Başarıyı belirleyen kendimize doğru soruyu sormaktır

Başarıyı belirleyen kendimize doğru soruyu sormaktır

98
0
PAYLAŞ

Bazen yeteri kadar istersek istediklerimizin olacağına dair garip tavsiyeler duyarız. Oysa herkes bir şeyler ister ve herkes bir şeyleri yeteri kadar ister. Onlar sadece ne istediklerinin farkında değildirler.

Çünkü hayatınızda arzuladıklarınızın olmasını istiyorsanız, onların bedelini ödemelisiniz. Eğer kusursuz ve kaslı bir vücuda sahip olmak istiyorsanız, acıya katlanmaya, ter içinde kalmaya, sabahları erken kalkmaya hazırlıklı olmalısınız. Eğer yatınızla seyahat etmek istiyorsanız, gece geç saatlere kadar ayakta kalmaya, riskli iş hamlelerine veya birkaç ya da belki birçok insanı kızdırmanız gerekir.

Eğer kendiniz için sürekli bir şey istiyor ve bunun için aylardır hatta yıllardır uğraşıyor; ancak hiçbir sonuç alamıyorsanız, belki de istediğiniz şey aslında bir fantezi ürünü olabilir. Ya da belki de istediğiniz aslında istediğiniz şey değildir, sadece bir şeyleri istemekten hoşlanıyorsunuzdur ve aslında hiç istememişsinizdir.

İnsanlara ‘Nasıl acı çekmeyi seçeriz’ şeklinde sormak bize o kişinin hayallerinden ve fantazilerinden çok daha önemli bir şeyi bize söyler. Çünkü hep bir şeyi seçmek zorundasınız.  Hayatta bu tarz önemi olan zor sorularla karşılaşabiliyoruz. Mutlulukla ilgili sorular genelde kolay sorulardır ve genelde benzer cevapları vardır. Daha ilginç sorular acıyla ilgili olanlardır.

Hayatınızı devam ettirmek için ne tarz acılar, zorluklar istiyorsunuz?

Birçoğumuz çocukluklarında ve gençliklerinde müzisyen hatta rock yıldızı olmanın hayalini kurarız, ancak daha sonra önce okulda başarılı olma, sonra yeterli para kazanma, daha sonra işte bir yerlere gelme derken bu hayal uçar gider. Bu hayalin peşinde uzun süre koşmamıza rağmen asla gerçek olmaz. Neden bu hayalin gerçekleşmediği üzerine düşündüğümüzde şu çıkarımı yapabiliriz: Aslında gerçekten bunu istemedik. Aslında biz sonuca aşık oluyoruz, yani sahnedeki görüntümüze, insanların alkışlarına, biz çaldığımızda hayranlıkla izlemelerine. Ancak o noktaya gelene kadar olan sürece aşık değiliz ve bu yüzden hiçbirimiz rock yıldızı olamadık. Gerçekte hiçbirimiz kendini zorlayarak bunu denemedi, sadece hobi olarak çaldık.  Çalacak yer bulma, malzemelerin bozulması veya kırılması, konser verecek yer bulduğunuzda sizi izleyecek birilerini bulmak gibi zorluklardan bahsetmiyorum bile. Biz sadece sonuçta olacağımız şeyin hayalini sevdik.

Kişisel gelişime göre bu durum yeterli cesareti, azmi göstermeyip kendine yeterince güvenememektir.

Sonuç her ne kadar az ilginç olsa da aslında rock yıldızı olabileceğimizi düşündük, ancak olamayacağımız ortaya çıktı. Ödüllendirilmek istedik ama mücadele etmek istemedik. Sonuç istedik ama süreci yaşamak istemedik. Kavga etmeyi değil zaferi sevdik. Fakat hayat maalesef bu şekilde işlemiyor.

Sizi uğruna mücadele ettiğiniz değerler tanımlıyor. Spor salonunda çaba göstermekten zevk alanlar iyi vücuda sahip kişiler oluyor, ya da uzun çalışma saatlerine ve stresli kararlarla mücadele etmekten zevk alanlar iş adamı oluyor.

Sonuçta bu bizi hayatın en temel değerine götürüyor: Çabalarımız başarılarımızı belirler.

Kaynak:qz.com