BİR OYUN VAR….. SUÇLAMA OYUNU….

BİR OYUN VAR….. SUÇLAMA OYUNU….

135
0
PAYLAŞ

Hayatımızda neleri suçluyoruz? Bize iyi bir ebeveyn olmadıkları, iyi imkanlar sağlayamadıkları  için anne babamızı, bize iyi davranmayan öğretmenimizi, yeteneklerimizi, çalışmamızı görmeyen yöneticimizi mi, bizi istediğimiz gibi sevmeyen, ilgili göstermeyen  sevgilimizi mi, eşimizi mi, sözümüzü dinlemeyen beklentilerimizi karşılamayan çocuklarımızı mı,  bize eşit davranmadığını, şans vermediğini düşündüğümüz hayatı mı, istediğimiz kişi olmadığımız için kendimizi mi, zamanı mı, sözünde durmadığını düşündüğümüz siyasetçileri mi, trafiği mi, yaşadığımız şehri mi, ülkeyi mi …? Suçlamak konu olunca, liste uzayıp gider, her türlü versiyon oluşturabiliriz. Yeter ki durumla ilgili  seçimimiz birilerini bir şeyleri suçlamak olsun?

Ne zaman başkalarını ya da başka şeyleri suçlarız hiç düşündünüz mü? Kazandığımızda, sevinç çığlıkları attığımızda, beklentimiz yerine geldiğinde, mutlu, huzurlu, sevinçli kısacası kendimizi iyi hissettiğimizde, yaşadığımız andan memnuniyet duyduğumuzda, kendimize inandığımızda birilerini ya da bir şeyleri suçlar mıyız? Kaybettiğimizi düşündüğümüzde, istediğimize ulaşamadığımızda, beklentimiz yerine gelmediğinde, elimizden bir şey gelmeyeceğini, olayı ya da durumu değiştiremeyeceğimizi, yaşadığımız şeyle baş edemeyeceğimizi düşündüğümüzde başkalarını ya da olayları suçlamayı seçebiliriz. Bu size tanıdık geliyor mu?

Suçlamak ne anlama geliyor?  Hayat bize ait ama başımıza gelen şeyden başka şeyleri sorumlu tutmak, kendimizi kendi hayatımızda edilgen duruma getirmek, kurban rolüne bürünmek.  İnsanın kendi gücünü yadsıması, gücü olaya ya da başka insanlara vermesi. Kendi hayatında bir anlamda kendini güçsüzleştirmesi. O durum ya da kişi karşısında belki hayata belki kendine belki de her ikisine olan güvenini, inancını bir anlamda yitirmesi. O zaman bir kurtarıcıya da ihtiyacımız var değil mi, masallardaki gibi birisinin yaşadığımız bu durumdan bizi kurtarması gerekiyor.

Bu durumda neler hissederiz?  Suçlama olayına giriyorsak bir kızgınlık, bir öfke, bir üzüntü, bir incinmişlik, bir endişe var, o konu ile ilgili sevgide olmadığımız korku ile hareket ettiğimiz ise tam bir gerçek.

“Bütün dünya bir sahnedir,

Ve bütün erkekler ve kadınlar sadece birer oyuncu;

girerler, çıkarlar.

Bir kişi birçok rolü birden oynar.

Bu oyun insanın yedi çağıdır.”

William Shakespear

Bu oyun ne zaman sahneleniyor? Evet, oyun diyorum. Biz çocuk değiliz, hayat çok ciddi, ne oyunu diyebilirsiniz. Evet, ben de birer yetişkin olarak, çocukluğumuzda sahnelediğimiz bu oyunu,  hayatımızda hangi durumlarda tekrar sahnelediğimizi soruyorum? Bir oyun var ki, hiç kazananı olmayan bir oyun. Çünkü suçlama oyununa girmişsek durum ya da kişi ile ilgili sağlıklı bir değerlendirme, sorgulama yok, bir çözüm arayışı, aksiyon da yok, bir bilgi ya da tecrübe edinimi de yok, sadece geçici süre ile bir kaçış var.

Hayatımızda kötü şeyler olduğunda bu doğru olabilir. Ama negatif etkenlere nasıl tepki verebileceğimizi biz seçerizDurumdan ayrılabilir, onu değiştirebilir ya da kabullenebiliriz. Eğer kendimizi salt kurban olarak görürsek bunlardan hiçbirini yapmamız mümkün değildir.  – Echart Tolle

Her birimizin bu dünyada süresi belirli olmayan, bazılarımıza göre çok kısa, bazılarımıza göre çok uzun  bir ömrü var, her birimizden beklenen de kendi hayatının başrolünü oynaması. Bu nasıl mı olur derseniz, kendimizi tanıyarak, kendimize inanarak, kendi gücümüzde durarak ve dolayısıyla kendi hayatımızın sorumluluğunu alarak.  

Sevgiler,

Sakine KAŞ

Profesyonel Koç