Cesaretin Gücü

Cesaretin Gücü

113
0
PAYLAŞ

“Yapabildiğiniz ya da düşünebildiğiniz her ne ise, başlayın!
Cesaretin dehası, kudreti ve büyüsü vardır.”
Goethe

Huzurlu bir akşam, neşeli bir dost meclisi, masa başında kadehler, ağızlarda şarkılar… Her şey yolunda, herkes mutlu… Gecenin sonu yaklaşırken, sesi kısılmış müzik yerini usulca bırakıverir yüreklerin suskunluğuna. Tüm konuşulamayanlar, vazgeçilmişlikler, gitmek isteyipte gidilemeyen yollar, yapmak isteyipte yapılamayanlar, kelimelerin anlamsız kaldığı saatlerde, yerini suskunlukta bulur şimdi. Bir süre sonra, içlerinden biri, bu hüzünlü suskunluktan tedirgin olur, içinin acıyan yerleri ile yeniden göz göze gelmek zordur çünkü, sahte bir coşku ile; “Ne oldu yaa niye sustu herkes, hadi boşveriiin, eğlenceye devam” der. İçlerinden başka biri, içinde kalmış son cesaret kırıntısı ile; “Ben aslında tiyatrocu olmak istiyordum, ama işte annem bu fikrimi duyduğunda öyle bir tepki verdi ki bir daha dile getirmeye cesaret edemedim” deyiverir. O son cesaret kırıntısı işe yarar, güç bulur diğerleri de. Dökülür ortaya tüm yarım kalmışlıklar. Cesaret bulaşıcıdır…

Tanıdık geldi mi bu hikâye? Böyle bir akşam yaşamamış olsanız bile, cesaret edemedikleriniz ile yüzleştiğiniz anlarınız olmuştur çok kere. Çünkü sistem ya da hayatın düzeni dediğimiz şey, korkular ve kaygılar üzerine kurulu değil mi biraz? Dünya ya geldiğimiz andan itibaren yazılı olmayan ama herkes tarafından kabul görmüş belli kurallar bütününün içinde buluveririz kendimizi. Aile içerisinde önce cinsiyetimiz ile ilgili belirlenmiş roller dayatılır. Kız çocukları bebek, erkek çocukları araba oynar gibi ayrımlar rollerimizi pekiştirmemizi sağlar. Okul çağına geldiğimizde ise zekâmız derslerimizde ne kadar iyi notlar aldığımız ile ölçülür, yeteneklerimiz, yetkinliklerimiz, hayallerimiz, mizacımız hiç hesaba katılmaz bu kriterde. Meslek seçiminde ki en önemli unsur para kazanabileceğimiz, herkes tarafından kabul görmüş bir meslek olması şartı vardır önümüzde. O mesleği icra ederken mutlu olup olmayacağımız sorulmaz bile. Sonrasında da evlenip çocuk yapmamız beklenir, aşk, sevgi ya da çocuk sevgisi değerlerimizin olup olmadığına bakılmadan. Olurda içimizden biri kurulu düzene uymaz ise, aykırı ilan ediliverir.

Hayatımızı hiç sorgulamadan, ben kimim ne istiyorum diye sormadan geçirdiğimiz yıllarda çok mutsuz sayılmayız aslında. Ne zaman ki yüreğimiz ile baş başa kalırız o zaman içimizdeki ses usulca fısıldar bize mutsuz olduğumuzu. Çoğumuz bu sesi duymamazlıktan gelir bir süre, baktı olmuyor bahaneler üretmeye başlar, kurban rolü rahatlatır. Kolaydır suçu düzene, annene, patronuna ya da sevdiklerine atmak. Zordur, kendine yolculuk, cesaret ister. Gerçekten kendi sorumluluğunu almak, başarısızlık olarak nitelediklerinin aslında sana verilmiş bir fırsat olduğunu görmek, kendin için, sevdiklerin için hatta tüm dünya için yapabileceklerini düşünmek sarsıcıdır kabul ama ne kadar dönüştüren, geliştiren ve özgür kılan bir alan olduğunu fark ettiğinizde, zor da olsa değer olduğunu görürüsünüz.

Hayal kurmak kaç yaşına gelinceye kadar mümkün? Yok değil mi cevabı, çünkü yaşadığımız müddetçe hayal kurmak bizim en güçlü yanımız. Umut olmazsa yaşam da yok çünkü… Hadi şimdi tam da şu an, tüm öğretilerinizden, tüm düzenin size belirlediği modellerden, tüm mahalle baskılarından sıyırın kendinizi. Neyi tutku ile istediniz? Neydi size olduğunda, tamam şimdi tam oldu hissi veren? Bulduğunuz cevap için, uğruna tüm bedelleri ödemeye, tüm sorumluluğu almaya var mısınız? İçinizde ki o inanılmaz güç ile neleri keşfedeceğinizi bilmek istemez miydiniz? Bilinçaltımız bir şeyi hayal ettiğinde bunun gerçek mi hayal mi olduğunu bilemiyor. Öyleyse nedir gerçek? Sadece ve sadece yapabileceklerinize inancınızdır gerçek olan. Sımsıkı, sarsılmaz bir inanç ile istediğinizde hiçbir şey imkânsız değil!

Cesaret, inandığınız ve sizi siz yapan değerlerinizi beslemek için yaptığınız her şeyde, sizi bir adım öne taşıyandır. Cesaret, vazgeçmek için bir sürü bahaneniz varken, sonunda elde edeceğiniz müthiş hazzı düşünüp direnmenin verdiği güçtür.

Mark Twain’nin dediği gibi;
“Cesaret, korku yokluğu değil, korkuya direnmek, korkuya hükmetmektir!”

Sevgi, umut ve barış ile…

Buket Özbek
Yaşam ve Öğrenci Koçu
NLP Master

BİR CEVAP BIRAK