Ben Kimim???

Ben Kimim???

217
0
PAYLAŞ

Ben, insan.

Dünya gezegeninde bilinen 2 milyon türden yalnızca biri.

3,5 milyar yıllık bir süreçten geçmiş.

200 bin yıldır şuandaki “insan”.

30 trilyon hücreden oluşan ve bedeninde 40 trilyon canlı mikroorganizma ile yaşayan.

Sahip olduğu fiziksel özellikleri ile doğada çırılçıplak ve savunmasız fakat kendisine bahşedilen müthiş uyum becerisi ile Dünya gezegeninin hemen her yerinde yaşayabilmiş.

Biyolojik olarak sirke sineğinden daha mükemmel bir bedene sahip olmayan, buna karşın ileri düzeyde gelişmiş bir beyin sahibi.

İleri düzeyde gelişmiş? Yani beyninde, bir maymununkinden tam 4 kat daha büyük; düşünme, bilinç ve soyut muhakeme imkanı sağlayan bir “serabsal korteks” alanı olan.

Bu gelişmiş beynin sınırlarını, yine kendi sahip olduğu “beyni “ ile çözmeye çalışacak kadar aciz bir o kadar da cüretkar.

Sınırlarını aşabilme yeteneğine sahip, evrenin derin sırlarına dalarak yaşadığı gezegeni bazen sömürmüş bazen de müthiş icatlarla bezemiş.

Öleceğini bilen ve bunun üzerine düşünebilen tek canlı.

Faniliğinin ve geçmiş-şimdi-gelecek üçgeninde evrilen zaman algısının farkında olma geriliminde kaybolmaya müsait.

Bu gerilimin üstesinden gelmeye çalışırken de dayanılmaz bir yalnızlık, umutsuzluk ve endişe halinde bulunan…

Sadece biyolojik işlevlerini yerine getirerek tatmin olabilen 2 milyon türün arasında kolay değil insan olmak. Sadece biyolojik bir mekanizma olarak yaşama özgürlüğüne de sahipken, ömrünün mutlaka bir zamanında “hayatın anlamı”nı sorgulamak zorunda kalmıştır insanoğlu. Belki yine sadece kendi türüne özgü olan “aşk”ı tattığında, belki bir sevdiğinin faniliğine bizzat şahit olduğunda, belki içgüdüsel olarak hep parçası olmaya çalıştığı bir topluluktan soyutlandığında. Belki de sadece, akılla donanmış yaşamında varoluş amacını anlamaya çalışırken.

Aslında; tüm bu eşsiz ussallığın yarattığı derinlikte sığda, kuşkusuz parçası olduğu doğanın mükemmel dengesinde, dengesizlikte kaygılı, umutsuz ve güçsüz olmaktan kurtulmanın yine kendisine bahşedilen eşsiz ussallıkla bilge bir yolunu bulmuş insanoğlu:

“Kendini bil!” Socrates

“ Kendinden kendine sefer eyle.” Mevlana

“Kendini yönet, dünyayı yönetecek gücü bulursun.” Platon

“İnsanın asli görevi kendini doğurmaktır.” Erich Fromm

“Kendimizi gerçekleştirebilmek için kendimizi bulmamız gerekir.” Fritz Perls

“Yaşamak için bir “neden”i olan, her türlü “nasıl”a dayanabilir.” Friedrich Wilhelm Nietzsche

“(….) Anı yaşa, yarın da gelip geçecek dün olacak.” Horatius, 1-11: Carpe Diem

Tüm bu basit görünen, ancak, insan türü olarak doğmanın derinliğini kavrayabilmiş bilge kişilerden gelen yol gösterici ifadelerde sunulan formül şöyle özetlenebilir:

Ne olduğunu gör ve anla – Kabul et – Şu anda kal – Özüne ulaşma yolunda ilerle – Yaşam amacını bul

Tekrar etmekte fayda var, kendisine sunulan ileri düzeyde gelişmiş bir beyne sahip insan türünün biyolojik işlevlerini gerçekleştirerek hayatta yeterlilik hissini yaşayan bir varlık olması çok mümkün gözükmüyor.

Dolayısıyla bu hisse ulaşabilmek, insan doğası gereği yaşanılan zaman-ölüm bilinci farkındalık gerilimini aşabilmek, hiç değilse en aza indirgemek için, “serabsal korteks”i kullanarak biyolojik konfor alanından bir an önce çıkıp “öz”e ulaşmaya çalışmak gerekiyor.

Malum, kolay değil insan olmak…

Gizem Ekici
Profesyonel Koç & Eğitmen