Bazen koca bir sevdadır yaşamakta olduğun, anlamazsın…

Bazen koca bir sevdadır yaşamakta olduğun, anlamazsın…

431
0
PAYLAŞ

“Bazen yıldızları süpürürsün, farkında olmadan…
Güneş kucağındadır, bilemezsin.
Bir çocuk gözlerine bakar, arkan dönüktür,
Ciğerinde kuruludur orkestra, duymazsın.
Koca bir sevdadır yaşamakta olduğun, anlamazsın.
Uçar gider, koşsan da tutamazsın…

Birşeyi bitirmek de, unutmak da, başlamak da senin yüreğinde.
Yüreğinin götürdüğü yere git…”

En son ne zaman gözünüzü kapatıp hayal kurdunuz, hatırlıyor musunuz? Sınırsızca…

Ne zaman sıkı sıkı tuttunuz içinizdeki çocuğun elini? Yoksa çoktan bıraktınız mı onu?

Hani dünyanın en büyük pastasını yapacaktık biz, hani kahraman olup insanları kurtaracaktık… Adını bilmediğimiz bir ülkede bir prensle/prensesle evlenecek, çok sevilecektik hani… İyi bir şarkıcı, bir futbolcu, doktor olacaktık… Hani bazen gülüyorlardı ya bize, dalga geçiyorlardı, ama hiç önemli değildi, mutluyduk biz hayallerimizle… Sınırlarımız yoktu hayallerimizin, oyunlarımız gibi…

Sahi ne zaman vazgeçtik hayallerimize bir çocuk inadıyla sıkı sıkı sarılmaktan?

Büyüdükçe, hayat bizi yordukça, canımız yandıkça daha çok ihtiyacımız yok mu aslında hayallerimize sarılmaya?

Büyüdük, bir duvar örüldü hayatla aramızda… Canımız bazen çok yanıyor, ama ağlayamıyoruz bile kalabalıkların içinde… Yapmak istediklerimiz var, adım atamıyoruz bile, düşer inciniriz diye… “Keşke”lerle yatıp kalkıyoruz...

Oysa; düşmeyi hesaba katmadan deli gibi koşan da, komşunun bahçesine girmek için duvarlara tırmanıp atlayan da, istediğini yaptırana kadar tepinip, ısrar eden de biz değil miydik?

Evet belki hayatı öğrendikçe, belki insanları tanıdıkça kendimize sınırlar çizdik, hapsettik kendimizi…Belki de hayat şartları izin vermedi…. Azla yetinmeden daha çok şey istedik… Daha çok istekler ise daha çok sorumluluk getirdi, yükümüz ağırlaştı, hayallerimizi unuttuk… Önümüze, “imkansız”, “çok zor”, “sonra” gibi kelimeleri koyduk, altına “keşke”leri sıraladık…

Peki mutlu mu olduk?… Olduysak, hepimizde her geçen gün artan bu arayışlar niye, içimizdeki anlamlandıramadığımız boşluğun sebebi ne o zaman?

W. Shakespeare’in kelimelere döktüğü gibi, bazen yıldızları süpürüyoruz farkında olmadan, güneşin kucağımızda olduğunu bilemiyoruz, koca bir sevda yaşamakta olduğumuz, göremiyoruz, uçup gidiyor, tutamıyoruz… Ama birşeyi bitirmek de, unutmak da, başlamak da bizim elimizde, yüreğimizde…

Ne kadar korkuyorsak, o kadar büyük hayaller kurmak, onların peşinden gitme cesareti gösterebilmek, bize sunulanların farkına vararak, olmak istediğimiz yoldan vazgeçmemek aslında bu hayatın sihirli ipucu… Mutluluk tam da orada bir yerlerde bence, ne dersiniz?

Gerçekten denemeden neleri başarabileceğinizi asla bilemeyiz.

 

Çocukluk hayallerimizi hatırladığımızda, kim olduğumuzu, ne istediğimizi ve kendimizden ne zaman vazgeçtiğimizi de hatırlayabiliriz belki. Ve başkalarını değil, sadece kendimizi yaşamaya başlarsak, yeniden hayallerimize ulaşır, gerçekten neleri başarabileceğimizi görebiliriz…

O halde, yüzünüzü hayallerinize dönmeye, onlara sahip çıkmaya hazır mısınız? Bir yerlerde bir gökkuşağı olmalı. İyice bak etrafına.

Bakın bir kış daha geçti hayatımızdan… Güneşin en sarı, içimizi ısıtan en güzel günleri yaklaştı… Sonra bir bakmışız, o da bitmiş, koca bir yıl daha geride kalmış…

Yarın ise çoktan geldi bile…

Zaman hızla akıyor.

Koşturmacaların arasında bi an durup, vazgeçtiğiniz tüm hayalleri geri istemeye ne dersiniz?

Ben istedim… Siz de isteyin…

“Bir yerlerde bir gökkuşağı olmalı. İyice bakın etrafınıza…”

Ebru Ürer Şengül

BİR CEVAP BIRAK