Ben Bilmem Annem Bilir

Ben Bilmem Annem Bilir

234
2
PAYLAŞ

Öğrenci koçluğu için 16 yaşındaki genç adam ve annesiyle tanışma görüşmemiz etkileyiciydi.

Anne oğlunu bana tanıtırken şöyle diyordu; “Oğlum çok mutsuz.”

Öğrenci: “Wauw! Bunu bilmiyordum.”

Tanışma görüşmemiz, annenin, oğluna yapıştırdığı onlarca etiket aracılığıyla, sevgisini ifade etmesiyle geçiyordu: “Son zamanlarda özgüveni zayıfladı, potansiyeli yüksek, kötü arkadaşları var, onları sevmiyor, konuşmayı sevmiyor, hiç ders çalışmaz, çok ama çok kibardır, saygılıdır…”

Elbette annenin, içindeki her hücreyi yavrusuna adamaya hazır olmasından, çocuğuna faydalı olma arzusundan kaynaklanıyordu böyle davranması. Oğlunun, kendini anlatmasına izin bile vermiyordu, ben anlatırım yavrum seni diyordu içinden sanırım. Ne de olsa ben doğurdum seni diyordu belki de… Kendi yordamıyla anlatıyordu yine anne ve çekip kurtarmak istiyordu problemlerin içinden evladını. Ben neler yaşadım bu hayatta, sen ne bileceksin kendini anlatmayı bitanem, daha dün bebektin diye düşünüyordu belki de… Hatta zaman zaman gencin, utandığını gösteren bir beden dili sergilemesi de, annenin çok ama çok gurur duymasındandı evladıyla. Spor yapıyor, kas geliştiriyordu çünkü genç ve anne, bunun sözü her geldiğinde six packlerini sergilemesini istiyordu oğlunun. Elbette anne, bütün kaygılarından, gelecek endişelerinden arındırmak istiyordu çocuğunu. İstemiyordu hata yapmasını, hata yapmayı başarısızlık, zaman kaybı, üzüntü, rezil olma diye öğrenmişti bir kere…

Peki bugünden itibaren anne neleri değiştirebilecek? Desteğini hangi yöne çevirecek? Yaşamın odak noktasına asıl kimi koyacak? Sadece çocuğuna değil; bütün çevresine en büyük desteği kendisini ve kendi ihtiyaçlarını anlamak olduğunun farkına varacak mı? Çocuğunun kararlarını kendisi alıp, kendi kanatlarıyla uçmasını izleyebilecek miydi anne? Hata yapmasına izin verecek miydi çocuğunun?

Öğrenci, her ne kadar annesinin kanatlarının sıcaklığına ve koruyuculuğuna alışsa da doğrudan kendisine yönelttiğim sorulara şaşırtıcı bir yaratıcılık ve kabuğunu kırma hevesiyle cevap veriyordu. Gençle iş daha kolaydı. Öğrenci koçluğu var, İzotomi var, kitaplar var, gelişim değişim isteği var.

Bu hikayede toplumun geleceğini oluşturan gençlerin gelişim, değişim, atılım, farkındalık, değerler, özgüven, gelecek, meslek seçimi gibi konularda ilk ve en önemli engellerinin ne olduğu ile ilgili bir işaret var gibi görünüyor.

Bu hislere bazen tanık oluyorsunuz değil mi? Ebeveynseniz, bazen kendi içinizde, bazen yakın çevrenizde. Ben bütün içtenliğimle onlara şunu söylüyorum: Koçluk alın.

Ebeveynlerin, evlatlarına verebilecekleri en büyük destek, başta kendi iç dünyalarına dair farkındalıklara ulaşmak, kendi iç seslerine kulak vermek. İşte bunun için, koçluk almak ve bu yolculuğun katkılarına bir kez daha saygı duymak gerek.

Görkem Atakay
Profesyonel Koç

2 YORUMLAR

BİR CEVAP BIRAK