Benim Niyetim İyi!

Benim Niyetim İyi!

356
0
PAYLAŞ

“Her şeyi yaptım onun için. İşte yorulduğum yetmiyor, eve geliyorum onun en sevdiği yemekleri yapıyorum, çamaşırlarının her zaman ütülü ve temiz olması için uykumdan feda ediyorum. Çocuklarımızın en iyi şekilde yetişmesi için kitaplar okuyorum ve uyguluyorum, kendimi geliştirmek için elimden ne gelirse yapıyorum. Ama o ise bana bir teşekkürü hak görmediği gibi, güzel bir söze beni hasret bırakıyor. Tüm bu iyi niyetimi yok sayıyor, hiçbir fedakarlığımın kıymetini bilmiyor. Oysa ki ilişkimizin başlarında ne çok beni sevdiğini söylerdi. Birlikte harika vakit geçirirdik. Ne çok severdik birbirimizi; saatlerce sohbet edip, gülmekten karnımız ağrırdı. Ne kadar kibar, anlayışlı, eğlenceliydi; ne güzel günlerdi. Şu anda kendimi beni sevmeyen biriyle zoraki bir evliliğin içindeymiş gibi hissediyorum. Mutsuzum, boşanmak istiyorum ama bu kadar acı çekerken düşünemiyorum!”

Bu cümlelerin her birinin üzerinde göz yaşı ve satır aralarında “lütfen bitmesin ve her şey eskisi gibi olsun” duygusu vardı dinlediğimde. Bitmesini istemiş olsa çok daha kolay olurdu bana söylediği son cümleyi eşine söylemesi. Ama içinde bir yerlerde kendi başına göremediğini düşünüyordu ve böylelikle son bir şans vereyim demişti ve kalbini bana açmıştı.

Halbuki eşi de benzer duygular içerisindeydi. Karısının saatlerce yemek yapmasından ve ona “Günün nasıl geçti” diye sorduktan sonra cevabı dinleyecek kadar bile uyanık kalamamasından şikayetçiydi. O da on yedi yıllık evliliğin geldiği noktada karısının artık onu sevmediğini ve önemsemediğini düşünüyordu. İyi niyetinden hiç gerginlik yaratmıyordu ama artık görülmediğini düşündüğü eve gelmek bile istemiyordu. İşi onun için görüldüğü ve önemsendiği tek yer haline gelmişti. Bu yüzden gece geç vakitlere kadar iş yerinde vakit geçirir olmuştu.

İki ayrı birey aşk ortak paydasında bir araya gelip kimi zaman el yordamıyla kimi zaman da flört döneminde birbirini tanımaya çalışıyor. Peki, ilişkinin başlarında çoğunlukla nelere dikkat ediyoruz? En sevdiği yemek? En sevdiği renk? Kıskanç mıdır, Özgür bırakır mı? Tatilde ne yapmayı sever? Hangi takımı tutar? Boş zamanlarında ne yapar? Bunları ilk öğrendiğimizde kendimizi ona daha yakın hissetme aracı olarak kullanmak dışında kullanıyor muyuz? Hayatımızı birleştirmeyi hayal ettiğimiz kişiyle ömür boyu sevgi içinde, neşeli ve her şeyi konuşabilen, anlaşıldığımızı hissettiğimiz bir ilişki yaşamak için onu ne kadar tanımaya niyetli oluyoruz? Evlenelim de nasıl olsa ömür uzun, tanırız mı diyoruz?

İster evlilikte ister yeni başlayan ilişkilerde olsun bu okuduklarınız sizler için de tanıdık geliyor mu? Her şey rüya gibi iken bir şeyler değişiyor ve çiftlerin kimi bu değişimin olduğu anı ya gözden kaçırıyor ya da buna sebep olan şeyi anlamlandıramıyor. Bazen farkına varıldığında çoktan iş işten geçmiş, çiftler arasında duvarlar örülmüş, üstü kapalı saldırılar, en ufak olayda dünya yıkılırmışçasına kopan kavgalar baş gösteriyor. Duygular o kadar yoğunlaşıyor ki baştaki kalpleri pır pır eden sevgi, aşk yerini taşıması artık çok zor olan kocaman bir yüke, kelimelerle ifade edilemeyecek kadar büyük bir çaresizliğe bırakıyor. Öyle ki başta ilişkinin eski günlerine kavuşmak umuduyla çaba sarf eden taraflarda sabır, hoş görü kalmamış ve “bana çektirdiklerinin acısını çıkartacağım” aşamasına geçmiş buluyor hiç fark etmeden kendini.

Gary Chapman “Beş Sevgi Dili” kitabında da bahsettiği gibi her birimizin kaşımızdaki kişinin sevgisini algılamak için farklı eylemler bekliyoruz. Annenizden ve anneannenizden “Erkeğin kalbine giden yol, midesinden geçer.” sözünün sadece bir kısım erkek için geçerli olduğu, kalanının ise kalbine giden yolun onunla birlikte telefonları evde bırakarak akşam yürüyüşüne çıkıp, gününün nasıl geçtiğinden bahsetmek olabiliyor.

Erkekler ise babalarından veya -şaşılası ama gerçek- annelerinden “Ev ve yemek kadın işidir, erkek kısmı bu işlerle uğraşmaz.” cümlelerini duyarak ve hatta ailesinde de bu örneklerle büyüyerek mutlu evliliğin paha biçilmez sırrına sahip hissediyor. Ancak gerçek hayatta mutfağına bir erkeğin girmesinden hoşlanmayacak kadınlar varken, “Bir akşam da benim için basit de olsa sofra hazırlasa ya da tabağını bari bulaşık makinesine yerleştirse o zaman bana değer verdiğini, beni hala sevdiğini anlayacağım.” diyen kadınlar da var.

Çünkü hepimiz farklı bireyleriz ve sevildiğimizi hissetmek için farklı beklentilerimiz var. Sevildiğimizi hissettiğimizde eşimizin bizden beklediklerine anlayış gösterebiliyoruz; çünkü böylelikle ilişkide herkes sevildiğini hissediyor ve hissettiriyor. Peki nedir bu farklı sevgi dilleri?

  • Onaylayıcı kelimeler: Onun kendine ve ilişkiye kattıklarını gördüğünüzü ve taktir ettiğinizi ifade eden cümleler.
  • Kaliteli vakit geçirmek: Birbirinizi duyduğunuz, birlikte yapmaktan keyif aldığınız eylemler yapmak. Bu bazen bir film izlemek olabilirken bazen sadece baş başa konuşup duygularınızı paylaşmak olabilir.
  • Hediye almak: Ona özel ufak da olsa hediyeler almak. Çocukken hatırlarım babam elindeki maydanozu anneme uzatıp “senin için topladım” derdi espriyle karışık ve annem çok mutlu olurdu bahçeden taze maydanoz toplama zahmetine girdiği için babam.
  • Hizmet eylemleri: Ev işlerine yardım ve yemek yapmak dışında o sizden istemeden onun için bir bardak meyve suyu-tabi ki seviyorsa- hazırlamanız.
  • Fiziksel Temas: Bazen eve geldiğinizde ona sarılmak ya da hiç beklemediği bir anda elini tutup yanında olduğunuzu hissettirmek olabilir.

O kadar da zor görünmüyor değil mi? Amacınız eğer bir zamanlar sevdiğiniz ve hayatınızı birleştirmeye karar verdiğiniz kişiyle, belki çocuklarınızın annesiyle mutlu ve beraber geçirdiğiniz her andan keyif aldığınız bir yuva ise çok kolay bile denebilir.

Ayrıca ilişkilerde çiftlerin kadın olsun, erkek olsun, davranış kalıplarını, bunların nedenlerini anlamak ve mutlu bir beraberlik için John Gottman- Erkekler için Kadın Rehberi; eşlerinizin cinsiyetiyle özdeşleşmiş kalıplarını anlamanızda büyük fayda sağlayacaktır. Gretchen Rubin’in beklentilerimizi karşılama yöntemlerimize göre hayatlarımızı nasıl yaşadığımızı ve bu bilgileri ilişkilerimizde kullandığımızda her şeyin daha anlamlı ve kolay çözülebilir olduğunu göreceğiniz- Dört Kişilik Eğilimi kitabında her tür ilişkiye dair ipuçları bulabileceksiniz.

Her ilişki bir şansı hak eder. İlişkiye kattıklarımızın sevgi niyetiyle olduğunu düşünüp, karşımızdakini sadece davranışlarıyla değerlendirmenin ya da yargılamanın ne bize ne de ilişkimize faydası oluyor. Hayalini kurduğunuz sonuca çok yakın olabilirsiniz, tek yapmanız gereken bu sefer hem kendinizi hem de sevgilinizi tanıyarak bu yola çıkıp, sevgi ve aşk içinde yaşamak. Aşk ve Sevgi kazansın diyorum ben! Ya siz?

Şermin Çetin
İlişki Koçu ACC

BİR CEVAP BIRAK