“Çocuğumun bir kardeşi olmalı mı?”

“Çocuğumun bir kardeşi olmalı mı?”

138
1
PAYLAŞ

Geçtiğimiz günlerde benden koçluk alan bir danışanımın konusuydu, “çocuğumun kardeşi olmalı mı, olmamalı mı?”

Anlattıkları arasında aslında bir çoğumuzun aşina olduğu, yakınlarından belki sıklıkla duyduğu veya bizzat yaşadığı o ikilemler silsilesi vardı.

“Çocuğuma kardeş yapmalı mıyım?”

“Ya diğerine sağladığım şartları ona sağlayamazsam”

“Aslında benden çok eşim istiyor”

“Benim de kardeşlerim var, o yüzden kardeşsiz büyümemeli”

“Bu dünyaya bir çocuk daha getirilir mi acaba?”

“Annem bir çocuğa daha bakmayacağını söyledi, peki ya güvenilir bakıcı nasıl bulacağım?”

“Henüz daha yeni toparlamıştım, şimdi yeniden o uykusuz geceler, bitmeyen gazlı dünyalar ve özgürlüğümün kısıtlanması duygularını bir kez daha nasıl yönetirim?”

Bu konuyu verilmesi gereken bir “karar” olarak görenler, bu konuda karar verme aşamasında olanlar, henüz karar verememiş olanlar, dönüp dolaşıp aynı kısır döngüde sorularına cevap aramaya devam edenler.. Ve bu arada geçip giden, bir daha yerine konmayacak zamanlar…

Hiç kuşkusuz bu konu da herkes için farklı bakış açısı ihtiva eden, her bir “anne” veya ”baba” adayının kendine göre sebeplerinin olduğu, nihayetinde tek bir doğru olmadan pek çok farklı yaklaşımla, kişilerin tercih ve isteklerine göre ele alınması gereken bir konu. Evlat sahibi olanlar mutlaka çocuğun onlar için ifade ettiği anlam konusunda çoğunlukla ortak bir dili konuşuyor olacaklardır. Ancak, insanların bilinç düzeyi, kendilerinin gerçekten ne istedikleri, kendi değerlerine, imkanlarına, fiziksel veya duygusal koşullarına göre ne hissettiklerini bilme, anlama süreçleri ve boyutları farklılık gösterebilmekte.

Bense, bir abla ve tek çocuk annesi olarak, kardeşle büyümenin çocuklukta ve yetişkin hayatta ne kadar “kıymetli” olduğunu deneyimlemiş biri olarak, çocuğumun eğer gelecekte bir kardeşi olamasa bile kardeşi gibi dostlarının olduğu bir ortamda büyümesini bütün kalbimle diliyorum.

Arada kan bağı yokken, neyin ne kadar aynı olabileceğini düşündüğümde de gözümün önüne aynı kandan olup düşman gibi yıllarını geçiren insanlar geliyor ister istemez. Dolayısıyla sadece “yalnız büyümesin” minvalinde düşünerek kardeş yapmak kime ne ifade eder, bu da kesinlikle ayrı bir tartışma konusu.

Kendi adıma, gönül ister ki benim çocuğum, canından, kanından olmasa bile, kardeş gibi sevsin başkalarını.

Bir elmanın iki yarısı olamasalar da, o elmayı bölüşmeyi bilebilsin.

Sarıldıkları zaman kalplerinin üst üste geldiği, birbirlerinin yüreklerine gerçekten dokunabildikleri insanlar kaplasın hayatını.

Zor zamanda yanında yürüyebilen, kolaylarda ise sevincini kendine olmuş gibi yaşayan insanlar..

Ruhuna iyi gelen yoldaşları olmalı insanın.

Bazen söz bitiğinde tek bir bakışla içini okuyabilen, durması gerektiği yeri bilip gerektiğinde kalk deyip sürükleyebilen..

Yeri geldiğinde çatışan, yeri geldiğinde çok uç fikirleri dahi masaya koyup tartışabilen, sonucu aynı yere varmasa da, sonuçta baktıklarının aynı batan güneş olduğunu bilerek..

Empati kurma yoksunluğundan bin ışık yılı uzaklığında, farklı bakış açıları olabileceğini kabul edip, bu farklılıklardan öğrenim kazanmayı en büyük çıkarım sayabilen..

Hayatınızın içine aldığınız insanları düşünün. Size iyi gelen, birlikte olmaktan keyif aldığınız, sizi “gerçekten” dinleyen, size “anlaşıldığınızı” hissettiren, sizinle aynı görüşte olmasa bile sessizce yanınızda yürüyen kaç kişi var? Ne kadar çok şeyin ne kadar fazla suni, kötü ve sığlaşmış olduğu günümüzde samimiyete dair bir şeyler bulabildiğiniz, enerjisi her daim yüksek olan, gözleri size ışıldayarak bakan kaç insan? Paylaştıkça hafifleyen yükler, anlattıkça rahatlayan beyinler, ağladıkça boşalan içler, kendimizi yanındayken dünyanın en güvenli yerinde hissettiğimiz, yaydıkları o pozitif enerjiyle, bir sesle, bir mesajla veya bir dokunuşla günümüzü aydınlatan o insanlar… Bunları okurken yüreğimden geçen, aklıma düşen tüm dostlarım… İyi ki varsınız..

Ve siz bunları okurken ilk kimler geliyorsa aklınıza , hadi arayın onları, koşun ve sarılın eğer yakınlarınızdaysa.. Çünkü insan gibi insan, kardeş gibi dost biriktirmek belki de en kıymetlisi şu dünyada…

Selin ARTUN TAŞ

1 YORUM

BİR CEVAP BIRAK