Buda’ya göre ilkel zihninizi eğitmenin yolu

Buda’ya göre ilkel zihninizi eğitmenin yolu

259
0
PAYLAŞ

Buda belki de dünyanın en eski psikologları arasında gösterilebilir. Düşünün ki bundan 2.500 yıl önce, çevresindekilere insan zihni hakkında bir şeyler öğreterek onların kendilerini daha iyi anlamalarını ve acı çekmekten başka bir yol olduğunu görmelerini sağlıyordu. Ancak buna bakarak günümüz popülistlerinin yaptığı gibi Buda’yı Tanrı veya peygamber gibi görmeye gerek yok. O sadece insan doğasının içinde neler olup bittiğini öğretmeye çalışan bir bilge kişiydi. Tüm bu bilgeliği de meditasyon yaparak öğrendiklerinden, kendi deneyimlerinden ve başkalarının davranışlarını gözlemleyerek bulunduğu çıkarımlardan kaynaklanıyordu.

Ünlü yazar, konuşmacı ve insan kaynakları uzmanı BJ Gallaghar’a göre Buda insan zihnini, içi sarhoş maymunlarla dolu bir ortama benzetiyor. Etrafta zıplayan, çığlıklar atan ve bu şekilde sonsuza kadar devam eden bir ortam düşünün. Buda, hepimizin zihninin sarhoş maymunlarla dolu olduğunu ve bu maymunların her birinin ilgi çekmeye çalıştığını tasvir ediyor. En çok sesi çıkanlardan biri de korku isimli maymun; durmadan alarm veren ve her şeyin yanlış gidebileceğini, sürekli tetikte olmamız gerektiğini söyleyen bir ses…

Buda bunları anlattıktan sonra, öğrencilerine zihinlerinin içindeki ilkel ve sarhoş maymunları meditasyon tekniğiyle nasıl evcilleştirebileceklerini öğretti. Zihninizin içindeki maymunlarla kavga etmeniz veya onları zihninizden atmaya çalışmanız boşuna, çünkü hepimiz biliyoruz ki bir şeye ne kadar direnirsek, o şey o kadar kalıcı olur. Bunun yerine Buda her gün sessizce, basit bir meditasyon yaparak zamanla bu maymunların evcilleşeceğini söylüyor. Düzenli meditasyon sayesinde, zihninizin içindeki maymunlar huzura kavuşacaktır.

Buda haklı. Maymun metaforunu bir kenara bıraksak bile, meditasyon zihnimizin içindeki korku, anksiyete, endişe ve diğer negatif duygulara ait sesleri sakinleştirmenin en iyi yolu. Öte yandan, bazen bu duygularla nazik bir iletişim kurmak da onları sakinleştirebilir. Örneğin korkuyu düşünün, belki de zihnimizin içindeki en yüksek sesli duygu olabilir. Herhalde korku duygusuyla aranızda bir konuşma geçse, şöyle bir şey olurdu:

– En kötü ne olabilir?
– Mesela parasız kalabilirsin.
– Peki, parasız kalırsam ne olur?
– Evini kaybedersin.
– Tamam. Evimi kaybedersem kimse ölür mü?
– Bilemiyorum, sanırım ölmez.
– O zaman bu sadece bir ev. Yaşayabileceğim başka yerler de var değil mi?
– Evet, öyle de denilebilir.
– Tamam, o zaman bu noktadan sonra evimi kaybetme ihtimalimle yaşamayı öğrenebilir miyim?
– Evet sanırım öğrenebilirsin.

Bu konuşma genellikle böyle sonlanır. Konuşma bittiğinde korku duygusu hala oradadır ama artık sakinleşmiştir. Artık hayatınıza, rutinlerinize geri dönebilirsiniz.