Bence sen de bir “Picasso” olabilirsin…

Bence sen de bir “Picasso” olabilirsin…

308
1
PAYLAŞ

“Picasso da nereden çıktı” diye düşünebilirsin sevgili okur, az sonra bağlantısını anlatmış olacağım. Pablo Picasso, herkesçe bilindiği üzere, 20.yüzyıl resim sanatının en bilinen sanatçılarının başında gelmektedir. Fransız ressam Georges Braque ile birlikte kübizmin öncüsü ve en iyi uygulayıcısı olarak bilinmektedir. Kübizm ise 20. yüzyılda empresyonizme karşı başlayan akımdır.

Empresyonizm, bir diğer ismi ile izlenimcilik, 19.yüzyılda resim başta olmak üzere hemen hemen tüm sanat dallarına hâkim olan ve görünenin/gerçeğin değil, izlenimlerin yansıtıldığı sanat akımıdır. 20.yüzyılın başlarında yerini, görünmeyen yanların da görünenlerle birlikte aktarıldığı akım olan kübizme bırakmıştır. Kübist sanatçıların temel amacı, nesneleri, insanları, tüm varlıkları görünen yanlarının yanında görünmeyen yanları ile anlatmaktır. Bu amaçla, nesneleri değişik bakış açılarından görerek aktarırlar. Aynı şekilde insanları da sadece dış görünüşleri ile değil, içinde bulunduğu çevre ve en önemlisi düşünceleri ile resmederler. Bu nedenle de objeye/bireye her açıdan bakar, geometrik şekiller ile çok boyutlu şekilde anlatırlar. Kübizmin etkisindeki eserler bir anlamda bozulup, parçalanmış ve tekrar bir araya getirilmiş gibidir. Kısaca, kübizm gerçekliğin ve çok yönlü bakış açısının aktarımıdır.

Buradan yola çıkarak söyleyebiliriz ki empresyonizm bir anlamda, bir tür “Akıl Okuma”dır. Durumlarla, insanlarla ilgili tamamen sübjektif izlenimlerinizdir. Ve aslında günlük hayatımızda ne yazık ki o hep yapmakta olduğumuz davranıştır.

Trafikte karşınıza çıkan gergin şoförün, “Günaydın” dediğinizde aynı enerji ile cevap vermediğini düşündüğünüz ofis arkadaşınızın, kaldırımda hızlı yürümek için etraftakilere söylenen o yabancının “makul” bir nedeni olabilir. Kaba, donuk, saygısız diye düşündüğümüz o kişilerin de, her ne yapıyorlarsa bir nedenle yaptıklarını düşünmek hem gerçeklikten uzak bir sonuca ulaşmayı engeller hem de negatif enerjiyi üzerimizden olabildiğince uzaklaştırmaya yardımcı olur. Belki de donuk ofis arkadaşınız, aslında sizin düşündüğünüz gibi soğuk mizaçlı değildir, ya da sizden pek hazzetmediği de doğru değildir ve bu sadece sizin hissinizdir. Belki de sadece sabah insanı değildir, sevdiği insanla kavga etmiştir ya da hayatında başka endişeler vardır.

Olamaz mı? Bu gerçeği bilmeden varılan tüm düşünceler “Akıl Okuma”nın, yapılan tüm yorumlar da “Yargılama”nın önüne geçemez!

Koçlukta temel kuraldır: Yargılama! Bu nedenle bu yazıyı okuyan tüm koçlar bu gerçeğin farkındalığı ile okuyacaktır. Ama sen de sevgili okur, sen de yargılama olur mu? Evde, okulda, sokakta, işte yargılama lütfen. Ama önce kendini yargılama! Al şöyle kendini ortaya dön dolaş bir etrafında. Sonra parça parça bak, incele, dinle, duy, gerçeği gör ve tekrar tüm boyutları ile birleştir. Bütünün biricik ve gerçek olduğunu görebilir misin? Bence yapabilirsin, bence sen de bir Picasso olabilirsin 😉

Işıl Bük

1 YORUM

  1. Guzel yazı fakat tutarsız.Gergin şoföru, düşük enerji ile cevap veren ofis arkadaşlarıni ,etraftaki kaba ve saygısız kişileri yargilamakla itham etmişsiniz sevgili okurlarinizi:). Belki de öyle değildir, kimse umursamiyordur şoförün haleti ruhiyesinin sebebini.Kimse aynı enerji ile karşılık bulma beklentisinde değildir…

Comments are closed.