Bugünün Anne-Babaları

Bugünün Anne-Babaları

101
0
PAYLAŞ

Bugünün çocuklarının yetişme veya yetiştirme tarzlarını eleştirirken hep anne-babalara eleştiri okları yöneltiliyor. O zaman gelin olaya biraz böyle bakalım: “Bugünün anne-babaları nasıl büyüdü ki çocuklarını böyle büyütüyorlar?” Bu şekilde de düşünmek gerektiğine inanıyorum!

Yetişkinliğin kodları mademki çocuklukta atılıyor, bugünün ebeveynlerinin kodlarının yazıldığı zamanlar nasıl bir çevre vardı, nelerle karşılaştılar?

Her bireyin deneyimi, öğrendiği, aynı evde büyüdüğü kardeşi ile kendisi arasında bile farklı yansımalar bıraktığı için kendisine özeldir, ayrıdır, farklıdır. Ve gün gelip evlendiğinde, evlilikten doğan çocuğu da kendi deneyimleri ile hatta öğrendikleri ile büyütmeye çalışırlar. Aslında olay da burada başlar. Bugünün anne-babaları da 1980’li yıllarda yani Türkiye’de bugünkü anlamda televizyon yayıncılığının gündelik hayata yeni yeni girdiği, renkli televizyonun yeni yeni başladığı, bilginin sadece devlet kanalından öğrenildiği bir dönemde büyüdü. Radyo tiyatroları ile hayal dünyasını genişletmeye çalışan, sokakta çizgi oynamanın, ip atlamanın veya saklambacın en popüler olduğu zamanlardı o yıllar. Tabii ki daha önemlisi, çocuk sokakta kapının önünde, mahalledeki arkadaşları ile oynayabiliyordu… O zamanlar tehlike henüz kapının önüne kadar gelmemişti. Televizyonda radyoda ne duyuyorsa, dünya o idi. Nitekim aynı kuşak darbenin olduğu, kutuplaşmanın çok üst düzeyde şiddetle birlikte yaşandığı bir zaman dilimine de denk geldi. Çalışmak mı? İş, devlette garanti idi. Zira özel sektör dediğimiz kavram henüz sektör değildi bile. Devlet kurumlarında çalışanlar ve çalışmayanlar vardı. “Birisinin yanına çırak olarak girmek” önemli bir dönüm noktası idi gençlik döneminde. Üniversite mi? Azdı. Fabrikalar İstanbul bölgesi dışında daha ziyade devlet fabrikaları idi dolayısı ile çalışanlar ama memur ama işçi olarak “devlete kapağı atmış” sayılıyordu.

İşte böyle bir zaman diliminde iş bulmanın ne denli zor olduğunu bilen o zamanın genel itibariyle anne-babaları, çocuklarını da “okusun da adam olsun” ya da “okusun da evine hanım olsun” fikriyle büyüttüler. İleride bir meslek sahibi olmak için okumak şarttı. “Okumayana kız yok” tu. Yazdığım son cümlelerin hep erkek egemen cümleler olduğunu zaten fark etmişsinizdir bile. O, halen devam eden daha büyük bir yara!

X-Y-Z-BB kuşak kelimelerine girmeyeceğim. Nitekim böyle bir düzen içerisinde de bugünün anne-babaları yani o zamanın çocukları kısacası zor şartlar altında büyüdüler, gerçek manada o zamanın ebeveynleri yani bugünün dede ve büyükanneleri “yemedi yedirdiler, giymedi giydirdiler”.

Zaman geçti, gün günümüze geldi. 80’li, 90’lı yılların anne-babaları bugün torun sahibi oldu, o zamanın çocukları bugün ebeveyn oldular. Roller değişse de yaşananlar değişti mi? Evet! “Biz görmedik, çocuğum görsün” diyen anne babalar oluşmaya başladı. O günün şartlarında geçim zorluğunu evinde az-çok hissetmiş olan çocuklar, bugün çocuklarına hiç hissettirmemek için çabalamaya başladılar. O günün okullarında belki de sıra dayağından geçen, “eti senin kemiği benim” olan çocuklar bugün kendi çocuklarını özel okullarda, ayağı çamura değmesin diyerek eğitmeye başladılar. Ve bugün “vallahi bizim zamanımızda yoktu bu rahatlık” diyerek de itiraf etmeyi sevdiler.

Ama önemli bir detayı kaçırdılar. Eskiden gelir farklılıkları çok fazla iken, artık günümüzde aileler arasında gelir farklılıkları azaldı. Eğitime ulaşım zor ve devamını getirmek de bir o kadar ayrı zorluk taşırken, şimdi eğitim her yerde hatta parmak ucumuzda ulaşılabilir hale geldi. Bir zamanlar lise mezununun işi garanti iken, bugün üniversite mezunu iş bulamaz duruma geldi. Eskiden İngilizcesi olan parmakla gösterilirken, artık anlık çeviri yapan zekâlar gelişmeye başladı. Liste uzayıp gider… Hâl böyle olunca, yeni kuşak ebeveynler de bu tempoya ayak uyduramamaya başladı. Değişim aynı zamanda işinde çalışmak durumunda olan onların da yakalayamayacağı hızda idi.

Ve durum böyle olunca, geçmişte kendisi de çalışarak para kazanmanın değerini bilen anne-babalar biraz daha sektörü takip ettiyse çocuğunu bilinçlendirdi, takip etmediyse “ben çektim, çocuğuma çektirmem” diyerek eliyle yemeğini beslemeye devam etti. Halen devam ediyorlar da. Çocuğunu gerektiğinde parasıyla satın alabilecek bir rahatlığa alıştırdı. Ve bu çocuğa yarar değil zarar vermeye başladı.

Peki, ne olacak? Maddiyatla çocuğunu desteklemeye devam eden ebeveyn ne zamana kadar bunu devam ettirebilecek? Veya bu durum kendi çocuğunun ileride yetişkin olduğunda ne kadar kendi ayakları üzerinde durmasını sağlayabilecek?

Bilgiye çok rahat ulaşabilen, maillerini cep telefonundan daha yatağından bile çıkmadan atabilen, stalklamasını yaptıktan sonra storysinde selfiesini paylaşan bir kuşak yolun yarısında iken, “oğlum o oyunlar sana para mı kazandıracak?” diye soran bir nesilden e-spor ile para kazanan bir gençlik de yola çıktı bile. İş yaşamının zorlukları, iş dünyasının gereksinimleri veya iyi bir kariyer için tek şartın üniversite olduğuna odaklanan bireyin gelecekte kendisini bekleyen iş yaşamının ne olduğuna dair bilgileri bile olmayacak, zira orada da anne-babasının elbet bir çözüm bulacağını düşüneceklerdir diye tahmin ediyorum.

Anne-babaların topyekûn değişmesini beklemek imkansız, zira kodlar çoktan yazıldı. Farkındalık kazanan, aydınlanan veya kendi hayatında önemli bir değişim yaşayanlar senaryoyu değiştirebiliyor. Büyük çoğunluk ise yoluna devam ediyor. Ancak doğrudan gençlerde farkındalık yaratıldığı takdirde, genç neslin yetkinliklerine katkı yapacak davranışlar kazandırıldığı takdirde çok daha farklı bir yetişkin kuşak gelecek ileride. Dolayısı ile bugünün anne babaları ileride dede ve büyükanne oldukları zaman çok daha rahat edecekler belki de…

Umarım…

Serkut Kızanlıklı
Eğitimci-Profesyonel Koç

BİR CEVAP BIRAK