Ben bile…

Ben bile…

267
0
PAYLAŞ

Süpermarkete girer girmez hızla alışveriş arabasını önce kahvaltılıkların durduğu raflara yöneltiyorum. Bir yandan kafamdaki listeyi kontrol edip bir şey unutmamaya çalışırken, bir yandan da cicili bici kahve fincanlarına gözüm takılıyor. Yok artık yeter bir sürü fincan var zaten evde deyip bir sonraki hedefe yöneliyorum.

Akşamüstü iş dönüşü biraz kalabalık ve tabi benim acelem var. Önümde 13 ya da 14 yaşlarında yakası kalkık montu, atkı ve beresinden yüzünü pek seçemediğim bir erkek çocuk yavaş yavaş itiyor alışveriş arabasını. Biraz ötede annesine bir kutu içecek gösteriyor “Tamam oğlum al, koy sepete aferin”…

Ayyy daraldım sıkıştık rafların arasında iyi de be yavrum bu ne yavaşlık. Derken zehirli alaycı sözler çıkıyor ağzımdan. “Hadi yavrum artık ilerlesek bugün içinde nasıl olur? “

Şaka gibi oralı olmadı çocuk sanki duymadı beni. Nihayet uzak düştük. O sırada göz ucuyla baktım ve buz kestim adeta. Duruşu, yavaş hareketleri, anneden aldığı kısa ve net komutlar, gözlerdeki o bakış…Allah’ım ben ne yaptım? 20 yaşında otizmli kızı olan bir anneyim ben. Otizmli ya da down sendromlu adı ne olursa olsun herhangi bir engeli olan çocukla toplum içinde değil onun yavaş hareket etmesi, geçirebileceği ağlama krizlerinden tutun da bağırmalara kadar bir sürü sorunu bizzat zaman zaman yaşamış olan ben, nasıl da alaycı egomu tatmin etmek üzere laf attım çocuğa.

Utanıyorum. O günden beri, kendimden utanıyorum. Öyle utanıyorum ki haftalar sonra yazabiliyorum bu yazıyı. Ben böyle yapıyorsam siz düşünün başkaları tarafından nasıl karşılandıklarını. Tek tesellim ne anne ne de o güzel çocuk duymadı beni. Kendi kendimi imha ettim ben.

Diyeceğim o ki, biliyorum hayat çok zor, acelemiz var hep bir şekilde ve bazen çatacak yer arıyoruz adeta. Ama önce ben lütfen biraz yavaşlayalım. Benim hikayemdeki gibi özel bir çocuk için değil sadece hepimiz birbirimize karşı daha sabırlı olalım. Özellikle hep birlikte zor sınavlardan geçtiğimiz bu günlerde. Ben ettim siz etmeyin…


 

BİR CEVAP BIRAK