Bu Bir Alın Yazısı Değil Kadın Yazısı…

Bu Bir Alın Yazısı Değil Kadın Yazısı…

200
0
PAYLAŞ

Zaman zaman kendimi, belirlediğim bazı şeylerin uğuruna inandırırım. Çocukluğumdan beridir hayal ve hayat dünyam geniştir… Az önce oldu… Ne mi olan? Saat 22:22 tamam kesin olacak dilediğim…

Kolay mı sandınız öyle küt diye bir bakışta aynı rakamı 4 defa artarda yakalamayı.. Hiç kolay değil… Evet istediğim olacak!

Son 3 – 4 yılda ne çok oynadım bu oyunu kendime.. Değiştirme gücü gerçeğini bir türlü harekete geçiremediğimden sığındım durdum… İşimi değiştirmek istedim oynadım… Arkadaşlığımı noktalamak istedim… Oynadım. Anneme haykırmak istedim… Oynadım. Babama hönkürmek istedim… Oynadım, Öldürülen, yitip giden ülkemin gençleri için yine de umudum var dedim oynadım… Yetiştirme yurdunda tanımadığı bana anne diyerek sarılan kız çocuğunu gördüm… Oynadım ve hep aklımda olan, yurda yeni gelen ve hepimize sırtını dönerek oturmuş-korkmuş o çocuğu gördüm. Ne oyun bıktı benimle oynamaktan ne de ben bıktım umudu oyuna bağlamaktan… Böyle geldi geçti…

Son 2 yılda bir hareketlilik başladı zihnimde… Aksiyon diye inlemeler… Bir yolculuğa çıktım… Tatmini bende tahminimden de yüksek bir yolculuğa… Yolculuğum esnasında bir haber geldi kulağıma, bir fısıldama ‘hey sen totemci, hey sen oyuncu içinde minik bir şey buyuyor ve bu sana Anne sıfatı veriyor’ diye… Süreci detaylandıracak olsam mucizeyi anlatmam uzun paragraflar sürer… Sözün özü muhteşem bir yolculuk diyebilirim… Bir o kadar da zor… Bedenim, zihnim ve duygularım eski ben değil bundan eminim… Bir hassaslık geldi oturuverdi hop yüreğime… Bir cesaret geliverdi zihnime… Tat alma duyum dilimi aştı tüm zihnime ulaştı… ’Yasamdan tat al’ diyerek başladı mızırdanmaya… Ne mi yaptım? Önce işimden başladım… Oyunu bitirdim… Yıllarca kaçtığım babamla yüzleştim oyunu bitirdim… Annemle uzunca konuştum temizi daha da temize çektim… Beni kovalayan kararları kucaklamayı öğrenmeye başladım… Karar aldım yaptım… Minik bir bebeğin henüz dünyaya gelmeden, dengesini bulmaya çalışan annesine ne büyük iyiliği dokunurmuş onu gördüm. Diyeceğim o ki aslında anne olmak, değişimleri yasamak için şart da değil… Her kadın çocuk doğursun veya doğurmasın hormonları gereği zaten anne… İş  değişime karar alabilmekten geçiyor.. Ben polyanna değilim, olamadım da hiçbir zaman. Belki de tercihin değildi diyor iç sesim… Gül bahçesi klişesi vardır ya hani, işte tam da bu! Dikenler varken gül bahçesi kıvamı değişim elbette zor… Ama bir yerden de derin bir nefes alıp bir oh demek gerekmiyor mu?

Umarım değişime olan inancımız alın yazısı kalmaz ya da alın yazımız değişim gücünün ta kendisi olur! 

Kusura bakılmasın, kimseler alınmasın sabah haberlerde tacize uğrayan ve ardından travma etkisiyle bayılan gencecik bir kadını görüp unisex yazmak istemedim. Bu bir Alın Yazısı Değil Kadın Yazısı işte o kadar!

Duygu Durumu- Değişim Loading…

Yaşam Koçluğu Eğitimleri ve Mutlaka Bilinmesi Gerekenler

Çocuğunuzun hangi meslekte mutlu olacağı belirlenebiliyor