Carl Jung’a göre mutluluğa giden yol…

Carl Jung’a göre mutluluğa giden yol…

158
0
PAYLAŞ

Bugüne kadar mutlulukla ilgili çok şey yazılıp çizildi. Mutluluk arayışına dair yazılar, mutluluğun aranarak bulunan bir şey olup olmadığına dair yazılar, mutlu olmak gerekip gerekmediğine dair yazılar… Mutluluk ile ilgili yazıları tararken, psikoloji ve psikiyatri ile uğraşanların yazdıkları çok daha ön planda oluyor kuşkusuz. Hele de dünya çapında isim yapmış olanların düşünceleri, beynimizin işleyişine ışık tutması açısından büyük önem taşıyor. Hal böyle olunca, Freud’un öğrencisi olarak bilinen ancak tüm teorilerinde onunla aynı fikirleri paylaşmayan ünlü psikanalist Carl Jung’un mutluluğa dair savlarından bahsetmek istedik.

Carl Jung’a göre bizi mutlu eden 5 temel etken şunlar:

Fiziksel ve ruhsal açıdan sağlıklı yaşamaya dikkat etmek

Sağlıklı yaşam konsepti özellikle son yıllarda çok popüler. Vegan yaşam, şekerden uzak durma, laktoz ya da gluteni azaltma, düzenli egzersiz yapma gerekliliği, organik tarım, gezen tavuklar gibi pek çok konu her daim gündemimizde. Ancak fark ettiniz mi, bunların hepsi fiziksel sağlığı artırmaya dair öneriler. Sadece egzersizin endorfin artırıcı, dolayısıyla mutluluk ve iç huzurunu yükseltici etkisinden bahsediliyor, o da seyrek olarak.

Carl Jung, kendi rahat ve huzurumuzu düşünmenin mutluluğu yakalamakta etkili olduğunu savunuyor. Sizi içten içe rahatsız eden, size yük olan durumlar, işler, insanlar varsa onlara bir de bu gözle bakın. Nasıl ki kişisel özgürlüğümüz başkalarının özgürlük alanını ihlal ettiğimiz noktaya kadar sürebiliyorsa, mutluluk adına kendimiz ve isteklerimiz konusunda da birazcık bencil olabilmeliyiz.

Güçlü ilişkiler kurmak

Sosyal bir varlık olan insan, gerek özel gerekse de profesyonel yaşamında etrafındakilerle olumlu, karşılıklı bir alışverişe ve desteğe dayalı ilişkiler kurduğunda daha mutlu oluyor. Herkesle her an anlaşmak ve her konuda onlara katılmak zorunda değiliz elbette, ancak biraz fedakarlık ve empati ile orta yolu bulmayı başarabilmeliyiz. Carl Jung’a göre, hayatını yapayalnız geçiren, herkesi çevresinden uzaklaştıran insanlar bu durumdan pek de mutlu görünmüyorlar. 

Antik Yunan filozofu Epicurus da mutluluk arayışında benzer bir sonuca ulaşmış, verimli bir kalabalık ile mutlu olunduğunu ileri sürmüştü.

Yavaşlamak ve güzellikleri içimize çekmek

Hayat bu kadar hızlı akıp giderken kaçırdığımız güzelliklerin o kadar farkında olmuyoruz ki… Stres seviyemizi azaltmak ve mutlu olmak için Carl Jung’un önerisi, durup biraz kendi içimize bakmak. “Ancak kalbimize bakabildiğimizde dış dünyaya dair rüyalarımız da gerçekleşebilir” diyen Jung, güzellikleri görmenin yavaşlamakla ilgisi olduğunu düşünüyor.

Hayatımıza anlam katacak şeyler yapmak

Hepimiz yaptığımız işten memnun değiliz. Her ne kadar insanın sevdiği işi yapması gerektiğine inanıyorsak da, yaşadığımız dünya ve sahip olduğumuz ekonomik koşullar, para kazanmak için yaptığımız işin en sevdiğimiz şey olmasını engelliyor olabilir. Ancak hayatımıza anlam katacak bir şeyler bulmak, iş dışında da mümkün. Yazı yazmak, fikirlerinizi dünyaya yaymak mı istiyorsunuz? Deneyin. İnsanlara yardım eli uzatmanın sizi rahatlatacağını ve mutlu edeceğini mi düşünüyorsunuz? Hemen bir sivil toplum kuruluşunda gönüllü olabilirsiniz. 

Carl Jung “İnsanlığın temel amacı, var oluşun bilinmezliklerle dolu karanlığında bir anlam ışığı yakmaktır” demiştir. Yani anlam verdiğimiz bir şey yaparak hayata, dünyaya ve insanlığa bir katkı sağladığını görmek.

Bir şeylere inanmak

“Tüm düşüncelerimin, gezegenlerin Güneş etrafında döndüğü gibi Tanrı ile ilgili olduğunu, ona doğru yöneldiğini hissediyorum. Bu çekime karşı çıkmak en büyük günah olurdu” diyen Carl Jung, bir bilim insanı olsa da Tanrı’ya olan kuvvetli inancın hayata anlam getireceğini düşünüyordu. Jung’a göre ölümden sonra hayat olduğuna inananların kendi hayatlarını daha verimli geçirmeleri bir nevi ölümsüzlük hissinden kaynaklanıyor. Bu, listedeki belki de en tartışmalı madde olduğundan, Carl Jung’a katılıp katılmamayı size bırakıyoruz.

Kaynak:HackSpirit