“Ben dünde tutuklu kaldım”

“Ben dünde tutuklu kaldım”

355
1
PAYLAŞ

Söz ve müziğinin Sezen Aksu tarafından yapılan, yapıldığı yıla damgasını vuran, hiçbir zaman eskimeyen ve çoğu insanda aynı duyguları uyandıran, çok uzaklara dalıp gitmesine sebep olan bir şarkıydı “ben sende tutuklu kaldım”

Anladık da ne alaka diyebilirsiniz! Hemen açıklayayım;

Şarkıda (benim anladığım, konuştuğum birkaç kişiden edindiğim izlenim ve üşenmeden internette yaptığım araştırma kadarıyla) unutulmayan bir sevgili anlatılıyor. Öyle bir sevgili ki ondan sonrasının hiçbir anlamı yok. Her şey ama her şey dünkü o sevgiliye endeksli. Zaman adeta dün O sevgilide sabitlenmiş… Bu hislerle dolan bir sevgiliyi anlatıyor şarkı. Günlerin geçmediğini, ne anne, ne baba ne de hiçbir şeyin yerine geçmediğini anlatıyor…Ve artık dünya anlamını yitiriyor onun için…Kısacası O artık bugünü sadece dünle yaşayan, algılayan birisi olup çıkıyor…

Bir şarkı sözleriyle girdiğimiz yazımıza şarkının başlığındaki bir kelimeyi değiştirerek yolumuza devam edelim. Şarkıda “Ben Sende Tutuklu Kaldım” denilirken, ben “Ben Dünde Tutuklu Kaldım” diyerek küçük bir değişiklik yapıyor, “dünde takılıp kalan”, “bugünü hep dünle yaşayan” insanlardan bahsetmek istiyorum.

Birçoğumuz gerek sosyal medyadan, gerekse çeşitli kişisel gelişim kitaplarından hep şu sözleri okur ve işitiriz;

“Anını yaşa”, “Carpie Diem”, “Dün dünde kaldı bugüne bak”, “Dikiz aynasından araba kullanmayı bırak” vb…

Eminim birçoğunuz bu kelime kalıplarından ya da benzerlerinden en az birisini duymuşsunuz ya da okumuşsunuzdur kendinizi geliştirmek için çıktığınız yolculukta. Ve yine eminim ki okurken ya da işitirken heyecanlanıp “işte bu sihirli formül” demişsinizdir. Bundan sonra geriye dönüp bakmayacağım, artık anımı yaşayacağım, oh be ne güzel şeymiş bugünü yaşamak deyip bu gazla bir iki bilemediniz belki birkaç gün ilerlemiş sonra birden tekrar eski düşünce kalıbınıza geri dönmüş, adeta gece saat 12 olmuş ve artık arabalar tekrar kabağa dönmüş olduğuna şahit olmuşsunuzdur.

Yoksa kişisel gelişim kitapları, uzmanlar, psikoterapistler yalan mı söylüyorlar? Bunca yazılan söylenen şey koca bir yalandan ya da bir ilizyondan mı ibaret?

Aslında teknik olarak cevabım koca bir hayır. Peki yanlış olan ne?

Yukarıdaki soruları daha doğrusu süreci yaşamış biri olarak şunu söyleyebilirim ki, bizler gerek ülke olarak gerek ise millet olarak bir şeyin hemen sonuçlanmasını isteriz. Beklemeye, sabretmeye tahammülümüz yoktur bizim. İsteriz ki başımıza bir değnek ile vurulmuşçasına bir anda bir kerede ya da kısa bir süre içinde değişim ve dönüşüm hemen gerçekleşsin. O hayalini kurduğumuz hayatı hemen yaşayalım, istediğimiz değişimi hemen gerçekleştirelim diye o kapıdan bu kapıya, o teknikten bu tekniğe koşturur dururuz.

Unuturuz! Mevcut düşünme, yaşama tarzımızın, alışkanlıklarımızın aslında yılların birikimi, neticesi olduğunu unuturuz. Ve isteriz ki bir anda yılanın kabuk değiştirmesi gibi biz de kabuk değiştirelim. Ancak bu mümkün değil, kalıcı değil…

Her şeyde olduğu gibi bunda da bizi bir süreç beklemekte. Aşama aşama, kademe kademe olur ilerleme. İlmek ilmek işlenir gelecek…Bunun için sabır gerek, irade gerek, inanç gerek…

Peki ne yapmalı, nasıl olmalı bu değişim ya da dönüşüm? Ben artık dünde yaşamak istemiyorum? Ben artık anımı doya doya, hissede hissede yaşamak istiyorum. Ve tüm bunlar birkaç gün içinde elimden kaybolup gidecek şekilde değil de, kalıcı olsun istiyorum diyorsanız eğer sizi bir yolculuğa davet ediyorum.

Bu yolculukta birlikte bu soru(n)lara cevap bulacağız. Kısmet olursa bir dahaki yazımda “bizden örneklerle” bu değişim ve dönüşüm süreci ile ilgili nelerin ve nasıl yapılmasına ilişkin “bizden çözümler” sunacağım…

Sağlıcakla kalın.
Cihan İNAN

1 YORUM

  1. İlk yazınızı da okumuştum cihan bey. Bu da gayet güzel olmuş. Bizden çözümleri sabırsızlıkla bekliyorum.

Comments are closed.