Bırak…

Bırak…

242
0
PAYLAŞ

Bir gün, bir karar vereceksin.

Bile bile bi’ uzvunu kesmişsin gibi, göre göre duvara çarpmışsın gibi, bi’ tarafını bi’ yerde bırakmışsın gibi. öylece yürüyüp gideceksin.

Geride birini bırakmışsın gibi, “her şeye rağmen” terk etmişsin gibi olacak.

Canın yanacak.

Bir gün, sadece önüne bakacaksın.

Arkanda kalanlar artık o kadar da önemli olmayacak.

Şaşıracaksın.. nasıl, ne zaman oldu diye..

Durmayacaksın, hatta koşacaksın.

Koştukça, acıyan yer daha da kanayacak.

Bakacaksın yarana ama geriye bakmayacaksın.

Sanki daha önce de yapmışsın gibi olacak.

Canın yanacak.

 

Boşa koysan dolmayan, doluya koysan almayan o derdi atacaksın başından.

Ezileceksin altında yüklerinin.

Aklında onca soru, gözlerin ufka dalacak.

Çekeceksin bir yudum, çekeceksin bir nefes.. üzerindeki ağırlık azalıyor mu ne?

Hayır.. hazır olmadığın o an, birden hatırlayacaksın:

Aklın seni aldatacak.

Sanki üzerinden yıllar geçmiş; sanki sen hep böyleymişsin gibi olacak.

Ne zaman ki küçücük bir darbe gelecek üstüne yaranın; onca zaman sonra bile sızlayacak.

Canın yanacak.

 

Sen ki; “dağ gibi” değil miydin?

O “çok güçlü” hani.. o “dipdiri”..

O “yenilmeyen”, o ” deli”..

Buralarda yenisin galiba..

Bir ipucu vereyim mi?

Olur da o gün gelirse eğer;

Bırak, su yolunda aksın bi’ kez.

Bırak, ne olacaksa olsun.

Direnme bu defa.. bırak..

İlk defa, değsin gemileri yaktığına.

 

Kaçma, susma, durma.

Bırak, tek yudumda içtiğin rakıyla yansın boğaz.

Kanayacak.. kanasın.

Bırak, bu defa acısın biraz.