Bit Palas

Bit Palas

174
0
PAYLAŞ

“Altın Çizdiğimiz Cümlelere” Sinem Peştereli’nin gönderdiği cümlelerle devam ediyoruz. Evet, bu seferki kitap Elif Şafak’tan Bit Palas. l. Dünya Savaşı sırasında Istanbul’un işgal altında olduğu günlerden başlayarak 2002’ye kadar geçen zamanda diliminde geçmektedir. Yazar, romana başlamadan önce yatay, dikey çizgiler ve bir çemberden yararlanarak hakikat, zaman ve saçmalığın tanımını yaparak başlar. Ona göre hakikat yatay bir çizgidir, zaman ise dikey bir çizgi. Saçmalık ise bir çember…

1-) Bir insanı sevmek, onun zihninde bir türlü huzura erememiş tüm hikayeleri raflarından çıkartıp, tek tek temize çekmek demektir.

2-) Hayal gücümün geniş olduğunu söylerler. “Saçmalıyorsun” demenin şimdiye kadar icat edilmiş en ince yoludur bu.

3-) Azınlık olmanın tekinsizliğine sebep, çoğunluk karşısındaki niceliksel azlık değil, niteliksel ayrılıktır.

4-) Zaman zaman birilerinin “Eskiden buralar hep mezarlıktı” dediği işitilirdi.

5-) Soyağaçları burada kök salıp, dal budak vermediği halde, ömürlerinin bir safhasında yolu bu şehre düşenler için epi topu seçenek vardır. Istanbul’a bir şeylerden kaçarak varılır, ya da gün gelir, ondan kaçılırdı.

6-) Büyüyemeden ölen bebekler ile yerleşilemeden terk edilen şehirlerin birbirlerine benzediğini fark etmiştir. Hiç bir bebek kardeşin yokluğundan ismini arındıramaz ve hiçbir şehir, bir öncekinin sürgüne gönderdiğine kucak açmazdı.

7-) Okumayı öğrenmek, ebediyen yitirmek demekti yazının gizemini….

😎 Zaten onlara kalsa, her ay karneyle verilmeliydi insanlara kelimeler. Herkes ağzından çıkan sözlerin, tıpkı içtiği su, işlediği toprak gibi kıt kaynaklardan olduğunu, konuştukça sınırlı payından tükettiğini bilmeliydi.

9-) Bir kere evham insanın dışında değil, insan evhamın içinde barınırdı.

10-) iki türlü yaşanır hayat eğer bir şeye benzeyecekse. Ya kendini yok edeceksin hayatın içinde, ya da hayatı yok edeceksin kendinde.

BİR CEVAP BIRAK