Başarının sırrı sende gizli!

Başarının sırrı sende gizli!

148
1
PAYLAŞ

Başarın için diğerlerinin değil senin neye inandığın önemlidir.  Günümüzün hastalığı iş hayatı.. İnsanlara kurumsal hayatta çalışma motivasyonlarının ne olduğunu sorduğumda çoğunun verdiği ilk cevap “başarı” oluyor.  Ama biraz daha sorguladığımızda bu sistemin içinde kalmak için başka bir seçeneklerinin olmadığını ortaya koyuyorlar

Hemen hepsinin esas motivasyonu ise “geçim kaygısı”  Geçen haftaki bayram tatili dönüşünde depresyona girmeyen çok az insana rastladım ve bu bana bir şeyleri sorgulamak için bir fırsat doğurdu. 

Peki geçinmenin başka bir yolu yok mudur gerçekten? Tam da şu anda yaptığınız şeyi herhangi bir sebeple yarın yapamaz hale gelseydiniz geçinmek için bir seçenek yaratılamaz mıydı?  

Yıl 2008… Lehman Brother’s ın batmasıyla birlikte krize giren dünya piyasalarının etkisi Türkiye’yi de rüzgarına katmış.  İş bulmak bir yana şirketlerde mevcut işlerinde tutunabilenlerin şanslı sayıldığı bir yıl. Ben ise 8 ay önce ingilizcemi geliştirmek için bin bir hayal ile gittiğim İngiltere’den dönmüşüm.  Bütün amacım bir yabancı şirkette ya da hukuk firmasında avukatlık yapmaya başlamak.  Kriz patlak verince öncesinde görüşmeye gidip haber beklediğim tüm şirketler işe alımlarını durduğunu söylüyor. Ben 8 aydır iş arıyorum ve artık depresyonun sınırlarındayım. Her sabah kalktığımda amaçsızca tavana bakıyorum, hayat çok ama çok sıkıcı. Hala idealimden vazgeçmek istemediğim için herhangi bir iş değil, istediğim işi bulmaya kararlıyım. Sonunda bir hukuk bürosu ile anlaşmak üzereyim. Görüşmeler çok güzel geçiyor ama sonrasında onlardan da dönüş olmuyor.  İki hafta sonra arıyorum “Yurt dışından gelen işlerimiz kriz nedeniyle askıya alındı, biz de bu nedenle şu anda pozisyonu askıya aldık. Yoksa sizinle çalışmaya başlayacaktık” diyorlar. Bu cevap bendeki son damla oluyor. Gözümü karartıp bu işsizlik haline nasıl son verebilirim onu düşünmeye başlıyorum. Çok değil akşamına aklıma bir fikir geliyor. Hemen internetten üniversitelerin yüksek lisans programlarını araştırmaya başlıyorum. Yeditepe Üniversitesi dört gün içinde başvuru yapılabilir durumda, diğerlerinin hepsi kapanmış. Fakat ücreti ben para kazanmadığım için karşılayabileceğimiz bir rakam değil. Akşama eşim eve geliyor. Diyorum ki “Bir fikrim var. Yarın gideyim ben bu adamlara onlarla çalışmak istediğimi söyleyeyim. Karşılığında da onlar benim yüksek lisans paramı ödesinler (bu bir senelik maaşlı çalışmamdan daha düşük bir miktara tekabül ediyor), başka da bir şey vermesinler. Bir sene ben onlarla çalışayım, yaptıkları işi öğreneyim seneye Allah kerim.. En azından bu bir seneyi işsiz geçirmemiş ve istediğim ofise kapağı atmış olurum”. O zaman yine yabancı bir şirkette finans müdürü olarak çalışan eşim yüzünü buruşturup “Bu çok mantıksız, özel sektörde kimse böyle saçma bir fikri dikkate almaz” diye cevaplıyor.  

Oysa benim açımdan fikrim çok mantıklıydı. 8 aydır tüm iş kapılarını kapatan krizin etkisinin ne kadar süreceği belli değildi.  Ben uzun süre iş bulamayıp zaten para kazanamayabilirdim. Oysa bu formülle bir sene sonunda para kazanmamış olsam bile cebime iş deneyimi ve hukuk yüksek lisansı koymak bence o şartlar için çok da mantıklıydı.  Akşam bir iki arkadaşıma daha sorduğumda benimle dalga geçip kendimi rezil etmememi öğütlediler. 

Şimdi size bunun üzerine fikrimden vazgeçtiğimi söylersem ne kadar kötü bir son olur değil mi?  Burada bir durup kendinize şunu sormanızı rica ediyorum. Cevabı sadece sizde kalsa da olur, dünyanın geri kalanına bu makalenin altına yazabileceğiniz bir yorum ile de yayınlayabilirsiniz.  Yapmak istediğiniz şeylerle ilgili kararlarınızı verirken ne kadar etki altında kalıyorsunuz?  Size ilham veren ve hayatınızın gidişatını istediğiniz yönde değiştirebileceğini düşündüğünüz en son fikriniz aklınıza geldiğinde onunla ne yaptınız? Lütfen burada kendinize biraz zaman ayırın ve cevabı bir düşünün. 

Ben eşim ve arkadaşlarıma teşekkür edip, ertesi gün çalışmayı kafaya koyduğum hukuk bürosunu aradım. Bir randevu ayarlayıp hemen görüşmeye gittim.  Daha önce fikrimi paylaştığım insanların yaklaşımından da öğrenmem gerekeni almıştım tabi.  Görüşmedeki ilk cümlem “Öncelikle belirtmeliyim ki ben buraya her şeyi duymaya hazırlıklı geldim” oldu.  Böylece kendimce cesurca bir atılımda bulunduğumu anlayıp, fikrimi ilgiyle ve merakla dinlediler.  İki gün sonra beni arayıp teklifimi kabul ettiklerini söylediler. Yüksek lisans ücretimi ödemeleri karşılığında bende onlarla bir senelik anlaştım. Sonrası çok daha keyifli gelişti. O iş beni şu anda çalıştığım yabancı şirkete taşıdı. Eski patronlarım hala bana “Biz seni kapıdan kovduk, sen bacadan girdin” derler. 

Kısacası söylemek istediğim fark yaratmaktan ve mevcut sisteminizin dışında fikir üretmekten korkmayın. Etraftaki herkes farklı düşünebilen ve bunu uygulayabilen insanlara daha fazla güvenme eğiliminde.  Hatta mümkünse onlardan ilham almak için ellerinden geleni yapıyorlar. Hayatımla ilgili her kararımda bunu yapabildiğimi iddia edemem ama yapabildiğim kadarı hep hayatımı daha yukarıya taşıdı. Belki bugün bu yazının sizin karşınıza çıkması da bir tesadüf değildir.  Ya da tesadüftür… Sizin için hangi cevap fark yaratırsa oradan gidin. Ama sadece sizin için… Bir başkası için tesadüf olan bir diğeri için çekim yasası ya da algıda secim yasasıdır.  Ama size iyi gelecek olan her zaman sizin gördüğünüzdür. Bir başkasının değil… 

Sevgiyle kalın

Hande Yılmaz

 

1 YORUM

  1. Hande hanım geç kalmış olabilirim ama ben de kendime inanıyorum. İlerlemek istediğim yolumun ışıkları yanmaya basladı. Ve ben o kadar çok mutlu ve heyecanlıyım ki. Dört cocuk annesi olarak evin mesaisi dışında beni ayrıca mutlu eden yıllarca beklediğim uğrunda didindigim is 38 yasinda kapımı çaldı ve ben çok huzurluyum. Bir sitede yazmaya başladım Benim hayalimdi yazar olmak. Paylaşmak istedim. Sevgiler

Comments are closed.