Bir maçta beş gol atacak bir oyuncunuz var mı?

Bir maçta beş gol atacak bir oyuncunuz var mı?

312
0
PAYLAŞ

Herkese bir fırsat verilmeli.

Kulağa ne kadar doğru ve hoş geliyor. Gelin, o fırsatı verebilince sürpriz bir hediye alabileceğimizi anımsayalım birlikte.
Ali’yi hatırlıyor musunuz?
Hani o başı öne eğik, sade ve mütevazı duruşlu, göz rengini, ses tonunu pek net hatırlayamadığımız Ali. Hani ‘yüksek seslilerin’ ismini dahi bilmediği, kısaca ‘ezik’ diye yanından geçip gittiği, hatta bazen de koridorda koşup oynarken hafifçe itiverip geçtiğimiz Ali…

Okuldaki Ali, o zor matematik problemini ilk çözen olsa da elini kaldırıp öğretmene söylememiştir bile. Tam o sırada, yanlış hesapla da olsa ‘BEN bitirdiimm’ diye sırasından zıplayarak yükselen sınıf başkanı, futbol kaptanı Ahmet, ilk bitiren olarak yıldızlı aferini kapmıştır bile.

Tenefüslerin en heyecanlı ve eğlenceli futbol maçlarında, saha kenarından izleyen seyirci Ali’nin, bebekliğinden beri topla arası çok iyi olmasına rağmen oynamak istediğini söyleyemediği her geçen gün, futbol takımı da çoktan kurulmuştur bile artık. En güçlü golcüsünün eksik olduğunun farkında bile olmadan. Ali’nin her maçta atabileceği beşer golü tüm sezon boyunca yana yakıla arayarak.

Ali ‘zaten’ beceremiyordur, ‘nasıl olsa’ gol atamıyordur.

Bir gün o sahada farklı birşey yapıp, seyirci olan Ali’ye dönüp ona bir bakmaya ne dersiniz?

‘Gelsene Ali.’

Şirketteki kocaman adam olmuş Ali’yi de bilirsiniz. Ürün geliştirme toplantısında ekip arkadaşları harıl harıl konuşup tartışırken, havalı ve şık sunumları ard arda patlatıp güneş gibi doğup yıldız gibi parladıkça; Ali nasıl da kendi ışığını kendi elleriyle kıstıkça kısıyor, üflenmiş bir mum gibi sönüyor, adeta görünmez oluyor.

Ali ‘zaten’ bilmiyordur, ‘nasıl olsa’ bir fikri yoktur.

Ekibinizdeki ezik Ali’nin, üç yıl sonra şirketin en çok satacak ürününün mucidi olduğunu bilseniz o toplantıda vermediğiniz söz hakkını ona vermiş olur muydunuz?

‘Sen ne dersin Ali?’

Türk Dil Kurumu, ‘kulak vermek’ ifadesini ‘Kulak verince, onun sesini tanımıştım’ cümlesiyle anlatıyor.

Siz ne dersiniz?

Söylenmeyenleri duymak için kulak vermeye, sadeliğin ardındaki zevki görmek için örtüyü biraz kaldırmaya?

Ali’ye sadece söz vermek değil, takımınıza da şampiyonluk için bir şans vermeye?

İrlandalı yazar Glenn Meade, izlenmesi gerekenlerin sakin görünenler olduğunu söylüyor.

Sevgili Ali, bak bu satırlar seni bu denli desteklerken, o toplantıda içinden konuşmak yerine kendi sesini bir tık daha açıp, elini kaldırmaya, o yepyeni ürünün mucidi olmaya SEN ne dersin?

Kenardan seyrettiğin o maçta, sahaya çıkıp topa vurmaya, tek maçta beş gol atabileceğini gösterip kupayı kucaklamaya SEN ne dersin?
Haydi Ali.
Yapabilirsin.
Unutma. O maçta beş gol atabilecek oyuncu aranıyor.

Zeynep Tunçer