Büyük Tehlike: Hissizleşmek

Büyük Tehlike: Hissizleşmek

103
0
PAYLAŞ

Her insanın karışık duygular yaşadığı zamanlar olur. Birinden hem nefret ettiği hem de o kişiye sevgi duyduğu… Bir şey için çok heyecanlıyken aynı zamanda ona isteksizce yaklaştığı… Peki ya, hiçbir duyguya sahip olmamak? Hissizleşmeyi, son dönemin en büyük sorunlarından biri olarak değerlendirirsek bakın nelerle yüzleşiriz!

Her insanın karmakarışık duygular içinde olduğu günleri vardır. Gülerken ağlamak istediği, kızarken sarılmak istediği… Bazen, hem nefretle bakar birine hem de aşk dolu gözlerle. En kötüsü ise hiçbir şey hissetmemektir. Duyguların değersizleştiği, sevincin ya da öfkenin, mutluluğun ya da hüznün anlamsızlaştığı durumlar…  

Her şeye “eyvallah” demeye başladık

Artık çevremizdeki birçok kişi bu sorunu yaşıyor. Herkes duyguların anlamını yitirmiş durumda, her şeye karşı “eyvallah“ demeye başladık ve bu alışkanlık haline geldi. Sorgulamak ya da sorgulanmak istemiyoruz. Değer kavramı son dönemde o güçlü anlamını kaybetti. Sevmeyi unuttuk, sevilmenin de kıymetini bilmiyoruz. Hissizleşmek, tam da bu durum aslında. Yoğun iş temposu, kalabalık ortamlar, birbirinden kopuk yığınlar… İnsanlar birbirini daha az görmeye ve daha az vakit geçirmeye başladıkça, birbirlerinden uzaklaşıyor. Çiftler bile birbirlerine o kadar yabancı oldular ki fiziksel temas sadece yatak odasında kalıyor. Bu da evliliklerin sonunu hazırlıyor.

Hissizlik depresyona dönüşebilir

Depresyon, kişilerde görülen ruhsal zemin kaymasıdır uzmanlarından Psikolog Barış Yılmaz, hissizleşme durumunun bir ruh sağlığı sorununa evirilebileceğinin altını çiziyor. “Depresyon halindeki kişilerde, gün boyunca uyuma isteği, yataktan çıkmama, sadece evde vakit geçirme, sürekli yorgun hissetme, iştah bozukluğu gibi problemler görülür. Kimseyle iletişim kuramamak ve bir şeyler paylaşamamak, kişiyi daha zor günlerin içine sokar” diyen Yılmaz, hissizleşmenin hem hayatımızı hem de ilişkilerimizi olumsuz etkileyeceğini önemle vurguluyor.

En büyük neden iletişimsizlik

Hem ikili ilişkilerde hem de toplumsal anlamda artık herkesin duygusuzlaştığını ifade eden Barış Yılmaz, bunun en büyük nedenlerinden birinin iletişimsizlik olduğunu söylüyor. Doğru iletişim kuramamanın ilişkileri çıkmaza soktuğunu anlatan Yılmaz, sözlerine şöyle devam ediyor: “Maalesef aynı hayatı, aynı evi, aynı yatağı paylaşan iki insan birbirleriyle basit bir olayı bile sağlıklı şekilde konuşmayı beceremiyor. Bu noktada empati kurmak son derece önemli. Karşımızdaki kişiyi anlamaya çalışmak göründüğü kadar zor değil. Gerçekten bunu başarabilen ilişkiler hem çok daha mutlu ve keyifli bir hayata sahip oluyor hem de yıpratıcı, incitici ve yorucu günleri geride bırakıyor.”

Kadınlar karşısındaki erkeğe anlaşıldığını hissettiğinde güvenir

İlişkiye daha hassas yaklaşan tarafın kadınlar olduğunu hatırlatan Psikolog Barış Yılmaz, erkeklere şu uyarılarda bulunuyor: “Kadınlar kimi zaman sadece karşılarındaki erkeğin onları anlaması için uğraşır. Bu, onları güçsüz ya da ısrarcı yapmaz. Bu durumda, kadınları sakince dinlemek daha doğru bir tercih olur. Onları anladığınızı hissettirmek için jest ve mimikleri kullanmak da çok önemli. Unutulmamalı ki kadınlar, anlaşıldığını hissettiği sürece karşısındaki erkeğe güvenir ve bağlanabilir.” Erkeklerin hissizleşme durumunda tepkilerinin daha farklı ve sert olacağının altını çizen Yılmaz, doğru bir iletişim kurulduğunda ilişkideki her iki tarafın da mutluluğu yakalayacağını belirtiyor.