Binlerce dansöz var.

Binlerce dansöz var.

299
0
PAYLAŞ

İyi günler. Bugün Dünya Dans Günü. Az laf, bol dans günü. Ama yazmadan da edemezdim.

Dansı hayatıma kalıcı olarak alışımın on beşinci yılındayım.  Her geçen gün daha az kızgınlık, daha çok şükran duyuyorum. Kızgınlık nereden mi çıktı?  Dansöz kelimesine bir bakın, örneğin.  Ünlü şair (!) ne demek istemiş acaba? “Dansöz” hangi anlamda kullanılmış? Biraz daha ipucu vereyim: bir iltifat mı, hakaret mi?  Kızgınlık işte buralardan çıktı bazen. Ama gün geçtikçe azalıyor.

Neyse, bugün hesap sorma günü değil zaten, dans etme günü. Binlerce dansöz olup bunu kutlama günü. İsterseniz benim geçen gün yaptığım gibi, bir grup harika insan bulup tavandan sarkmayı deneyin, ister “kıvırın” ister “oynayın.” Hepsi sizde bir şeyler yaratacaktır. “Ne” yarattığını da bırakın, isim koymaya çalışmayın derim.  Ona da bir etiket bulmayıverin. Bakın aşağıdaki resimde binlerce dansözden biri olan beni görüyorsunuz. 

Bugün kelimeleri kullanmadan mutlu olmaya, mutluluğu ifade etmeye, mesela yalnızca mantığınız ve ağzınızla değil de, bütüüüün bedeninizle mutluluğun nasıl bir şey olduğuna bakmaya ne dersiniz? Bulunduğunuz noktada “ne” olduğunuza değil, “nasıl” olduğunuza dikkat etmeye ne dersiniz mesela?

Küçükken “büyüyünce ne olacaksın?” derlerdi, “dansöz olacağım” derdim; konu gülüşmelerle kapanırdı. Bazen yanlış cevabım düzeltilirdi: “Dansöz olunur mu canım? Avukat olacak benim kızım. Yok yok, doktor olacak.”  Ben de merak ederdim; madem siz söyleyecektiniz, bana niye soruyorsunuz?

Sonuç ortada. Ceren artık kocaman kız oldu. Ne mi oldu? İnsanların nasıl olduğunu ve neden öyle olduğunu, başka şekilde olmak isteyenlerin nasıl istedikleri gibi olabileceklerini anlamaya çalışan; onlara yolculuklarında hep eşlik etme derdinde…bir dansçı. 

Kimsenin ağzından bu ihtimal çıkmamıştı ben çocukken.

Sizin ne olduğunuz hiç ilgimi çekmiyor inanın. Ama nasıl olduğunuzu vallahi de çok merak ediyorum.  Dünya Dans Günü’nün yanında Türkiyeli gençler gelecekteki mutluluklarını belirleyebilecek (!!) TEOG denen sınava aynı zamanda giriyorlar. Eğer gelecekte “ne” olmak istediğine karar vermek zorunda olduğu o hassas zamana gelmiş veya yaklaşan böyle bir genç varsa çevrenizde, belki ona İzotomi‘den bahsetmek istersiniz.  “Nasıl” olacağını kendi özgür iradesiyle belirlemesi için bir adım atmış olur. Belki doktor, belki avukat olur. Belki de hiçbiri olmaz. Ama kendi mutluluk tanımına dair hiç değilse biraz farkındalık kazanmış olur. Büyüyünce ne olmak istediği sorusunu kendi sorar, kendi cevaplar. Biz de dinleriz.

İtiraf edin yetişkinler, o yaşlarda böyle bir farkındalık büyük bir kazanım olmaz mıydı?

İlginçtir, ben o hassas yaşlarımda içimden gürleyerek çıkmayı bekleyen dansları yapamayacağıma karar ver(diril)ince, “en kötü ihtimalle gidip kendimi bir Zen tapınağına kapatır, Zen rahibi olurum,” diye düşünürdüm. (Ergenlik ne ilginç yahu!)  Yıllar yıllar sonra bir gün, Zen rahibi olmaktan vazgeçip dans etmeyi seçen bir adamdan, insan bedeni ve başka başka bedenlerin bir arada hareketiyle ilgili nice bilgelik öğreneceğim aklıma gelir miydi?

 

Bir başka bilge adamın, “gençlere ne olmak istediklerini sorup da dinlesek” diye basit ama harika bir fikirle ortaya çıkacağını; “ne” oldukları değil, “nasıl” olduklarının, MUTLULUK larının önemli olduğunu savunacağı; yetmedi, bunu temel alan bir program geliştireceği, beni de bunun başına geçireceği kimin aklına gelirdi?

 

Sözü yine biraz uzattım. Bugün konuşma günü değil. Bugün sözsüz iletişim günü.  Dansöz olma günü, oynama, kıvırma, kurtları dökme günü. Canım, işte, ne isterseniz onun günü. Derdim ne olduğu değil, nasıl olduğu. 

Dilerseniz, yine bendenizin bizzat hazırladığı, buram buram nostalji kokan Dünya Dans Günü çalma listesini dinleyebilir veyahut da biraz ilham için bugünkü blogun çalma listesini izleyebilirsiniz.

Binlerce dansöz varmış. Bir bakın bakalım, siz hangisisiniz?

Ceren Yalın

Dansöz, İzotomi ProjectAÇEV