Beklemiyorum, Ertelemiyorum, Gidiyorum!

Beklemiyorum, Ertelemiyorum, Gidiyorum!

315
0
PAYLAŞ

“2013’ün en sıcak ve neşeli günlerini yaşıyorum. İlk defa işimde çok keyifle çalışıyorum ve bu işyerinde çalıştığım 4 yıla yakın bir sürede yaşam şeklim, hayatı anladığım, yeni şeyler öğrendiğim ve başka başka bakış açılarını hayatıma kattığım günler yaşıyorum. Tüm işlerimi, raporlarımı zamanında ve neşeyle yerine getiriyorum. Her konuda sohbete açık, neşeli ve anlayışlı, tecrübelerini paylaşmaktan sakınmayan bir müdürüm var. Her öğle tatilinde kankalarımla -Volkan, Hürkan, Efkan- mahalle kahvesinde gazete okuyup, kimimizin başka bardakta içince çaydan bir şey anlamadığı küçük, iki yudumluk çay bardaklarında çaylarımızı içip, her konuda gülecek hatta kahkahadan karnımızın ağrıdığı günler yaşıyorum. Hafta sonları Galatasaray Üniversitesi’nde İspanyolca kursuna gidiyorum. Öyle harika bir öğretmenimiz var ki, Gülşah, İspanyolcayı öğretmek değil bize İspanyolcayı İspanya’yı yaşatıyor adeta. Tam 6 ay olmuş ve ben artık İspanyol’ca makale okuyor, İspanyol arkadaşlarımla İngilizce yerine İspanyolca konuşuyorum. Çok mutluyum, çocukluk hayalim gerçek oluyor. Daha ne olsun dediğim günler yaşıyorum anlayacağınız. Ama o da ne bir gün şimşekler çakıyor zihnimde; benim hayalim sadece İspanyolca öğrenmek değil ki, İspanya’da bir süre yaşamak, havasını, yemeklerini, insanlarını, doğasını, yaşanmışlıklarını kendim deneyimlemek! Yıllardır ne zaman aklıma gelse bu hayalim kendimi çok yaratıcı bahanelerle avutuyorum. Para biriktiriyorum ve hadi gideyim diyorum; birden mutfağımı değiştireyim, koltuk takımlarımı değiştireyim, yaz oluyor; kış gelsin, kış oluyor havalar ısınsın diyorum. Hani hayalimi ertelemek, yaşamdan gerçekten keyif alacağı, keşfedeceğim farklı bir coğrafyanın, kültürün, başka türlü deneyimleyemeyeceğim hazzını ertelemek haline geliyor. Kendimle hesaplaşmalarım bittiğinde 35 yıldır ertelediğim okul araştırmalarına başlıyorum. Kafam bir dünya, yine mi kalacak bu hayal diye geçiyor içimden. Umudu kaybetmek yok, devam diye kendimi motive diyorum kolay olmasa da. O hafta sonu en az 10 yıldır tanıdığım arkadaşıma ilk kez anlatıyorum hayalimi ve benim de çocukluk hayalim diyor, hadi gidelim. Başlıyoruz araştırmalara iki koldan ve yazışmaları yapıp, bütçeme bakıyorum ve gitmeye karar veriyorum. Annemi arıyorum çekinerek. Duymaktan çekindiğim “İşinde ve hayatında mutlusun, nerden çıktı şimdi İspanya’ya gitmek?” Öyle olmuyor işte. Annem; “Çocukluğundan beri hayalin bu senin, çok sevindim gerçekleştirmeye karar vermene!” Ben biraz şaşkın biraz da annemin benim mutlu olmamı isteyeceğinden duyduğum şüpheli düşüncemden utanıyorum.

Mutlu olduğum işi, arkadaşlarımla geçirdiğim güzel günleri bir süreliğine ve o iş yerine geri dönmeyecek şekilde bırakıp çıkıyorum bir cesaretle. Dönüşte bu kadar mutlu olduğum bir işim olmama ihtimali geliyor aklıma. İstifa kararımı müdürümle paylaştığımda, böyle bir kararı beklemediğini ama bu kadar cesur olduğum için beni kutladığını duyunca ve gözlerindeki ışıltıyı görünce daha emin oluyorum doğru bir şey yaptığıma. Ve yolculuk başlıyor. 35 yıl ertelenen hayal gerçek oluyor.

Timothy A. Pychyl “Ertelemeye giden yolun taşlarını, bize kendimizi iyi hissettiren şeyler döşer.” diyor. Çoğunlukla anlık veya kısa vadeli mutluluk veren meşguliyetleri, işleri, eşyaları, uzun vadede bizi mutlu edecek, başardığımızı, hayatımızı daha da belki en anlamlı hale getirecek, yaşadığımızı hissedeceğimiz şeylere tercih ediyoruz. Ben 35 yıl sonra bu hayalimi gerçekleştirmenin benim için anlamını fark ettim ama kimimiz “artık benden geçti” dediği bir yaşta keşkelerini haklı gösterecek bahaneler bulmakla uğraşıyor. Eve gelip de defosunu fark ettiğiniz gömleği değiştirmekten, yıllardır yazıp da tamamlayıp, rahatlayacağınız makalenizi yazmamak için iyi hissettiren başka şeylerle oyalandığınız hayatınızın akışını olumlu yönde etkileyecek her şey erteleme alışkanlığınızın eseri. Spora başlamayı, çok sevdiğiniz ve her gün yemeden duramadığınız bir porsiyon tatlıyı bırakmayı ertelemek ne kadar sağlığınıza zarar veriyorsa yaşamayı, hayallerinizi ‘seneye yaparım’, ‘ülkenin durumu düzelince yaparım’ ‘emekli olunca yaparım’, diye ertelemek de mutluğunuzu sürekli geleceğe bırakmak. Şimdi istediğiniz kadar mutlu olamazken gelecekte mutlu olacağınızdan nasıl emin olabiliyorsunuz, hiç düşündünüz mü? Geçmiş size bir kimlik veriyor, gelecek ise bir doyum, bir kurtuluş vaat ediyor. Geleceği değiştirebilecek tek gerçek zaman ertelemeden yaşama şansınız olan şimdi.

Alan W. Watts’ın ‘Güvencesizlikteki Bilgelik’ kitabındaki benim için anlamlı bir cümleyi paylaşmak istiyorum sizinle. “Yarın ve yarınla ilgili planların şu anın gerçekliğiyle tam bir bağlantıda olmadığı sürece hiçbir önemi yoktur çünkü gerçek şu andadır; sadece yaşadığın anda.”

Bu yazıyı okuduğunuzda 95 yaşında olduğunuzu düşünün. Ne çabuk geçmiş 95 yıl değil mi? Yumuşacık koltuğunuzda oturmuş defalarca okumaktan bıkmadığınız kitabınızı okurken sayfaların arasından “ölmeden önce yapılacaklar” listenizi buluyorsunuz. Neler var o listede? Yapmış olsaydınız neler değişirdi? Tüm listenizi tamamlamış olsaydınız ne hissederdiniz? Yarın yaparım diye beklediğiniz o yarınlar neden hiç gelememiş?

Şimdi alın elinize kalemi kâğıdı ve yarına ertelediğiniz ne varsa yazın tek tek. Beklediğiniz yarın olmasın, her şey nefes aldığınız şu anda planlansın ve bugün olsun. “Ertelemeden yaşamak” sizin cümleniz olsun.

Şermin Çetin ACC
İlişki Koçu