BU PAZARTESİ REJİME NÖROPLASTİSİTE İLE BAŞLAYIN

BU PAZARTESİ REJİME NÖROPLASTİSİTE İLE BAŞLAYIN

81
0
PAYLAŞ

Hayatınızda kaç kez spora başlamak veya kilo vermek için pazartesiyi beklediniz?

Her pazartesi söz diyerek ucu kaçırılan hafta sonu keyifleri, sonrasında pazartesi spora başlıyorum zaten diye kendinizi avutmanız…Kaç hafta böyle geçti?

Her gün gazetelerde diyet listelerine, sosyal medya hesaplarında iyi yaşam tarifleri verenlere, pilates ile forma girenlere bakıp bakıp “Tamam bak bu sefer başlıyorum” diyoruz.

Aslında fazla kaçırmanın veya hareketsiz yaşamın zararlı olduğunu biz herkesten daha iyi biliyoruz bilmesine de, ne oluyor da bir türlü başlayamıyoruz?

Ne sebebimiz var ertelemek için?
Bunun cevabını,
“Ya dayanamıyorum açlığa işte”,
“Benim spora gitmeye vaktim yok”
gibi bilinç üzerinden versek de, aslında cevabı daha derinlerde, bilinç altımızda yatıyor olabilir.

Kendiniz için doğru olduğunu bildiğiniz halde, beyninize o komutu verdirip bir türlü harekete geçemiyorsanız, bunun sebebi o kadar yüzeysel olmamalı, öyle değil mi?

Sizin bile farkında olmadığınız, çocuklukta yerleşen bir takım düşünce kalıpları yüzünden kilo vermeyi bilinç üstünde isteyip, bilinç altında kendinizi engelleyecek bir sürü bahane yaratıyor olabilirsiniz.
Nasıl mı?
Beklenmedik şeylere hazır olun J

Bir danışanım kilo vermek istediğini ancak spora ve diyete ne zaman başlasa en fazla üç gün sürdürebildiğini söylemişti. Bu konu üzerinde çalışmak istiyordu, çünkü 26 yaşında çok güzel bir hanımdı ve artık girdiği ortamlarda “şurada duran kilolu kız” diye tanımlanmak istemiyordu. Diyetisyene giderken bir yandan da neden istikrarını sürdüremediğini sorguluyordu.

Birkaç seans sonrasında bana gözünün önünde şu sahnenin canlandığını anlatırken kendini buldu:
Annesiyle beraber sık sık günlere gidiyordu (Gün tabağını hepimiz biliriz, bayılırız J)
Teyzelerin çoğu bir yandan yiyor, bir yandan da şöyle konuşuyorlardı:

  • Can boğazdan gelir canım, yiyeceksin tabi ki. Bilmem kim geçenlerde hasta olmuş…

Kendisi bunu fark ettiğinde önce gülmeye başladı.
Seni ne güldürdü diye sorduğumda, bana şöyle cevap verdi:

  • Hasta olduğum zamanlarda daha çok yerim, biliyor musun?

Zihnimizdeki kodları, çok küçük yaşlarda oluşturuyoruz. Yaşadığımız bir olay, söylenen bir söz, izlediğimiz bir film veya dinlediğimiz bir şarkı bile bilinç altımızda yer etmiş ve bizi yetişkin olduğumuzda anlam veremediğimiz davranışlara sürüklemiş olabilir.
Düşünsenize, 0-6 yaş arasında sünger gibi bir beynimiz var, ne verilirse emiyoruz.
Ancak şurada yanılıyoruz ki:
Bir insan 7sinde neyse 70inde de O… (buyrun size bir düşünce kalıbı daha J)
…OLMAK ZORUNDA DEĞİLDİR.

Yeni bir şeye başlarken dirençli olmamızın sebebi, zihnimizde bizimle beraber yıllardır olan ve değişmek istemeyen kodlar. Çünkü onlar bizi koruduklarını sanıyorlar.

Nasıl mı?
İşte bakın yukarıda verdiğim örnekte, aslında az yemek yediğinde hasta olacağına dair inancı olan biri var. Yani diyete ve spora başlamayarak, aslında zihni onu hasta olmaktan koruyor.

Peki, zihinsel kodlarımızı kırmak mümkün mü?
Elbette!
Eskiden bilim insanları, beyindeki nöron bağlantılarının sabit kaldığını sanıyorlardı.
Artık biliniyor ki, bilgi akışını sağlayan nöron ağları, siz yeni bir deneyim yarattığınızda yeni bir ağ yaratmaya başlıyorlar. Ve o bilgiyi ne kadar sık tekrar ederseniz, artık zihinsel kalıbınız güçlenmiş ve bambaşka bir inancınız olmuş oluyor.

Bu NÖROPLASTİSİTE denen bilimsel gerçek, araştırmalar sonucunda beynin değiştirebileceği ve gelişebileceği gerçeğini ortaya koymuştur.

İki nöron arasındaki bilgi akışını bir çizgi gibi düşünün. Siz bu çizgi üzerinde ne kadar çok gidip gelirseniz, yani düşüncenizi ve davranışınızı ne kadar çok tekrarlarsanız, o çizgi o kadar kalınlaşır. Ve silinmesi de bir o kadar zorlaşır.

İşte öğrenmek aslında böyle bir şey.
Sizin bilinç altınızda ne var? Neden bir türlü başlayamıyorsunuz, öğrenmek istemez misiniz?

Öğrenseniz, belki de bu pazartesi o pazartesi olur.
Miray Demirer
Profesyonel Koç

BİR CEVAP BIRAK