Çocuklar ne ister?

Çocuklar ne ister?

195
0
PAYLAŞ

Bu soruyu birisi bize sorduğunda cevaplarımız hazırdır çoğu zaman, “Bilgisayar, cep telefonu, gezmek, alış veriş, arkadaşlarıyla olmak” gibi. Ve ekleriz “hiç bitmiyor istekleri …”

Biraz düşünenler şöyle cevaplar verir . “ Sevgi, ilgi..” Güzel… Düşünenler gurubunu en azından çocuklarını önemseyenler olarak kabul edelim. Sevgi ve ilgiyi anlatın dediğimizde kolayca anlatırlar.

“Biz çocuğumuzu çok seviyoruz. Bir kere ne almak istiyorsa izin veriyoruz. Her yıl tatile götürüyoruz. Arkadaşlarıyla vakit geçirmesine izin veriyoruz. En iyi okula gönderiyoruz. Okulu ve dersleriyle her zaman ilgileniriz. Sınavlarda başarılı olması için özel dersler aldırıyoruz. Şu kursa gönderiyoruz, bu eğitimi alıyor vs.” Sevgi ve ilgi dedikleri doğru düşünüp yanlış uyguladıkları yöntemlerle sevgi ve ilgilerini gösterdiklerine hiç şüphe yok. Ama tüm bunların içinde duygu yok ki…

Sevgiyi ve ilgiyi para ödeyerek kısa süreli kiralama denir buna.

Şimdi sorabilirsiniz, peki çocuklar ne ister?

Fark edilmek……

Sadece bu, bu kadar basit.

Size heyecanla gelip anlatmak istediği bir şey olduğunu söylediğinde, elinizde ne varsa bırakıp tam gözlerinin içine bakarak orada o anda onu fark etmenizi ve dinlemenizi isterler. Onun o anda yaşadığı heyecanı anlayabilmek için çaba gösterdiğinizde onu fark etmişsinizdir. Bu, “seni görüyorum senin duygularını paylaşıyorum ve ben hep buradayım” demektir, onun hayatında. İşte o zaman onu görmeye başlarsınız. Ve bir çocuk varlığının görülmesiyle fark edilir. Başımızı çevirmeden verdiğimiz cevaplar, “evet anlıyorum” diye aslında lafı ağzına tıkamalar çocuğun varlığını yok etmekten başka bir şey değildir.

Çocuğun yaptığı yaramazlıklar, kardeşiyle didişmesi, bir şeyleri döküp kırması, zayıf notlar, aşırı yemek yemesi ya da hiç yemek yememesi yani tüm sizin kızıp söylendiğiniz ve hatta cezalandırdığınız durumlar aslında çocuğunuzun çığlığıdır. “ Ben buradayım, gör ve fark et beni” demesidir. Çünkü sadece o zamanlarda çocuğunuzun gözlerine bakar, onun varlığını fark eder ve muhatap olarak görürsünüz. Ve çocuğunuz sadece bu kadarcık bakış için tüm olumsuz ve üzücü davranışlarınıza göğüs gerer. Çünkü o an ordadır, sizin karşınızda ve sadece o vardır.

İçiniz acıdı mı? Başkalarını üzmemek, kırmamak adına alttan aldığımız zamanları. Dilimizin ucuna kadar gelen acı sözcükleri nasıl yuttuğunuzu hatırladınız mı? Ne için ? “Sadece aramız bozulmasın, aman şimdi üzülmesin”, ya da popüler ifadeyle, “psikolojisi bozulmasın”…

Her şeyden ve herkesten farklı tuttuğumuz, sevdiğimiz, koruyup kolladığımız üzerine titrediğimiz lafa gelince “onun için canımı veririm, o benim aldığım nefesim” diye konuştuğumuz yavrularımızı biz fark etmezsek bu dünya da bizden başka kim fark edebilir?

Fark edilen çocuk, fırsat verilen çocuktur. Fırsat verilen çocuk, öğrenen çocuktur. Öğrenen çocuk başaran ve mutlu olan çocuktur.

Sevgiyle kalın…

Serpil Ünal
Öğrenci, Eğitim ve Aile Koçu