Balkondan Seyretmek

Balkondan Seyretmek

163
0
PAYLAŞ

Üniversiteden en yakın arkadaşım Zeynep, Aralık ayının sonlarına doğru arayıp yılbaşı için bir öneride bulundu, yeni yıla Kars’ta girmek.

Karlı Kars manzarası eşliğinde tarihi taş bir otel, şömine küllerine gömülerek pişirilmiş, tereyağında ezilmiş patates, donmuş Çıldır Gölü’nde troyka gezisi, balık avı, Ani Harabeleri… Benim için özel bir yanı daha vardı bu gezinin; ilkokula başlamış olduğum okul da gezi programındaydı. Çocuk aklımda soğuk, çok büyük taş bir bina diye kalmış.

Karar verme aşamasındayken annemle babam aradılar ve yılbaşı için planlarımızı sordular. Onlara programdan bahsettim ve tüm hayallerimin tuzla buz olmasını seyrettim sonra. Önce çok soğuk havadan, uçağın kalkamayacağından, kalksa da muhtemelen yere çakılacağından bahsettiler. Şayet bunlar gerçekleşmez de Kars’a gidebilirsem ilk durak olan Çıldır Gölü’ndeki troyka gezisinde “kızağın altındaki sivri demir”in buzları kıracağını ve göle düşüp donacağımı söylediler. İşin ilginç yanı kızağın arkasından düşeceğim için sürücü kaybolduğumu görmeyecekti. Oradan da canlı kurtulursam muhtemelen uzun süre beklemiş kaz etinden zehirlenecektim. Sonuçta gitmemeye karar verdim. Bu caydırma çabaları kararımda ne kadar etkili oldu, emin değilim ama biliyorum ki payı göründüğünden daha fazla.

Küçük bir kızken ne olacağımı soran herkese “astronot” diye yanıt verirdim. Diğerleri inanıyor muydu bilmiyorum ama kendim uzun bir zaman inandım söylediğim şeye. Büyüdükçe nedense ben de çok gerçekçi bulmadım bu hayalimi. Sonrasında da ne olacaksın sorusuna cevap bulamadım zaten. Belki de üniversitede Politika bölümünden mezun olup politikacı da dâhil olmak üzere hiç bir şey olmamam, hep arada kalıp ne iş olsa yaparım tarzında çalışmam, o günlerden kalmadır. Şimdi düşünüyorum da kazara o yolda ilerlesem, NASA’ya girsem ve uzun zaman ve çabadan sonra uzay yolculuğu programı çıksa ebeveynimle ne büyük bir zorluk yaşarmışım. Kendimi anneme söz verirken hayal ediyorum; “Vallahi çıkmayacağım mekikten, giyiceğim kıyafetlerimi öyle oturup camdan bakacağım.”.

Şaka bir yana ne kadar masum bir duygu birileri için endişelenmek. Endişenin ne kadarı sevgi, ne kadarı bencillik? Hayallerinin peşinden gitmek isteyen ama çok da cesaret edemeyen birini korkutarak yerinde kalmasını sağlamak ne kadar doğru? 

Gerçi gerçekten isteyene hiç bir şeyin engel olamayacağını öğrendim artık ama isteyen fakat kanatlarına güvenemeyen birini ürküterek sindirmek kime fayda sağlar? Aslında endişe sahibi şöyle demiyor mu sizce de; “Ben kendi korkularımla başa çıkamıyorum, en iyisi sen benim istediğim şekilde yaşa da biraz huzur bulayım.”? Peki, bunun ne kadarı ilgi, sevgi, ne kadarı baskı?

Yaşamda riskler, kötüler, tehlikeler yok demiyorum, var gerçekten ama bunlar var diye dışarı çıkmaz pencereden bakarsak hayatı sadece seyretmiş olmaz mıyız?

Özlem Semiha Ayas