Can Kenarıydı Bileti…

Can Kenarıydı Bileti…

168
3
PAYLAŞ

Kalkmasına son 5 dakika kala yetiştiğim otobüse nihayet yetişmiştim. Ne zaman otobüs yolculuğu yapsam bilet alırken sorulan cam kenarı mı koridor mu sorusuna karşılık Cemal Süreyya’ nın “Kes yüreğine giden bir bilet Can kenarı olsun” dizelerini hatırlar ve cam kenarı bilet isterdim. Bu sefer cam kenarı olmasa da ön koltuktu en azından. 

Otobüse yetişmenin verdiği huzurla koltuğuma yerleştiğimde yan komşumun;

“Otobüs kaçta kalkacakmış kızım?” Sesini işittiğimde işte yol boyunca hiç susmayacak yol arkadaşı dedim içimden.  Saat 11 00 de kalkacaktı sanırım birazdan hareket eder dedim. Yol boyunca okuyacağım kitaba kilitlenmişken geveze bir yol arkadaşı hiç de planladığım bir durum değildi doğrusu. Fakat cevap vermek için döndüğümde endişeli gözleriyle karşılaşmak beni meraklandırmıştı.  Böyle anlarda merak işleri genelde daha zor bir duruma sokar.  Fakat üst üste gelen saat kaç sorusu ve otobüsün koltuğuna onu yerleştirmeyen huzursuzluk merakımın çoğalmasına neden oldu. Ve işte zirve… Merak seviyem dayanma sınırının üzerine çıktı. Hadi hayırlısı…

“Sanırım yetişmeniz gereken acil bir durum var umarım önemli bir şey yoktur!” dedim. Kocaman yutkundu. Gözleri doldu. Öyle ki onun için çok hassas bir yere dokunduğumun tüm işaretleri yüzündeydi.

“Aaaaahhh kızım..” dedi “sorma!”

Sorma ifadesindeki olumsuzluk hali beni hep düşündürmüştür. Çünkü olaylar karşısındaki çaresizlik ve çözümsüzlükle beraber hem anlatılacak olanın yoğun duygu durumu hem de anlatıcının yaşadığı çıkmaz ruh halini barındırır içinde.

Fadime teyze başladı anlatmaya,

“Yüreğim bulgur kazanı gibi kaynıyor kızım aradığından beri. Ana yetiş dedi. Yetiş ki canıma kıymayayım. Yetiş kurtar beni… Dayak yemiş kocasından evire çevire dövmüş yine. Ankara’ya kızımın yanına gidiyorum. Bilmem ki yetişir miyim? Anam derdi hep KIZLARI ANALARININ KADERİNİ YAŞAR  diye. Benim anamın kaderini yaşadığım kesin de kızım anamla benim kaderimi yaşıyor ya ona üzülüyorum. Yüreğim bulgur kazanı gibi kaynar durur. İstanbuldan Ankaraya kaç saatte gider ki bu otobüs?”

Sustuk bir süre… Suskunluk kocaman bir kaya parçası olup yerleşti boğazımıza. Sonra yol boyunca annesini, kendini ve kızının yaşadıklarını anlattı kâh ağlayarak kâh gülerek…

Anlatılanlar ve bu üç kadının yaşamı o kadar benzer ve o kadar birbirinin aynıydı ki. Lanetli bir miras dememek için zor tuttum kendimi?

Kızlar annelerinin kaderini yaşar, zaten bütün odun erkekler beni buluyor, hangi işe elimi atsam kuruyor, işyerindeki terfi için ne zaman heveslensem mutlaka bir terslik oluyor, bütün güzel kadınlar çirkin erkeklere âşık olur…

Siz de anama benzemeyim diye dua edip, ta kendisi olanlardan mısınız? Merak etmeyin çözüm var her birine… Önce benzeyen kim bir bakın! Benzemek isteyen, benzemek istemeyen bir ayırın kendinizi… Sonrası farkındalık.

Sizin listeniz de neler var ananız gibi olmak istemediğiniz? Mutluluk ve başarı için hangi engelleri koydunuz kendinize?

Mutlu olmak için içimizde yarattığımız düşünce kalıplarımızı kırmamız gerekiyor. Lanetli miras varsa biraz çaba ister farkındalık. Bir bakın bakalım, o lanette nasıl bir hediye var. Neyi göremiyorsunuz?  Mutluluk için bu yolculuğa çıkmaya değer, eğer kendinizi seviyorsanız.

İki alternatif var. Ya Fadime Teyze gibi “Bir bilet Cam Kenarı” ya da “Cemal Süreyya’nın dediği gibi kes yüreğine giden bir bilet can kenarı olsun”

Bizim yolculuk merakla başlayan bir “Can Kenarı” oldu bu sefer… Umarım kızı da kendi de afiyettedirler. 

3 YORUMLAR

  1. Sevgili Tuba çok güzel, samimi ve kalbe dokunan bir yazı olmuş. Ellerine sağlık…

Comments are closed.