Bir “Garip” Hallerde Geçiyor Ömür “Mevsim Bahar Olunca”

Bir “Garip” Hallerde Geçiyor Ömür “Mevsim Bahar Olunca”

202
0
PAYLAŞ

Her insan en az bir şiiri ezbere bilmeli demişti sevdiğim bir yazar.

Katılmamak ne mümkün; zira, en az bir kaç satır ruhuna işlemeli, bazen yüreğini dağlamalı en olmadık zamanda aklına sevdiğini getirip; bazen de öylece gözün dalıp gittiğinde yüzüne tatlı bir gülümseme yerleştirmeli.

Benim ve muhtemel onbinlerin en tatlı ezberidir herhalde Orhan Veli’nin meşhur güzel havaların vahametini anlatan satırları. Biliriz şair de zaten kendisi pek sever baharı ya, benim de aklıma hep baharı getiriyor bu satırlar.

Kışın soğuğu ile yazın ateşi arasında yılın en tatlı günlerine sahip olan baharı; başlamasıyla cemrelerin serbest düşüşe geçtiği, toprağın çiçek açtığı, havanın en pis şehirlerde bile mis gibi mutluluk koktuğu; ve hatta, insanların daha bir tatlı güler olduğu birbirine; çocukların, daha bir coşarak oynadığı sokaklarda; gençlerin en derinden beslemeye başladığı aşklarını..

Nedendir bilmem, ben ezelden çok severim Orhan Veli’yi.

Nasıl da tatlı bir haylazdır, nasıl da sevimli ve içtenlik doludur o kaleminden çıkanlar.

Hatta öylesine hayranımdır ki satırlarından duyduğum sesine; her okuduğumda -hiç farketmez herhangibirini-, kendimi 16-17 yaşlarımda, bir kafede arkadaşlarımla otururken, az öte masadaki oğlanlardan birinin ara sıra kaçamak baskıları içimi titretiyor gibi hissediyorum. Hani az daha baksa aşık olacak gibi, kalkıp yanıma gelse heyecandan elim ayağıma dolaşacak gibi 🙂

Birkaç yıl önce kendi sesinden şiirleri çıktı piyasaya Orhan Veli’nin. Nasıl da korkmuştum dinlemekten.

Kabul ediyorum çok merak ediyordum ama ya o hayalimdeki sesle uyuşmazsa, ya aşkımız o an biterse diye de dinlemeye cesaret edemiyordum.

Tabi ki dayanamadım ve ne mutlu ki daha ilk saniyede aynı adamdı ordaki ve yıkılıp bitmek yerine perçinlenmis oldu tüm hayranlığım.

Sonra bir gun Kelebeğin Rüyasi filmini izledim.

Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu’nun hayat hikayesini anlatır film.

Zonguldak’lı Şairler’dir onlar.

Çocukluklarından, gençliklerine ve yitip gidişlerine kadar geçen günleri, yazılan satırları, yaşanan aşkları, açlıkları, zorlukları, acıları anlatır.

Ve bunca zorluğa, acıya, imkansızlıga rağmen edebiyat öğretmenleri Behçet Necatigil’in destek ve teşvikleriyle nasıl da inceden bir mizah, gülümseme, umut taşıyan mısraları yazdıklarını, çabalarını, hayallerini ..

Filmi izleyene yani aslında Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu’yu görüp tanıyana kadar sadece Orhan Veli’yi sevdiğimi zannederdim ben ama o gün anladım ki ben Garip’leri seviyorum asıl. Orhan Veli elbette ki en iyi temsilcilerinden ancak aslolan akımın kendisiymis meğer. Hem daha Oktay Rıfat var, Melih Cevdet Anday var …

Attıgımız her adım, ağzımızdan çıkan her söz bir tornadan geçmek zorunda olarak yetiştirilmişken, onların bu kalıpları aşan tatlı asiliği mi kendilerini bu kadar sevdiren acaba bize?

Yaşayamadığımız özgürlüğümüzü mü buluyoruz o satırlarda, aşamadığımız kalıpları mı aşıyoruz beraber onlarla yoksa, siz ne dersiniz?

Güzel Havalar

beni bu güzel havalar mahvetti,

böyle havada istifa ettim

evkaftaki memuriyetimden.

tütüne böyle havada alıştım,

böyle havada âşık oldum;

eve ekmekle tuz götürmeyi

böyle havalarda unuttum;

şiir yazma hastalığım

hep böyle havalarda nüksetti;

beni bu güzel havalar mahvetti.

                               Orhan Veli