Ben Kendi Kişisel Yolculuğumda Yaptığım Her Şeyi Hep Kendi ihtiyaçlarımdan Yola Çıkarak...

Ben Kendi Kişisel Yolculuğumda Yaptığım Her Şeyi Hep Kendi ihtiyaçlarımdan Yola Çıkarak Yaptım

226
2
PAYLAŞ

Bu ay sohbet konuğum; Increa Creative Coaching and Consulting’in kurucusu ve Türkiye’nin MCC ünvanına sahip sayılı koçlarından Gila Şeritçioğlu. Gila Hanım ile koçluktan, kitaplardan ve atlardan oluşan sohbetimize hoşgeldiniz……..

Fügen: Koçluk ilk ne zaman girdi hayatınıza, tanışmanız nasıl oldu?

Gila: Ben psikoloji okudum sonrasında okulöncesi eğitim üzerine bir master programı bitirdim ve çocukluk arkadaşımla beraber bir çocuk yuvası kurduk. Türkiye’de 1990’lara kadar olan dönemde eğitim sistemi çok daha pasif ve didaktikti. Çocuklar mevcut yaratıcı bir potansiyelle doğuyorlar, bizim amacımız,  çocuklardaki potansiyeli maksimumda tutabilmek, koruyabilmek ve yetişkinliğe adım attıklarında daha özgüvenli ve potansiyelleriyle temasta yol alabilmelerini sağlamaktı. Zaman içinde öğretmenleri eğittik, çocuklarda  sistemi ve programı kurduk. Ama vaktimin çoğu anne-babalarla geçiyordu. O noktada fark ettim ki aslında bu iş sadece çocukları yetiştirmekle, çocuklara verdiğimiz bakış açısıyla yeterli olmayacaktı. Anne-babalara da bakış açısı ve farkındalığı kazandırmamız lazımdı ki çocuklarını evde en iyi şekilde destekleyebilsinler. Koçluk değil ama yetişkinlerle çalışmaya başlamamdaki ilk ışık orada doğdu.

Ben potansiyelle çalışmak için bu yola girmiştim

Fügen: Anne-babalar için neler yaptınız?

Gila: Isviçre’de bir doktora programı olan Expressive Arts, Therapy, Consulting and Education programına katıldım. Program, yetişkinlerle daha yaratıcı yollarla sadece zihinsel değil onların temas kurmadıkları yaratıcı potansiyeli nasıl çalışabileceğimize dairdi. Sonrasında ABD’den terapist ünvanımı alıp çalışmaya başladım. Baktığınızda hedefime ulaştım gibi gözükse de yaklaşık 2 sene terapistlik yaptıktan sonra fark ettim ki yapmak istediğim şey terapi değil yani patoloji ile çalışmak istemiyordum. Ben potansiyelle çalışmak için bu yola girmiştim, patolojiyle çalışmak çok farklı bir şey.

Fügen: Sanırım AHA anınız buydu?

Gila: Evet, orası bir dönüş yaptığım ve koçluğa ilk adım attığım dönemdir. Ben terapistlik yapmaya başladığım dönemde Dost (Can Deniz) koçluk yapıyordu. 2003’te ilk kez şimdiki ortağımız Dorothy Siminovıtch’i bir grup arkadaş  Türkiye’ye beraber getirdik. Bu Gestalt çalışmalarıdan bir tanesinde Dost ile tanıştık ve bir kaç sene sonra temeli ABD’de kurulmuş programımızı Türkiye’de uygulamaya geçirdik. Böylelikle ilk adımı atmış oldum. Şimdi çok çok mutluyum, yapmak istediğim şeyi dolu dolu yaptığıma inanıyorum.

Fügen: Süper, peki koçluk eğitimlerinizi nereden almıştınız?

Gila: Önce, Türkiye ve İsrail’de Gestalt Institute of Clevland’ın açtığı bir Gestalt Sertifikasyon programına katıldım. Ama; o dönem başlama nedenim kendi kişisel sürecimi desteklemek ve güçlendirmek içindi. Sonrasında İsviçre’de EGS Üniversitesinde (European Graduate University Switzerland) sanat terapisi ve danışmanlığı üzerine eğitim aldım. Bütün bunları kendimi daha iyi tanımak, yaptığım işte insanlarla daha iyi bir iletişim kurabilmek adına yaptım. Yani terapist veya koç olmak yoktu aklımda. Kendimde ki değişimi gördüğüm zaman ve insanlara da bunu aktaracaksam vasıflı, standardizasyonu olan bir eğitim almalıydım. Gestalt Institute of Clevland’tan koçluk eğitimlerimi tamamladım. ICF akredite bir eğitimdi. Israil’de ki eğitimlerimde Gestalt Institute of Clevland’ın kurucusu Dorothy Siminovitch ile tanışmıştım bu yüzden orayı tercih ettim. Şu anda da Dorothy, Dost ile beraber, iş ortaklarımdan bir tanesi.

Doğanın içinde yaratım sürecinde olmak da bir sanat

Fügen: Çok güzel, nerden nereye. Peki, Sanat Terapi’nin koçluğa nasıl bir katkısı oluyor?

Gila: Aslında Dışavurumsal Sanat diye geçiyor. Bunun içinde şiir, yazı, drama, müzik var. Yemek yapmak bile yaratıcı bir süreç veya doğanın içinde yaratım sürecinde olmak da bir sanat. Kişisel gelişim odaklı veya problem çözmeye, yeni bir farkındalık kazanmaya yönelik çalışmaya başladığımız zaman ilk baş vurduğumuz yer zihnimiz oluyor. Zihnimiz bizim için ciddi bir kontrol mekanizması. Kendimizi kontrol etmeye başladığımızda kendi potansiyelimize ve tanımadığımız, bilmediğimiz taraflarımıza ne kadar alan açabiliyoruz. Halbuki sanatın içine girdiğimiz zaman kişiyi bulunduğu ortamdan farklı bir keşif alanına taşıyoruz. Kişi yaptığı işe odaklandığında da sergilediği paternlerini, var oluş şekillerini bir şekilde ortaya koyuyor. Aslında buradaki deneyim kişiye “Sende bu potansiyel var bunu yapabiliyorsun. Burada yapabiliyorsan, hayatına nasıl adapte edebilirsin.” Kendi keşif sürecini biraz daha farklı bakış açısıyla bakabilmeyi sağlıyor. Zihin de bizim için çok önemli. Ama; bu şekilde zihnin etkisini biraz daha yumuşatmış oluyoruz. Yaratıcılık, her zaman alıştığı kalıbın dışına çıkıp oradan kendine bakabilme farkındalığı yaratıyor. Daha holistik bir yaklaşım.

Bazen bu benim mesleğim mi,

bu benim var oluşum mu? Ayırt edemiyorum

Fügen: Evet, klasik sorularımızdan birisi de bir mesleği sevmek demek ne demek?

Gila: O mesleği yaparken aşkla, tutkuyla yapabilmek demek. Bazen bu benim mesleğim mi, bu benim var oluşum mu? Ayırt edemiyorum. İngilizce de çok güzel bir söz var: If you love what you do, you’ll never work another day. (Sevdiğin  şeyi yaparsan, bir daha çalışmazsın.) Ben çalışıyor gibi hissetmiyorum. Sevdiğim projelerde, heyecan duyduğum yollara sapıyorum. Bir teklif geldiği zaman bu işten ne kadar kazanırımdan önce kalbime soruyorum; “Ne diyorsun, heyecan var mı? Bu işe girer miyiz?” O bana “Gireriz” derse ondan sonra düğmeye basıyorum.

Kendi malzemelerimizle, başkasının malzemesini ayrıştırmak çok önemli.

Fügen: Harika. Bu mesleğin içinde olup yolun başında olan arkadaşlarımıza neler söylersiniz?

Gila: Bu meslek iş olsun diye yapılacak bir meslek değil. Severek yapılması lazım. İnsanla çalışmanın getirdiği etik sorumluluğu bilmeyi gerektiriyor. Bu yüzden mutlaka ICF akredite bir eğitim almış olmak gerekiyor. Kendimizi tanımak, bilmek ve kendi kişisel gelişimimize yatırım yapmak da çok önemli. Çünkü kendi içimizde çözemediğimiz hiç bir şeyi başkasında çözemeyiz. Bana göre her koçun bir süpervizörü olmalı. İnsanlarla çalıştığınız zaman bir sürü şeyden etkileniyorsunuz. Kendi malzemelerimizle, başkasının malzemesini ayrıştırmak çok önemli.

Fügen: Geçmişten günümüze bir çok kitap okumuşsunuzdur. Aklınıza gelen bir iki kitap ismini bizimle paylaşır mısınız?

Gila: Aslında çok kitap var. ilk aklıma gelen Arianna Huffington’ın Thrive adlı kitabı. Başarının tanımıyla ilgili bir kitap. Danışanlarıma da tavsiye ettiğim, insana dair çok güzel bir başka kitap da “Repacking Your  Bags” (Richard J. Leider ve David A. Sapiro) Özellikle 40 – 50’li yaşlarda kendi valizinizi açıp, bu valizde nelere ihtiyacınız yok, yeni ne koyacağız ve iş, aile, ilişkilere farklı bakış açılarından bize hayatı sorgulatan bir kitap. Rick Hanson’ın Just One Thing kitabı da her haftaya verdiği küçük öğretilerle keyifli, kişiyi kendisiyle çalıştıran bir kitap. Hep İngilizce kitaplar söyledim. Ama; kişisel gelişim veya koçlukla ilgili kitaplar İngilizce olarak çeşitliliği çok fazla. Ben de bu yüzden İngilizce okumayı tercih ediyorum. Art Therapy ile ilgili Shaun McKniff’in yazdığı ve sıkça kullandığım bir motto olan, Trust The Prosess bu alanda değişik bir kitap. Koçlukla ilgili Executive Coaching With Backbone and Heart’ı tavsiye edebilirim. ( Mary Beth A. O’Neill) Koçluğun temel kitaplarından birisidir.

Atlar size önyargılı yaklaşmıyorlar.

Fügen: Atları seviyorsunuz, bize atlardan bahseder misiniz? Onlarda sizi çeken ne?

Gila: Evet, atlar özel hayvanlar. Ben kendi kişisel yolculuğumda yaptığım her şeye hep kendi ihtiyaçlarımdan yola çıkarak yaptım. İşte şunu da yapayım iyi para kazanırım mantığıyla yapmadım. Kendime hep sordum: “Kendim için, kendimde neyi geliştirmek istiyorum” ve kendi bedenimi daha iyi tanıyabilmek , farkındalıklarımı kullanırken bende ne oluyor bunu daha iyi ayrıştırmak adına Amerika’da bir Somatic Coaching programına katıldım. Bu eğitimde İtalyan ortağım Giulio Brunini ile tanıştım. Ben dört duvar arasında seans yapmaktan çok hoşlanmıyorum. Hep hayalim bu süreçleri doğada yapabileceğim bir ortama taşımaktı. Giulio ile beraber bir program hazırladık. Adını da “Merkeze Geri Dönmek” koyduk. Her an merkezde olamıyoruz. Hayat bizi sürekli merkezimizden dışarı atıyor çünkü yaşadığımız dünya sürekli hareket ve devinim halinde. Orada sabit durabilmek mümkün değil. Sürekli sizi etkileyen bir olay oluyor. Buradaki temel olgu merkezimizde olduğumuz zaman biliyoruz ki tamız  ve potansiyelimizle temastayız. Kişilere bu çalışmalarla, sistem bizi merkezimizden dışarı attığında  kendimizi merkeze nasıl geri getireceğimize dair çalışmalar ve uygulamalar yaptırarak daha dengeli ve gücümüzle buluştuğumuz bir prezansı deneyimlettirerek bunu sahiplenmelerini ve içselleştirmelerine yönelik çalışıyoruz . Bu oluşumun ve bakış açısının adını bu yüzden Merkeze Geri Dönmek koyduk ve bunu atlarla yapmak hem heyecan verici, hem de çok öğretici çünkü; atlar size önyargılı yaklaşmıyorlar. Neyseniz, kimseniz olduğunuz kişiyi size mucizevi bir şekilde aynalıyorlar. Böylece kendinizi olduğunuz yerde görerek atlarla yaptığınız çalışmada olmak, kavuşmak ve sahiplenmek istediğiniz gücünüz ve gerçek potansiyelinizle buluşturuyoruz sizi. Bazı şeyler kelimelerle anlatılmaz yaşanır derler ya bu da böyle bir deneyim işte.

Fügen: Evet, sıra geldi kapanış oyunumuza. Ben size isminizin baş harflerini söylediğimde sizde, aklınıza ilk gelen kelimeyi söyler misiniz?

Gila: G’yi çok rahat söylerim. İsminizin baş harfi ile kendinize bir sıfat bulun diye bir egzersizim var.

Fügen: G tamam, ama I – L – A’yı çalışmadım diyorsunuz yani…..

Gila: Evet, aynen öyle.

G  Güler yüzlü, Gelişen, Geliştiren Gila yani 4 G derim her zaman J

Fügen: Muhteşem. Peki çalışmadığınız harflere neler bulacaksınız bakalım.

Gila:

İ  deyince ilk aklıma gelen İncelik,

L  Lale, çok severim laleri,

A  Aşk

Fügen: Ondan daha güzeli yok. Bana zaman ayırdığınız ve bu söyleşi için çok çok teşekkürler.

Gila: Ne demek, ben de çok teşekkür ederim.

Not: Gila Hanımla bu söyleşi sayesinde  ilk kez bir araya geldik. Daha önce hiç karşılaşmamıştık. Fakat, söyleşi sonunda güzel bir arkadaşlığa adım attığımızı hissettik. Oradan ayrıldığımda uzun bir aradan sonra eski bir dost ile yapılan sohbetin keyfi vardı üzerimde…

2 YORUMLAR

  1. Gilam mükemmeldir. Benim kendi yolculuğumda bana cok güzel farkındalıklar kazandırmış, melek bir kalptir kendisi.

    Fügen hanım size de ayrıca bu guzel sohbet için cok tsk ederim.

  2. Fügencim emeğine sağlık,
    Ustaları tek tek tanıma imkanı verdiğim için gönül dolusu teşekkür ederim. 💐🌸💖

BİR CEVAP BIRAK