Birçoğumuz Bunları Yaşıyor!

Birçoğumuz Bunları Yaşıyor!

77
0
PAYLAŞ

Biliyoruz ki her çağın sahip olduğu koşul ve şartlar farklı. Şu an yaşadığımız modern çağda ise genellikle stres, baskı, adapte olabilme, uyum sağlama gibi sorunlar bazı rahatsızlıkları ön plana çıkarıyor. Uzmanlar, bu sendromların herkeste olabileceğini belirtiyor.

Nomofobi
Cep telefonsuz kalma korkusu anlamına gelen nomofobi kelimesi İngilizceden “no mobile phobia”dan türetilmiştir. Çağımızın belki de en yaygın olan ve giderek de etkisini arttıracak sendromu gibi gözüküyor. İtiraf edelim ki hepimiz bizi tüm dünyaya bağlayan akıllı telefonlarımızı çok seviyoruz.

Cep telefonu ile sağladığımız iletişimimizin aksaması ya da kopması durumlarında ortaya çıkıyor.

Şarjımızın bitmesi, internet bağlantısının kopması, iletişimi kaybetme, bilgiye erişememe, telefonun sağladığı pratik faydalardan yoksun kalmak bu sendromu tetikleyen olaylar arasındadır. Araştırmacılara göre Türkiye’de üniversite öğrencilerinin %46,6’sında nomofobi bulunuyor. Bu gençlerin en büyük korkusu ise iletişimi ve bilgiye erişimi kaybetmek.

Hangiexty
Çok yeni bir sendrom olan Hangiexty, İngilizce akşamdan kalmışlık (hangover) ve endişe (anxiety) kelimelerinin bir araya getirilmesi ile oluşmuştur. Bu sendromu deneyimleyen kişi, kontrolün kaybedildiği alkollü bir eğlencenin ertesi gününde yaşanmış olabilecek olayların sonuçlarından korkmaktır.

Belirtileri yoğun kaygı ve hatırlamada zorluktur.

Alkol alımı, vücutta strese dayalı bazı fiziksel durumlar da yaratıyor ve eğer yaşadığınız kaygı daha başka ruhsal ve fiziksel koşullardan kaynaklanmıyorsa, alkol vücuttan atıldıktan sonra sendromun etkileri kayboluyor.

İyi Olma Sendromu
Sendrom ismini henüz Türkçe’ye çevrilmemiş bir kitap olan “The Wellness Syndrome”dan alıyor. Belirtileri ise, spor yapmayınca duyulan suçluluk, yenilen her yemek için kalori hesabı yapma, sürekli olarak mutlu ve pozitif bir imaj çizme çabası.

Daha geniş bir perspektifte ise yaşadığımız modern çağda sağlıklıymış ve mutluymuş gibi görünmek bir prestij meselesi haline geldi. Şirketlerin çalışanlarına, kapitalizmin tüketicilere daha çok çalışmaları ve tüketmeleri için dayattığı bir zorunluluk olarak görülüyor.

Kimlik Hırsızlığı Sendromu
Kısaca olumlu olan tüm durumların ve başarıların dışsal faktörlerden
kaynaklandığını düşünme ve bu sahte durumun bir gün ortaya çıkıp her şeyi mahvedeceğini düşünme ve bundan endişe duyma sendromudur.

Bu kişiler başarılarını kendilerine değil, şans ve zamanlama gibi faktörlere bağlı görürler.

Başarıyı içselleştirememe ve olumsuz öz eleştiri belirtiler arasındadır. Bu sendromun başlangıcı da çoğu psikolojik rahatsızlık gibi çocukluğa dayanıyor. Ebeveynlerin zeka ve başarı vurgulu öğütleri, aile ortamında destek görme ve kendini ifade edebilme eksikliği nedenler arasında. Başarıyı devam ettirememe korkusu ise kişiyi büyük depresyonlara sürükleyebiliyor.

Tükenmişlik Sendromu
Belki de pek çok kişinin Meryem Uzerli ile duyduğu bu sendrom aslında hayatımızda ve yaşadığımız dünyada çok yaygın bir sendrom. 1974 yılında H. J. Freudenberger’in ortaya koyduğu bu sendrom, zorlayan ekonomik ve sosyal koşullar ile birlikte ortaya çıkmakta olan kronik bir yorgunluk ve mutsuzluk halidir. Maalesef dinlenmeyle geçmeyen bu yorgunluğun en belirgin özellikleri psikosomatik şikâyetler ve ruhsal enerji kaybıdır.

Risk altında olan grup ebeveynler ve öğrenciler…

Sendromu tetikleyen durumlar ise çalışma ortamındaki iş yükü, takdir görememe, belirsizlik ve iş dışındaki saatlerde bile erişilebilir olmak. Uzmanlara göre sendromun tetiklenmesinin önüne geçmek için hayatımızda kendimize ait alanlar ve zamanlar oluşturmalıyız.

Dunning-Kruger Etkisi
Aslında halkımızın en uzman olduğu sendrom diyebiliriz. Biz buna halk arasında “cahil cesareti” diyoruz. Bilgisiz kişilerin yetkin kişilere göre daha fazla özgüvenli olmasının bilimsel kanıtıdır yani. Araştırmacılara göre bunun sebebi ise bilgisiz insanların diğer insanların bilgi seviyelerini ve kendilerinin onlara göre durumunu doğru değerlendirememesi.

Felaket Yorgunluğu
Bu sendromun nedeni tabii ki sosyal medya. Gün geçmiyor ki bir felaket haberi almayalım. Doğal afetler, insanların sebep oldukları zararlar, savaşlar, hastalıklar, göçler, terör, sayısız ölümler… Liste bu şekilde uzayıp gidiyor. Dünyanın bu hali ise bizlerin kötü olayları deneyimleme ve üstesinden gelebilme gücünü azaltıyor.
Medyada sürekli kötü haberlere maruz kalan birey “merhamet yorgunluğu” da yaşamaya başlıyor.

Bu yorgunlukla beraber kişi, bir süre sonra bir alışma yaşıyor ve hissizleşme ile birlikte olaylara karşı empati duygusunu, ilgisini, yardımcı olma duygusunu kaybediyor.

Selfitis
Okuyunca hiç şaşırmadık diyeceğiniz bir sendrom… Belki de artık çoğu kişinin sosyal medya hesaplarına girdiğimizde yüzlerce selfie fotoğraf görüyoruz. Bunun nedeni “selfetis”, yani obsesif selfie çekme ihtiyacı.

Amerikan Psikiyatri Birliği (APA) tarafından hastalık olarak nitelendirilmese de üzerine araştırmalar yapılıyor..
Bu araştırmalar ile selfitisin altı bileşeni bulunduğu söyleniyor: Çevreyi iyileştirme, sosyal rekabet, dikkat arayışı, duygudurum değişikliği, özgüven ve sosyal uyum.

Siberkondri
Bir hastalığı araştırıp bulduktan sonra kendi kendine teşhis koymanın artık özel bir ismi var. Siberkondri, sağlık fobisi olarak tanımlanabilir ve sağlık kaygısını yoğun yaşayan kişilerde görülme oranı çok yüksektir.

Bazen merak gidermek için yapılan araştırmalar ile aslında kaygı düzeyimizi arttırdığımızı söyleyebiliriz. İnternet bilgilerinin güvenilirsizliği ve belirsizliği de bu duruma katkı sağlıyor.

Teknoloji Müdahalesi
Bu sendromu açıklamak için, “iletişim araçlarının ilişkiler üzerindeki etkisi” tanımını kullanabiliriz. Dilimize teknoloji müdahalesi şeklinde çevrilen kavram “technoference”, İngilizce’de teknoloji (technology) ve müdahale (interference) kelimelerinin birleşmesi ile oluşmuştur.

Televizyon, bilgisayar, cep telefonu, ilişkilerimizde paylaştığımız zamanı sekteye uğratıyor ve alınan memnuniyeti, hayat kalitesini düşürüyor.
Ayrıca insan ilişkilerinde sorunların artmasına, yalnızlık hissine ve depresyon belirtilerinin çoğalmasına neden olabiliyor.

 

 

 

Kaynak:onedio

BİR CEVAP BIRAK