Beynimizi İŞ’e getirmek…

Beynimizi İŞ’e getirmek…

604
0
PAYLAŞ

İş hayatının en zor taraflarından biri beynimizin; “Yeter artık enerjim bitti, zorluyorsun beni” mesajı göndermesidir.Peki, beyin enerjisinde tasarruf yapılabilir mi?

Yapacak çok işimiz olur hep. Planlama da yaparız, kararlar alırız. Ama beyin enerjimiz bizimle aynı performansı göstermez.

Peki beyin enerjimizi nasıl kullanalım da her yapmak istediğimize yeterli cevap verebilsin?
Bunun yolu var mı? Gelin birlikte bakalım..

Eğer, hep iyi performans göstermeniz gerekiyorsa, sürekli değişim gösteren iş planları yapıyorsanız, e-posta bombardımanı altındaysanız, toplantı takvimi ile birlikte uyuyorsanız ve enerjinizin yetmediğini hissediyor, işlere zaman yetmiyor diyorsanız bu yazıdan sizi rahatlatacak önemli ip uçlarını almaya bir kaç satır kaldı.

Hepimizin yokuş yukarı yürürken gelen telefonu açıp, sorulan bir soruya cevap verirken durduğumuz anları olmuştur. Bilindiği gibi yokuş yukarı yürümek enerji gerektirir. Görünüşe göre, bilinçli zihinsel aktivite de buna ihtiyaç duyuyor ve ikisini aynı anda yapmak için enerjimiz yetmiyor. Ve enerjinin de bir limiti olduğunu hatırlatıyor bize.

Tıpkı şarj edilmesi gereken piller gibi beynimizin gücü azalır.

Bu limitlilik ile ilgili ilk klinik kanıt bilim insanı J.C. Welsh tarafından ortaya çıktı. Welsh, insanların düşünürken fiziksel görevleri yerine getirme kabiliyetlerini ölçtü. Deneklerine zihinsel bir görev verdikten sonra, onlara aynı anda dinamometreye (güç ölçen bir makina) ellerinden gelen en büyük kuvveti uygulamalarını istedi.

Ölçüm sonucuna göre; bütün zihinsel işlerin, maksimum gücü neredeyse %50 ‘ye kadar düşürdüğünü gösterdi.

Enerji oluşumu nasıl gerçekleşir?
Enerji, beynimizin içinde gerçekleşir. Yani, zihin; enerjinin üretim hattıdır.
Beş fonksiyon-anlamak, karar vermek,anımsamak,akılda tutmak ve kısıtlamak; bilinçli düşünmemizin çoğunluğunu oluşturur. Bu fonksiyonlar prefrontal korteksi yoğun şekilde çalıştırırlar. İşler durumda olmak için daha fazla kaynağa ihtiyaç duyarlar.

Peki, zihmimizin üretim kapasite açığını önlemek için yapabileceklerimiz var mı? Elbette var!
Öncelik belirlemeye önem verin. Çünkü bu aktivite için önemli bir enerji gerekir.
E-postalarla uğraşmak gibi yüksek enerji gerektiren aktiviteleri, öncelik belirleme aktivitesinin önüne almayarak zihinsel enejjiden tasarruf edebilirsiniz.

Gününüzün zaman planını yaparken, konuya göre değil de “Beyin enerji kullanımı tipine göre” bölümlere ayırabilirsiniz. Böylece, örneğin derin düşünme gereken işinizi sabah erken yada gece geç saate alabilirsiniz. Bu strateji ; uğraşılan iş tipinde kaydırmalar yaparak beynimizin ayılmasını sağlar. Fiziksel hareket yaparken ki halimizi düşünelim; gün boyu kas gelişimi için egzersiz yapamayız.Biraz ağırlık kaldırır, sonra kardiyo hareketi yapar, ardından esneme hareketlerine geçeriz.Egzersizimizi her değiştirdiğimizde kaslarımızın bazıları çalışır bazıları dinlenir. Biz de düşünme biçimine göre bölümlersek zamanı, beynimize dinlenme fırsatı vermiş oluruz.

Henüz elinizde çok bilgi yoksa bir problemi çözmek için boşuna enerji harcamamak iktisat sağlayacaktır.

Önceliklerimiz arasında olmayan görevlere “hayır” demeyi öğrenirsek enerjimizde de tasarruflu olursuz.

Karmaşık fikirler için görsellerden yararlanmak yada metafor kullanmak da basit düşünmeyi sağlar.

Beyinde, durmadan gerçekleşen bir elektrik aktivitesi fırtınası vardır. Odaklanmak gerektiğinde dışsal dikkat dağıtıcıları ortadan kaldırmak, içsel dikkat dağıtıcılar için ise zor işlere, zihninizi boşaltarak beyin enerjinizi verimli kullanmanızı sağlayacaktır.

Aynı anda birden fazla iş arasında gidip gelmek beyin enerjimizin çabuk tükenmesine neden olur.

Çoğu zaman önemli bir toplantı yada proje anında, belirsizliklerden dolayı emin olmadığımız şeyler bizi endişeli ve etkisiz hale getirir. Belirsizlik ve bu tip durumlarda bastırılmış duygularımız, sistemde enerji tüketimini arttırır. Bunu optimize etmenin yolu; yeniden pozisyonlama veya değerlendirmedir. Nasıl yaparız? Endişe yaratan konulara farklı açıdan yaklaşarak, hedefi basitleştirerek. Bir nevi beynimize “sakin ol, savaşmaya neden olacak bir tehdit yok” mesajı veriyor olmak ile.

Şöyle açabiliriz; Bir toplantı var ve bir çok belirsizlik içeriyor. Örneğin; toplantıda satmaya çalıştığınız fikre hazırlar mı, projeyi kabul ettirebilecek miyim, ya katılımcıların ilgisini çekmezse, proje kabul edilirse uzun vadede elini taşın altına kim koyar, sorumluluğu kime versem, o kişi gerektiği gibi başarılı iş çıkarabilir mi? gibi düşünceler ile kararsızlık ve endişe kendini gösterir.

Bu durumdan bizi çıkaracak yollar;
1) Duygumuzu etiketlemek,
2) Savunma hissini veto etmek,
3) Karşımızdakinin gözünden bakarak yeniden pozisyonlama veya yeniden değerlendirme yapmak.

Bu, yeni bir bakış açışı kazanmamızı sağlar. Bu bakış açısı ile; karşımızdakini etkileyecek en önemli unsuru fark edebiliriz.

Bu farkındalık sadece o unsura odaklanmamızı sağlayacaktır. Örneğin; Bir projeyi kabul ettirmek istiyoruz ve toplantıya hazırlanıyoruz. Bu başlığı yeniden pozisyonlama ve değerlendirme yapalım. Kazandığımız yeni bakış açısı; “Onaylayacak kişi için en çok ne önemli? Sorusu ve farkettiğiniz cevap; Şirket sermayesi konusunda yatırımı yapmadan önce dikkatli davranılması gerektiğini görmek istemeleri olsun. O zaman, bu toplantıyı onay verecek olanın sizi tanıması ve gelecekte onlarla çalışırken elinizden gelenin en iyisini yapacağınızın gösterilebileceği bir ortam haline dönüştürebilirsiniz. Eğer bunu yeniden değerlendirerek fark ederseniz muhtemelen bu konuda kendinizi kanıtlayarak, diğer sorular karşısında savunmaya geçmezsiniz. Soruların bir kaç dakika sonra durduğunu görme ihtimaliniz de yükselecektir.

Düşünce sisteminizi yönlendirirerek endişe ve kararsızlıktan çıkıp, enerjinizi sadece onda kullanmış olacaksınız.

Beyin enerjimizi tasarruflu kullanmak bizim elimizde. Onu biraz daha tanıyarak bunu kolaylıkla yapabiliriz.

Aynur Şenol

Kaynak: İş’te Beynimiz – David Rock
             Odak – Daniel Golaman

Kitap Koala Sokak Hayvanlarına Destek Olmak İçin Kurulmuştur. Lütfen Ziyaret Ediniz!

BİR CEVAP BIRAK