BİZİ MÜKEMMEL SANIYORLAR..

BİZİ MÜKEMMEL SANIYORLAR..

155
0
PAYLAŞ

Biz Koç’lar konuşmuyoruz pek; karşımızdakini dinliyoruz işin özünde.

Soru soruyoruz ara sıra, ters köşe.. duyduğumuzu yansıtıyoruz bir de.

Buraya kadar iyi, güzel.. de..

Mesleki deformasyon mudur nedir.. sanırım bazılarımız, hep karşımızdakine odaklanmaktan ötürü, zaman içinde kendimizle konuşmayı unutuyoruz.

Sorgulamalarımız, yansıtmalarımız aksıyor.

 Halbuki, bizi mükemmel sanıyorlar.

Karşılarında öyle güçlü, duygusuz (nötr), gözlerinin içine derin derin bakan Koç’u gördüklerinde, “kendi içinde her şeyi çözmüş” bir insanla karşılaştıklarını düşünüyorlar.

Yalan bu.. koskoca bir yalan hem de.

Her insan kadar biz de eksiğiz.. aksağız.. arızalıyız.

Var kafamızı attıranlar, aldığını yerine koymayanlar, düşürenler, acıtanlar..

Biz de onlarla aynı saftayız.

 

Mesela, ben..

Çabuk kızarım, çabuk kırılırım, çabuk üşürüm, karnım açsa hiç çekilmem.

Geçmişi düşünmekten geleceği kuramam.

Ânı yaşamaya çalışırım ama çoğu zaman başaramam.

Ne haltlar yedim… ohooo.. “benim” diyenle yarışır zihnimdeki hatıralar..

Ne pişmanlıklar.. ne acılar..

Kapanmayan yaralar.. üstelik bilerek ve isteyerek kapatmadıklarım da var.

Unutamadıklarım.. unutturmayanlar..

Neleri “harcadım” sandım; halbuki hepsi bilfiil “harcannmışlıklar”..

Bile bile üstüme basanlar oldu.. ayağını kaldırmayanlar..

İsyanlarım var.. umutlarım.. “onlarda” ne varsa, hepsi bende de var.

Unutmadan.. bir de, çocuksu yanlarımın yetişkin tarafımı zora soktuğu anlar..

“Koç’sun ya.. senin hiç sorunun yoktur” diyorlar.. “çözmüşsündür hepsini.”

Hayır, çözmedim.

Üstelik yeni sorunlar da kapıda, adım gibi eminim.

Daha ne hatalar yapacağım.

Sırf bunlar yüzünden; benden akıllı, bilinçli, namuslu (!) olanlar tarafından acımasızca sorgulanacağım.

Etiketleneceğim, sınıflandırılacağım.

Bekle de gör, daha neler olacak.. ne yanlışlar yapacağım.

Koç’um ben.. doğru.. ama “insan” tarafım hep daha ağır basar.

Arızalıyım, en an onlar kadar.

 

Dedim ya.. mükemmel sanıyorlar.

Ne diyeyim.. varsın, sansınlar..

Üstelik.. ben onca yıkık dökük  şeyin içinde var olmaya çalışırken, bir yandan da kırıp dökerken “hâlâ”, en az onlar kadar..