Bir gencin haykırışı: “Senden nefret ediyorum ve yalvarırım beni sev!!!”

Bir gencin haykırışı: “Senden nefret ediyorum ve yalvarırım beni sev!!!”

1192
0
PAYLAŞ

Taksi durağındaydık. Önümüzdeki genç kız annesine döndü ve karşılıklı olarak seslerini yükselterek konuşmaya başladılar. Belli ki aralarında sert ve yoğun bir tartışma yaşanıyordu. Biraz sonra sesleri daha da yükseldi. Anne dedi, beni hiç anlamıyorsun, zaten anlamaya da çalışmıyorsun, dinlemiyorsun ki!!! Bir gün bile ne istediğimi sormadın, hayır diyorum sana! Niye anlamıyorsun bak ısrar etme anne, git başımdan, senden nefret ediyorum, git!!!!… Genç kıza baktım aslında o kadar büyük sevgiye ihtiyacı vardı ki, dinlenilmeye, anlaşılmaya, kabul görmeye, şefkate…

Gerçekte öyle olmadı, annesi hızlı adımlarla oradan söylenerek uzaklaşırken, genç kız ağlamaya başladı. Sonra bir taksi geldi ve binip gitti.

Gençler ve duyguları… Ergenlik dönemi bazen hem genç için hem de aile için çok zor bir süreç olabiliyor. Özellikle de aile genç ile ilgili sürekli eleştirilerde bulunuyorsa, gencin düşünce ve duygusunu öğrenmek , karşılıklı konuşmak için çaba harcamıyorsa,” o ne bilir ben anne babayım tabi ki benim dediğim olacak” diyorsa evde artık birbirine savaş açmış iki ayrı cepheden bahsediyor olabiliriz.

Aslında araştırmalar gösteriyor ki ergenlik döneminde gencin hormonal dalgalanmalarını duygusal dalgalanmalar takip eder bu da doğal olarak onun davranışlarına yansır, yani davranıştaki bu dürtüsellik normaldir. (Rosenblum ve Lewis 2003) Gençler duygularını kontrol etmek, fark etmek ve ifade etmek konusunda zorlanırlar.

Öğrenci koçluğu seanslarında birçok gencin kendisinden bahsederken olayları yüzeysel anlattıklarını, özellikle de bir davranış gösterdiklerinde arkasında yatan duyguyu hiç fark etmediklerini gözlemledim. Gene bu süreçte gençlerin bazılarının duygularını örtmek istediklerine veya bastırarak yok saymak istediklerine tanık oldum. Gençlerin duyguları ileride kimlik gelişiminde de önemli rol oynayacağı için bu konu üzerinde dikkatle durulması gerektiğini düşünüyorum.

Öncelikle aileler duygu paylaşımı konusunda çocuklarına örnek teşkil etmelidir. Siz çocuğunuzla olan iletişiminizde hangi olayın size ne düşündürdüğünü ve bu konu hakkında hangi duyguda olduğunuzu onunla konuşabilirsiniz. Karşı tarafı suçlamadan kendi duygularınızdan bahsetmeye başlarsanız emin olun ki karşınızdaki genç hem sizi daha iyi anlayacak hem de kendi duygularını düşünmeyi öğrenecektir. Biliyoruz ki çocuklarımız bizim yaptıklarımızı model alır ve bizi izler.

Çocuğunuza duygularını daha iyi anlamasına yardımcı olacak sorular sorabilirsiniz. “Bu hareketi yaparken ne düşündün, bu durum sana ne hissettirdi, bu kadar kızgın olmanın sebebi tam olarak nedir?” gibi bizim koçlukta kullandığımız açık uçlu soruları kullanabilirsiniz. Bu sorular gence duyguları hakkında düşünme ve kendini anlama fırsatı tanır.

Bazen de sadece etkin dinleyerek duygularını tanımasını ve sizin tarafınızdan anlaşıldığını hissetmesini sağlayabilirsiniz. Örneğin/ Arkadaşı ile kavga ettiği için kızgın ve üzgün olan bir gence “üzülecektin o zaman neden kavga ettin” diye akıl vermek yerine sadece “arkadaşınla kavga ettiğin için çok kızgın ve üzgün görünüyorsun” demek onun anlaşıldığını hissetmesine sebep olacaktır.

Ebeveynler çocuklarının beğenmedikleri ya da onaylamadıkları bir davranışları olduğunda “çocuk gibi davranıyorsun bu yaptığını iki yaşında çocuk yapmaz” diye eleştiride bulunabiliyorlar. Bunun yerine davranışının sonucunu konuşup ”bunu değiştirmek için ne yapsan daha iyi olurdu?” diye bir soru sorarak onlara gene farkındalık yolunda bir fırsat sunmuş olurlar.

Aileler çoğu zaman çocuğun yaptığı olumsuz bir davranışı genelleştirebiliyorlar. “Zaten sen hep böylesin” diyebiliyorlar. Bu çocuğa haksızlığa uğramış olduğunu düşündürdüğü için onda daha çok kızgınlık yaratabiliyor. Eğer bir sorun yaşıyorsanız sadece o anki davranışına odaklanıp o konu hakkında konuşmak yeterlidir.

Ebeveynler çocuğu ile sadece sorun olduğu zaman konuşmamalı. Onunla sık sık sohbet etmek ve onun heyecanla anlattıklarını dinlemek iletişiminizi oldukça güçlendirecektir.

Unutmayalım , çocuklarımız eğer bir konuda kızıp bağırıyorlarsa bize “beni anla, beni dinle, beni sev” mesajı veriyorlar demektir. Onları sakince dinlediğimizde, anladığımızda ve duygularına önem verdiğimizde, onlar da kendi duygularını daha çok fark edecek, farklı duyguları arasında ayırım yapabilecek, duygularını daha iyi kontrol etmeyi öğrenecek, duygusal yüklerini hafifletecek ve çevrelerine karşı daha yapıcı olacaklardır.

Banu Evren / Öğrenci ve Aile Koçu

BİR CEVAP BIRAK