BEN ŞİMDİ NİYE MUTLUYUM?

BEN ŞİMDİ NİYE MUTLUYUM?

201
0
PAYLAŞ

Hiç mutlu, keyifli olduğunuz bir anda yakın çevrenizden ; “Bugün niye mutlusun?” diye bir soru aldınız mı? Büyük ihtimalle almadınız, alacak olsanız bile böyle bir soru soracak kişinin ya gerçekten haset bir kişi olduğunu ya da ciddi bir depresyonun içinde olduğunu düşünürdünüz. Çünkü mutlu olmak hepimiz için hem “olması arzulanan” hem de doğal bir durumdur.

Mutluluk peşinde koşulur, mutluluğa para harcanır ya da mutluluk için para kazanılır.

Mutluluk atölyeleri düzenlenir, mutluluğu bulma rehberleri yazılır.

“Olması arzulanan” doğal bir mutluluk yaşanıyorsa da, hiç üstüne düşünülmez, çoğaltılmaz, eskitilir ve yenisi aranmaya başlanır.

Mutlu oluşunu sorgulayan deli, onun adına başkası sorgularsa kötüdür.

Koskocaman bir “mutluluk endüstrisi” yaratılmış ve ulaşılması zor bir hediye paketi gibi sunulmuştur bize.

Mutluluk “doğal” olarak bilimin de konusu olmuştur: Northwestern ve Massachusetts üniversitelerinden Brickman, Coates ve Bulman isimli araştırmacılar genel mutluluk düzeyimizin, hayatımızda karşımıza çıkan çok sevindirici veya çok üzücü olaylar karşısında nasıl bir çıkış/iniş yaşadığını
büyük ikramiye kazanan bir grup,
bir kaza sonucunda felçli kalan bir grup ve
rastgele bireylerden seçilen bir kontrol grubu oluşturarak incelemişler.

Günlük aktivitelerden ne kadar keyif alıyorsunuz / Şimdi ne kadar mutlusunuz? / Altı ay önce ne kadar mutluydunuz gibi sorulardan oluşan bir anket hazırlamışlar. Hazırlanan sorularla kişilerin mutluluk skorları da belirlenmiş. Belirlenen pek çok sonucun en çarpıcısı; ikramiye kazananların ikramiye ile tavan yapan mutluluk seviyelerinin altı ay gibi kısa bir sürede inişe geçmesi, felçli hastaların ikramiye sahiplerine göre birkaç yıl sonra daha mutlu olacaklarına inanması ve ikramiye sahiplerinin mevcut mutluluk seviyeleri ile, ortalama insanları temsil eden grubun mevcut mutluluk seviyeleri arasında çok az fark olması! İkramiye kazananların yaşadığı bu duruma psikolojide “hedonik uyum”[2] denmiş. Ve bu durum sadece maddi konularda değil, ilişkiler, evlilik, hobiler, kariyer vb. konularda da geçerli.

“Peki, acılarımızı bir öğretmen olarak görme olgunluğuna ulaştığımızı varsayıp, hayatımızda daha çok vuku bulan mutlu anlarımıza odaklanalım, mutluluk peşinde koşmayalım dediğimizde de karşımıza hedonik uyum çıkıyor, biz şimdi ne yapalım?” dediğinizi duyar gibiyim. Benim buna cevabım da bir soruyla olacak:

“Ben şimdi niye/nasıl mutluyum ve mutlu olduğum anları çoğaltmak için daha farklı ne yapabilirim?”

İkramiye mi kazandınız? Kendinizi maddi olarak güvenceye almakla yetinip, hedonik uyumun kurbanı olmayın. Kendinize entelektüel yatırımlar da yapın. İhtiyaç sahiplerine de yardım edin. Yaşadığınız topluma değer katın.

Hızla başarıya giden bir kariyeriniz mi var? Bu başarının rüzgarına kapılıp günlerinizi boş geçirmeyin. Ya da eyvah düşüşe geçer miyim korkusuyla stresi en yakın arkadaşınız yapmayın. Yeni beceriler ve yetkinlikler edinmek için ne yapabilirim diye düşünün.

İyi giden bir ilişkiniz/evliliğiniz mi var? Aman nazar değmez inşallah deyip tahtalara vurmanın, ilişkinizi/evliliğinizi kıskandığını düşündüğünüz insanların yanında ilişkiniz/evliliğiniz hakkında hiç konuşmamaya çalışmanın çok bir koruyucu etkisi olmayacaktır zannımca. İlişkimizi/evliliğimizi nasıl daha güzelleştirebiliriz/geliştirebiliriz diye düşünün.

Ya da konuyu daha “şiirsel” dile getirmiş ünlü hedonist Oscar Wilde’a kulak verin biraz da: “Basit mutluluklara bayılıyorum, karmaşık zevklerin son sığınağıdır onlar… Çok mutlu olabilirim kendi kendime. Özgürlük, kitaplar, çiçekler ve ay… Kim mutlu olmaz ki onlarla?”

Mutluluk peşinde koşma işini karmaşık hale getirmekten vazgeçer daha “basit” yaşar, zaten sahip olduğumuz mutluluk anlarını da güçlü sorularla pekiştirdikten sonra başka değerli ve derin sorulara da pencereler açarız belki zihnimizde : “ Ben kimim?” gibi mesela…

Gizem Ekici
Profesyonel Koç & Eğitmen

 

 

[1] Burada bahsedilen bilimsel çalışma Mümin Sekman’ın “Başarı Bilimi” isimli kitabından alntılanmıştır.

[2] Bu terim 1971’de Philip Brickman ve Daniel Campbell tarafından ortaya atılmış “hedone” Yunanca zevk demek. Söz konusu terim basitçe zevke/hazza alışmayı ifade ediyor.

BİR CEVAP BIRAK