Okur yazar olmasıyla birlikte kitap seçimlerini kendi yapmaya başlamasıyla adını çok beğendiği için kütüphaneden ödünç aldığı Şeker Portakalı’nı içindeki üzüntü verici hikayeye yalnız dayanamadığı için birlikte okumak istemiş ve bir daha seçim yaparken mutlaka kitabın içeriğini anlamak için araştırma yapması gerektiğini hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını fark etmişti.

Küçük Karabalık romanının Çirkin Ördek Yavrusu hikayesini çağrıştırdığı, o dönem meşhur Balık Nemo filminde hafızasını sürekli kaybeden Dori’yle de konuyu birleştirerek; neden yazarların kim olduğunu aramak, farklı olmayı anlatırken deniz canlıları ya da suda yaşayanları karakter olarak seçtiklerine kadar giden bugün hala zaman zaman aklımıza gelen sorulardandır.

Okul projesine destek için okuduğu Çocuklar için Atatürk’le Felsefe ise hem Atatürk’ü tanımak hem de kendi benliğimizi araştırmak için oldukça etkili bir içeriğe sahipti.

Harry Potter serisi başlı başına felsefeye imkan tanıyan kitaplar ve filmler. Narnia Günlükleri de fırsatlarla dolu başka bir seri.

Sol Ayağım, Çocuk Kalbi hayata dair pek çok konuyu sorgulayabileceğiniz ama deneyimime göre en önemlisi vazgeçmeden hayatı anlamlı kılmaya çalışarak var olmak sorularını tetikleyebilecek kitaplar.

Çizgi romanlar her zaman iyilerin kazandığı ve adaletin yerini bulduğu bir dünya, adil olan olmayanı, iyiliği kötülüğü merkezine alabilecek felsefi diyaloglara açık.

Sophie’nin Dünyası ise beyin yakıcı açık felsefi sorularla dolu tam bir rehber kitaptır.

Çocuklara güzel bir dünya bırakamayacaksak, gelecekte güzel bir dünya olması için iyi çocuklar yetiştirmek biz ebeveynlerin katkısı olmadan mümkün değildir. Konuya bu açıdan bakarsak, çocuklarımızın ve çocuklarımızla birlikte biz ebeveynlerin filozof olması bir zorunluluk mudur?

Abide Tekelioğlu

BİR CEVAP BIRAK