Bir Kadından Bir Erkeğe Mektup

Bir Kadından Bir Erkeğe Mektup

5024
0
PAYLAŞ

Sana en son ne zaman mektup yazdım.. bilmiyorum.

Genelde “gözlerimle” anlattım çoğunu.

Bir kısmını da “içimde” sakladım.

Anlarsın, hatırlarsın, umursarsın diye; ara sıra yüzüne uzuuun uzun baktım.

Çünkü kadınım ben.. “kırmadan, incitmeden, eksiltmeden sevmeye” programlandım.

N’olur, azıcık “oku” beni……….. çok değilse bile, azıcık..

Bu mektupta, sana hiçbi’ zaman “bu denli” açmadığım kalbimi, “hikâyemi” anlattım.

1. BEN ŞEFKATTEN YARATILDIM.

Herkesin kalbi var; benim ise merhametim, sevgim, hürmetim. “Emeğimi” severim ben. Emek nedir bilir misin? “İkimizi bugünlere kazasız belâsız getiren”dir. “Her şeye rağmen yürüten”dir. Üstümdeki yük ağır gelse bile, “ileriye bakıp cesurca ilerleten”dir. “Emeğim”sin sen benim. “Geride kalan acı tatlı günlerim”sin. “Olumlu” taraflarını görürüm hep senin. “Bana yakın duran” yanlarını severim. Ben “şefkatten” yaratıldım. Sesim çıkmıyorsa eğer, bil ki merhametimdendir.

2. YEN DAR GELİYOR.. KOL KIRILDI, ACIYOR.

İçime attıklarımı bilemezsin sen. Unutmaya çalıştıklarımı, anlayışla karşıladıklarımı, idare etmeye uğraştıklarımı, görmezden geldiklerimi, görmeye tahammül edemediklerimi hiiiç bilmezsin. Kolay sanırsın her şey. Halbuki, yürüdüğün yolda önüne çıkan taşları temizleyen “benim”. Yol temiz sanırsın; engebesiz.. sancısız. O sancıları ikimiz için çeken benim. Ama acıyor artık biliyor musun.. O taşları toplarken yaralanan, kanayan ellerim çok acıyor artık. Bunları bilseydin, bana el verir miydin?

3. HER ŞEYİ GÖRÜYORUM.

Belki de “arada kaynıyor” sanıyorsun. Sanma. Kaynamıyor. Açık, net; gün gibi ortada aslında her şey. Evet; herrr şeyi görüyorum ben. Biliyorum. Sadece, susuyorum. Sezgilerim var benim.. Derinlikli düşünürüm, “kalbimden”dir giriş benim bedenime, ruhuma. Sarılmadığında “üşürüm”. Biliyor musun, kaç gece öyle üşüdüm ben.. sen mışıl mışıl uyurken……… ben sana bakarken…….. üşüdüm………. hem de çoook üşüdüm. Ve üşümek istemiyorum artık, anlıyor musun?

4. YORULDUM.

Sonsuz enerjim var gibi görünüyor değil mi? Her şeyin üstesinden gelebileceğime inanıyorsun. İşin tuhaf tarafı; “buna beni de inandırıyorsun”. Ağırlığımın çok üstünde yüklerle ilerliyorum. Şikâyetim yok ama yoruldum. Çok yoruldum. Bir sözünle hafiflesem de, gittiğinde onlarla bir başıma, ben mücadele ediyorum. Halim yok.. N’olur sev beni………. sımsıkı sarıl, sımsıkı sev. Ben………… gerçekten yoruldum.

5. GÖZLERİME BAK.

En son ne zaman baktın, hatırlamıyorum. Derinime, içime, kalbime…….. en son ne zaman baktın? Baktığında ne gördün? Konuşmadık ki hiç.. Anlatmadın. Halbuki senden besleniyorum ben. Sesinden, nefesinden, aşkından besleniyorum. Beslenemediğimde dibe çöküyorum. Senin için “özel” olduğumu, “biricik” olduğumu, “vazgeçilmez” olduğumu, “senin kadının” olduğumu bilmek beni “ayakta” tutuyor. Ve ben…………. bazen “ayakta durmakta” çoook zorlanıyorum. Gözlerime bak………… gözbebeklerime………… bak ve gör………….. seni çok seviyorum.

6. O KADAR DA GÜÇLÜ DEĞİLİM.

Yeni yeni anlıyorum ben de. Evet, o kadar güçlü değilmişim meğer. Dünyaları yıkacak gücüm olduğunu sanırken, “sana” bakıyormuşum.. aldanmışım.. insanmışım eninde sonunda, “kendimle sınırlıymışım”.. İkimiz adına da savaşmamı sağlayan bu güç an-be-an azalıyor.. hissediyorum……… beni artık tökezletiyor. Lütfen anla.. o kadar da güçlü değilim aslında. Elimi daha sıkı tut.. daha da sıkı. Çünkü artık eminim; “o kadar” güçlü değilim.

7. KALBİMİ SAR.

Aslında öyle kolay ki.. beni ufacık bir şeyle bile mutlu edebilirsin. Dağları devirmene gerek yok; afili sözcüklere de öyle. Gülümse bana, içtenlikle gülümse. Var olduğumu, senin olduğumu, sonsuz olduğumu hissettir sadece. Kalbimi sar. Sar kalbimi. Sarıl bana. Yumuşak, naif, içten, “ilk”miş gibi sarıl. Yukarıda yazdıklarımın hepsini unutacağım bi’ anda.. söz veriyorum.

8. HAFIZAM, VİCDANIMA YENİLİR HER ZAMAN.

Unutmam ben. Ama kinden, nefretten değil.. Kalbim yavaş iyileşir benim. “Ruhuma” değen ateşin izleri kolay silinmez. Çabuk incinirim ben. Hele ki bunu yapan, “sen”sen.. Ama………. yine de unuturum biliyor musun.. Bir sözünle unuturum. Çünkü aşığım ben. Hafızam; aşkıma, vicdanıma yenilir çabucak. Acılarımı hatırladıkça sana bakarım, yarattıklarımıza bakarım, yaratacaklarımıza bakarım; “unuturum” hemen. Ama yine de………….. n’olur……….. yine de, beni daha fazla üzme sen.

9. HER GÜN YENİDEN SEV.

Kimi zaman kendimi “yalnız” hissederim. Sanki “bütün dünya üstüme geliyormuş” gibi.. Öyle zamanlarda “sana” bakarım yine. Cesaret alırım senden. Öyle bi’ yüreğim var ki benim; “sen vermesen de” alırım senden. İçinde bi’ yerlerde arayıp bulurum o “şefkat”i, merhameti. Bazen “sana rağmen” bulurum yolumu, ruhun duymaz. Kalbimi “umutlarla”, “ihtimallerle” doyururum. Aklına gelir miydi böylesi hiç? Gelmeli. Çünkü ben buyum. …………… “İki kişilik yürümek” nedir bilir misin sen? Bilme. Ben de unutayım. “Sen her gün yeniden sev beni”. Gerçekten sev. Doyasıya sev. Hesapsız kitapsız sev. Çünkü her sabah böyle uyanırsam ancak, ayakta dururum.. ancak öyle huzur bulurum ben.

10. SANA GÜVENMEK İSTİYORUM.

Kendimden öyle eminim ki.. “O SENSİN”. Varımı yoğumu, bugünümü yarınımı emanet ettiğim, omuz omuza yürüdüğüm yol arkadaşım; “emeğim”.. Söylesene; sırtımı dayayabilir miyim sana? Zayıf yanlarımı gösterebilir miyim? Yanında ağlayabilir miyim? Göz yaşlarımı siler misin dudaklarınla? Sil.. n’olur.. Hayat çok zor.. Aşk zor.. Umut etmek zor.. İnanmak öyle zor ki artık.. İşte tüm bunlar yüzünden benim kaygım. İtiraf edeyim; bazen çook korkuyorum. Yanımdasın değil mi? Hissettir, daha çok.. daha çok.. Ne olursa olsun, ne yaşarsak yaşayalım; “hep orada” olduğunu bilmek, sana güvenmek istiyorum.

Didem Arslantürk ( Dip ve İllüzyon Kitaplarının Yazarı)