Belki bir çoğumuz için yaşamamış ya da gerçekten yaşamış insanlar

Belki bir çoğumuz için yaşamamış ya da gerçekten yaşamış insanlar

938
0
PAYLAŞ

Sanırım 50’li yaşlarındaydı. Çok sigara içtiğinden midir nedir, yürürken öksürmeye başladı mı sanki takla atarak ilerlerdi. Aranızda mesafe bırakırdı ama şefkatli olduğunu hep bilirdiniz. Bir gün kendisine “Hocam, takdir alacağım bir puan daha yüksek veremez misiniz?” dediğimde bana cevabı tokat gibi olmuştu.

“Oğlum, not için takdir alınır, takdir için not alınmaz.”

Bu soru gerçekte neyin önemli olduğunu sorgulatmıştı bana… Önce “Not önemli.” dedim, şimdilerde “Ne not ne de takdir önemli.” diyorum. Ama onun sözü gelişimin, ahlakın, erdemin ilk aşamasıydı benim için.

Yaşını bilmiyorum, araştırmama rağmen internet üzerinde özgeçmişini, yaşını, doğum tarihini, nerede yaşadığını öğrenemedim. Dijital olarak yaşamadığı kesin. Yazılımların, internetin dışında yaşamış. Belki bir çoğumuz için yaşamamış. Ya da gerçekten yaşamış!

En net hatırladığım özelliği çok sessiz oluşuydu. Ben hep öyle gördüm. Hem benim hocam hem de babamın birlikte çalıştığı biriydi. Hayvancılık Hocası Osman Akın.

“Siz de hayvansınız!” diyen ve sebebi sorulduğunda da “İnsan Düşünen Bir Hayvandır.” diye açıklayan Osman Hocam.

Bugün felsefe kitabı yazmış biri olarak bu cümleyi ilk ondan duymuş olmam da ironidir hani. “İnsan düşünen bir hayvandır, insanları tanıdıkça hayvanlara saygı duyuyorum.” sözünü sanki bana Aristo’dan bile önce söylemiş gibi gelir nedense.

Bu hafta onu kaybettikten sonra yine düşündüm, “Kaç kişi üzülmüştür?” diye… Dedim ya sessizdi. Belki birçok kişi 10 dakika üzülmüştür. Gelişimizden daha sessiz gidiyoruz bence.

Garip gelecek ama ineklerin nasıl yavruladığını, spermin yumurtayı nasıl döllediğini, suni tohumlamada kolunu nereye kadar sokman gerektiğini, boğadan sperm almak için cihazı nasıl kullanacağını hep ondan öğrendim. Bugün yaptığım işlerle ilgili olmasa da hayvanları tanıdım onun sayesinde…

İlk tanıdığım ve bildiğim en iyi veterinerdi o.

Okuduğum meslek lisesinin eskiden kötü anıları vardı bende; zorlukları, kavgaları, yokluğu… Nedense 40’ımdan sonra hepsi tek tek iyi anılara dönüşüyorlar. Bir bir hatırlıyorum sahneleri. Biri vardı mesela Fethi Ayık tanıdığım en radikal Atatürkçü, sert, korkutucu, dev gibi biriydi. Karşısında duran 13-17 yaş arasındaki çocuklara öyle sert bağırırdı ki yerinizde durmakta zorlanırdınız.

Yine bir gün bağırıyordu. “Fetullahçılar burada yuvalanmışlar, örümcek beyinliler sizi… Türkiye’yi geriye götüreceksiniz.” O kadar sertti ki sözleri, duvarlar inliyordu. Tüm okul tir tir titriyordu. O zaman neden bu kadar sert, neden bu kadar uğraşıyorsunuz ki diyordum. Tam 26 yıl sonra o kadar kötü bir anı olmadı bu. Doğru söylüyormuş, yanlış bir tarzla en doğruyu aktarıyormuş. Büyük olasılıkla bildiği en iyi eğitim yöntemi buydu ve kendince öğrencileri kurtarmaya çalışıyordu. Keşke şefkatle yapsaydı ama bazılarının şefkati sert sanırım. Gün de değişikti, mesela takim elbise dışında elbise olmayan zamanlardı. Bir de bizim giydiğimiz iş kıyafetleri vardı. (Biz “tatbikat” kıyafeti derdik.)

Osman Hoca’nın kaybı bana bunları hatırlattı, bir de ölümü… Bana sorsanız, deseniz ki, 70 yaşında öleceksin. “Hımmm, öyle mi, iyiymiş.” derim ama yaşanacak 20 küsur yılın kaldı dediğinizde bir düşünür ve “Henüz ölmeye hazır mıyım, yapabileceklerimi yaptım mı? Tamamlandım mı?” diye sorarım. Bugünden geleceğe bakmak kolay olanı, asıl olan gelecekten bugüne bakmak. 20 yıl sonrasına gidin ve bakın bugünkü kendinize “Ne görüyorsunuz, ne yapmalıymışsınız, ne yapmadınız?” çok daha net görünecektir. Barış Ceylan’ın “Bir Ölünün Düşleri”ni okurken de ölen birinin öldükten sonra düşüncelerine ve topluma bakışını garipsemiştim. Ama enteresan bir deneyim olmuştu benim için. Ölürken ne düşüneceğini düşünmek kolay da öldükten sonra ne düşüneceğini hayal etmek oldukça zor. Mesela korku olur mu, neden korkarız, kaygı olur mu? Bilmiyorum. Sanırım hiç kimse de bilemeyecek!

O kadar çok söylendi ki ama ben yine tekrar edeceğim “Hayat çok kısa.” Özellikle yaşamamak için. Her ölüm ölene değil, geride kalanlara bir uyarıdır, “Yaşa!” diye…

 

UMUT KISA

Sola Unitas Academy, Paul Ekman International, Sola Yayınları ve İzotomi Projesi’nin lideri olan Umut Kısa “Us’ta Yol”, “Ahuna” ve “Kendini İşten Fethet” adlı kitapların yazarıdır. İletişim alanında doktora çalışmalarına devam etmektedir.

BİR CEVAP BIRAK