Ben Onun Annesiyim…

Ben Onun Annesiyim…

239
0
PAYLAŞ

Çocuğumun annesiyim ve öyle kalmak istiyorum. Ama çocuğumla ilişkimi bu netlikte tutmak oldukça güç bir hale bürünüyor hızla.

Çocuğumla ilişkimin netliğinin veya özelliğinin bozulmasına dair ben kendi adıma, kendi tercihlerimle herhangi bir şey yapmıyorum. Aksine tercihim çok netken maalesef dışsal etkenlerin getirdiği dayatmalarla başka başka rollere bürünmeye itiliyorum ve bu onunla kurmaya çalıştığım özel bağı zedeliyor.

Geçenlerde oğlumun öğretmeninden bir telefon aldım;

“Oğlunuzun son zamanlarda derslere karşı ilgisinde azalma var. Bunu deneme sınavlarında da görüyoruz. Ergenliğe geçişinde bu değişiklikler olur ancak derslere olan ilgisini artırmalı ve başarısını sizin desteğinizle yükseltmeliyiz. Bu yüzden akşam ödevlerini bitirdikten sonra şu kadar sayıda test çözerse onun için iyi olur. Lütfen takip edelim.”

Son derece iyi niyetlerle dolu ve olumlu bir yaklaşım sergiliyor öğretmenim ancak benden yine okulun gerçekleştirmesi ve takip etmesi gereken bir göreve eşlik etmemi istiyor.

Oğlum, ödevler ile ilgili son derece zorlanırken bir de ödevleri bittikten sonra yapması gereken testler eyvah ki eyvah.

Derslerde başarı da tekrarın öneminin farkındayım ve ödevlerin tekrar amacıyla verildiğini biliyorum, çünkü hemen her okulda böyle açıklanıyor. Ama şunu merak ediyorum;

Benim çocuğum tüm gün okulda, yarı zamanlı değil tam zamanlı bir okula gidiyor. Yani zaten akşama kadar ders yapıyor ve ertesi gün tekrar okula gidecek. Hayır okula haftada üç gün falan gibi aralıklarla gitse anlayacağım benim yaptırmam gereken tekrarı. Ama bu çocuk hafta sonu hariç her gün okula gidiyor ve benim akşam öğrendiklerini ona tekrar ettirmem gerekiyor. Burada benim anlayamadığım ya da açıklanan mantığın dışında bir şey var gibi geliyor bana.

Amaç sadece tekrarsa ertesi gün her dersin başında onlara bu tekrar rahatlıkla yaptırılabilir. Yok eğer amaç çocuğa eğitim sisteminin rekabetçi ve sınav süzgeçli ortamından kaynaklanan sebeplerle alması gerekenden daha fazlasını yüklemekse bu ciddi bir arızalı yapılanmadır bence.

Tabi şunu atlamak istemiyorum; ödev verilmesin demiyorum ben, o gün öğrendikleri ile yapabileceği sınırlı hatırlatmalı ödevler verilmeli ama çocuğu tüm gün okulda derste tutup sonra akşam eve gelince de bir etüd sistemine sokmamı isterseniz benden ben bunu yapamam. Yapılmasının doğru olduğuna da inanmıyorum.

Ayrıca yapamıyorum da zaten! Çocuğumun ruh sağlığı ve kişilik gelişimi gibi konularda titizlikle ilgilenen ve ilerleyen bir anne olmaya çalışırken;

“Oğlum ödevlerini yaptın mı ?” ya alacağım cevabın ve sonrasında yapmasını sağlamak için vermem gereken mücadelenin onunla aramızda geçmemesi gereken bir iletişim olduğunu düşünüyorum. Benim yaklaşımıma ve tercihime göre yapacağım,  okulla ilgili oğluma “ Bugün okulda neler yaşadın ?” diye sormak ve cevaplarla gelişen bir sohbet etmek olur.

Ben artık okullarımızın öğretme şekilleri ve öğrenmeyi ölçme sistemlerinde değişiklikler yapması gerektiğini düşünüyorum. Eğitimin bir tek yöntemle yani yazılı veya sözlü anlatım ve testlerle değil; öğrenmesi istenen konuyu tüm duyuları ve ilgi alanları eşliğinde her çocuğa özel yaklaşımlarla verilmesi, takip edilmesi gerektiğine inanıyorum.

Bu yapıldığında çocuklarımızın, tüm eğitim hayatları boyunca maruz kaldıkları zihinsel ve kavramsal yüklemelerin tek bir sınavla ölçülüp silkeleme veya ayıklama yöntemi ile hayat yollarını çizmek zorunda kalmamalarını umuyorum ve istiyorum.


 

Sema Deniz’in yeni kitabı 40 Ruh Çemberi’ni satın almak için buraya tıklayın.

izotomi