Çocuğunuzun Okul Başarısı ve Geleceği İçin Kaygılanıyor Musunuz?

Çocuğunuzun Okul Başarısı ve Geleceği İçin Kaygılanıyor Musunuz?

86
0
PAYLAŞ

“Çalışmazsan İlerde Pişman Olursun”

Öncelikle 12-18 yaş arası genç bireylerin; yaşam deneyimlerinin yetişkinler kadar birikmiş olmadığını ve “pişmanlık deneyimleri” konusunda anne babalar gibi bir hafızaya sahip olmadıklarını unutmamak gerekir. Kendilerine yapılan gelecek hakkındaki konuşmalardan etkilenmemeleri bu yüzdendir. Anne babalar ise yaptıkları uzun nasihat konuşmalarından, kendi hayatları ve insanları bekleyen zorluklar hakkında verdikleri örneklerden etkilenmeyen çocuklarının duyarsız, umursamaz, sorumsuz vb özelliklere sahip olduklarından endişe etmeye başlıyorlar. Böylece birbiriyle empati kuramayan bu iki taraf zamanla yıpranıyor ve ilişkileri zarar görmeye başlıyor. Bu kopmanın yaşanmasından sonra çoğu aile, çocuklarıyla tekrar gerçek bir iletişim kurabildiklerinde çocuklarının 25-26 yaşlarına gelmiş olduğunu görüyorlar. Yani genç bireyler kendi hayat derslerini çıkarmış, kendi pişmanlıklarını oluşturmuş ama öte yandan hayatlarına yapacakları yatırım için uygun zamanı da geride bırakmış oluyorlar.

Çocuklarımızı doğru yönlendirmek için nasıl bir yolu takip etmeliyiz?

Uzman tavsiyesi olarak sürekli duyduğumuz ve artık içi boşaltılmış kavramlar olarak algılamaya başladığımız: “verimli çalışma, planlı yaşama, motivasyon, sorumluluk duygusu kazanma, hedef belirleme… vb” gibi vasıfları çocuklara nasıl kazandıracağız?

Öğrenci koçluğu, çocuğun iletişim kanallarına hangi dolaylı yollardan geçerek ulaşılabildiğini kapsayan bir çok teknikten oluşur. Bunların bir çoğunun dayandığı ortak nokta aynı: insanları belli bir amaç doğrultusunda harekete geçmek üzere arayışa itmek, yani “farkındalık”.

Anne babalar çocuklarının okul hayatında başarılı olup, çok geç olmadan gerekli ders ve başarı altyapısı kazanmaları için onları motive etmenin yollarını arıyorlar. Bunun için her yolu denediklerine inanıyorlar. Kimi zaman belli bir başarı ya da istenen davranışı yerine getirmesi karşılığında “ödüllendirme” şeklinde (çalışırsan gitmene izin veririm, kazanırsan istediğin telefonu alırım vb); kimi zaman da istenmeyen davranışları engellemek üzere bazı kısıtlamalar getirme şeklinde (telefonunu elinden almak, bilgisayarı kaldırmak vb) motivasyon sağlamayı deniyorlar. Oysa, özellikle genç beyinlere; belli bir başarı ya da amaç için bu denli “ya hep ya hiç” seçenekleri sunmak uzun süreli motivasyon sağlamada etkili olmuyor. Bunun yerine öğrenciye kendi ikna süreçlerini, kendi arzularını doyurmakla ilişkilendirilmiş gerekçeleri hissettirmek daha etkili bir sonuç veriyor.

“Ödül ve Ceza” değil; “Heves ve Arzu” kazandırma

Bu açıdan “bilinçsiz motivasyon”, Sigmund Freud’un insan davranışı teorisinde belirgin bir rol oynar. Freud’a göre, insan davranışının çoğu, bilinçsiz ve bastırılmış halde bulunan arzuların davranışları belirlemesiyle meydana gelir. Freud, insan zihninin “doğrudan kullanılabilen minik bir bilinçli bölümden” ve “davranış belirlemede çok daha önemli rol oynayan geniş bir bilinçaltı-bilinçsiz bölümden” oluştuğunu vurgular. Örneğin; arkadaşları arasında önemli bir yeri ve statüsü olan, buna bağlı ego-merkezli (ego-centric) reflekslere sahip bir öğrenci, önceki senelerden ders altyapısı olmadığı için çalışsa da başarılı olamayacağına, sınavı kazanamayacağına inanır. Ve buna bağlı bir bilinçaltı etkiyle şöyle bir davranış benimsemiş olabilir:
“Başarısızlık duygusunu, çalışıp da elde edilememiş bir yetersizlik olarak hissetmektense, çalışmadığım/ umursamadığım için ortaya çıkan bir sonuç olarak insanlara göstermeyi tercih ederim.”

İşte danışmanlık ve koçluk süreçleri öğrencinin bu içsel inançlarını, mekanizmalarını yeniden düzenlemek, verimli bir davranışa yöneltecek bilinçliliği oluşturmak ve gerçek bir özgüven hissettirmek için gereklidir. Bu nedenle de doğaçlama bir şekilde yapılan nasihatlerle öğrencilerden başarı beklemek, bir yönüyle “henüz ne için ve nasıl çabalayacağını” öğretmediğimiz birinden mucize yaratmasını beklemeye, tavla oynamayı bilmeyen birinden zar tutmasını istemeye benzer.

Ozan RONA
Eğitim Koordinatörü & Öğrenci Koçu

BİR CEVAP BIRAK