Ben Kimim?

Ben Kimim?

100
0
PAYLAŞ

Özgür kelimesinin zıt anlamlısı tutsak, esir, bağımlı kelimeleridir.

Özgür hissetmek için ihtiyacımız olan ne, bunun için bir koşul var mı? Özgürlük hissi aslında dış şartlardan bağımsız ruhumun özgürlüğü, tamamen koşullardan bağımsız bir his bu. Koşullara bağlı kıldığımız her şey, her an kaybolmaya mahkum, her an onu kaybetme korkularımız var.

Korkunun olduğu yerde özgürlük olabilir mi? Neredeyse imkansız gibi geliyor bana. Nelerden korkuyoruz o zaman? Nerede kendimizi tutsak, esir hissediyoruz, nelere bağımlıyız? Üzerimize giydiğimiz ve sonrasında BEN olarak kabul ettiğimiz kimliklerimizin itibarını korumak mı, paranın varlığı ya da yokluğu mu, başarı, kabullenme onaylanma  arzumuz mu, sahip olduğumuzu zannettiğimiz tüm şeyler mi… Hayat standardımız  olarak nitelendirip, bize hizmet etmek yerine bizi kısıtlayan nelerimiz var, olmazsa ben olmam dediğimiz hayatta ne var?

KENDİM olmak. Her zaman zaten kendin değil misin dediğinizi duyar gibiyim. Ben size sorayım, her zaman her ortamda kendiniz olabiliyor musunuz? Kimliklerimiz ne olacak? Yönetici, çalışan, anne, baba, çocuk, eş, sevgili, arkadaş, kardeş, öğrenci, öğretmen, sayamadığım bir sürü kimliklerimiz var, her yerde aynı olabilir miyiz? Hayat oyununda oynadığımız kimlikler tabi ki var, ancak, kimliklerin ötesinde kim olduğumuz da var! Kimliklerin arkasındaki beni görebiliyor muyuz, farkında mıyız anımsıyor muyuz  galiba en önemli soru bu. Kendim OLABİLMEK, içine girdikçe derinleşiyor, tıpkı her birimiz, tıpkı yaşam, tıpkı evren gibi, çözüldükçe sırlarla karşılaşıyoruz. İlk soru, BEN KİMİM ile başlıyor? Ben ile başlayan cümlelerimiz, gerçek mi, ne zaman karar verdik o olduğumuza, daha da ileri gidelim kim karar verdi ?

Debbie Fordun Işığı Arayanların Karanlık Yanı adlı kitabında John Welwoodun Sevgi ve Uyanış adlı kitabında bahsetmiş olduğu içimizdeki dünyayı tasvir etmek için bir şato benzetmesini anlatır. O kısım o kadar derinden etkiledi ki beni, sanki benim hayat oyunumu anlatıyordu bana. Kısaca bahsedecek olursak, hepimizin doğduğunda uzun koridorları olan ve binlerce odası olan muhteşem bir şato olduğumuzu, her odanın mükemmel olduğunu, her odanın bizim ayrı bir yönümüzü ifade ettiğini, her odanın bize birer armağanı olduğunu, birbirinden farklı özgün olduğunu, ışık dolu olduğunu,  çocukken bizlerin her odayı utanmadan ve yargılamadan saf bir merakla araştırdığımızı, sevgiyle kucakladığımızı, zamanla hayatımıza giren kişilerin odalarımızı beğenmemeleri ya da yorumları üzerine birer birer odalarımızı kapattığımızı, sonrasında ise korkularımızla, başka şatolarla kendi şatonuzu karşılaştırmalarımıza istinaden odaları kapatmaya ışıksız bırakmaya devam ettiğimizi, tüm şatoyu olduğu gibi seven iç sesimize rağmen herkesin mükemmel şatonun nasıl olması gerektiğini söylemlerine istinaden odaları kapatmaya devam ettiğimizi, sonrasında kendimizi birkaç küçük odada yaşamaya mahkum bıraktığımızı, mükemmel bir şato olduğumuzu unuttuğumuzu, sadece küçük, iki odalı, tamire muhtaç bir ev olduğumuza inandığımızı anlatır.

Doğa’ya baktığımızda rengarenktir, çeşitlilik vardır, bu çeşitliliğe rağmen bir uyum da vardır. Çeşitliliktir aslında doğanın muhteşemliğini  sağlayan.

Özgürlük tahtı önünde, ağaçlar meltem dokunuşuyla titriyorlar.  

Özgürlüğün heybeti karşısında güneş ve ay ışığıyla seviniyorlar.

Oysa insanlar bu nimetten ne kadar yoksun! Çünkü insanlar, evrensel ilahi ruhlarına sınırlı kanunlar koydular…..

Ancak sevgiyle yaşamak ve sevgi için yaşamak dururken, bir insan, ömrünün sonuna kadar ya da zaman onu azad edinceye kadar, kendi koyduğu geçersiz kanunların kölesi olabilir mi? ” – Halil Cibran

Saf bir merakla kendi benliğimizin odalarına ışık tuttuğumuz, birer birer keşfettiğimiz muhteşem odaları sevgiyle şefkatle kucakladığımız, tüm odaların bizi biz yaptığını kabullendiğimiz, tüm odalarla birlikte ne kadar muhteşem ne kadar tam olduğumuzu hissettiğimiz ve de kendimizi ortaya koymada kendimize sınırlamalar koymadığımız hayatımız olmasını dilerim… Özgürlük; sevgidir, neşedir, coşkudur, sevinçtir, umuttur, aslında kendini gerçekleştirmek, kendi hayatının sorumluluğunu almaktır …

Sakine KAŞ

Profesyonel Koç

Bu yazı ilginizi çektiyse bunu da okumalısınız: Özgürlük