Bağımlılıklar alışkanlık mı seçim mi?

Bağımlılıklar alışkanlık mı seçim mi?

276
0
PAYLAŞ

Bağımlılıkların insanların kendi seçimi mi yoksa birer alışkanlık mı olduğu sorunu, profesyonel insanlar arasında hep bir tartışma konusu olmuştur. Bazıları madde bağımlısı olan insanların tamamen ne yaptıklarının farkında olduğunu iddia ediyor. Bu iddianın sahipleri, “Seçim ve kişisel sorumluluk teorisini” savunuyorlar.

Öbür taraftan, başka bir grup uzman da, madde bağımlısı olan insanların ne yaptıklarının farkında olmadığını, yani maddelerin insana ne kadar zarar verdiğini bilmediklerini savunuyorlar. Bu uzmanlar da “Nörolojik bilim ve hastalık” modelini takip ediyor.

Bu teorilerden hangisi doğru?

Teorilerden ikisinin de geçerli olduğunu savunabiliriz. Bunu bir örnek üzerinden açıklayabiliriz. İnsanlar karşıdan karşıya geçmeden önce sollarına bakarlar. Bunun sebebi, ailelerin bu şekilde öğretmiş olmasında yatıyor. Zaman içinde karşıdan karşıya geçerken önce sola, sonra sağa, sonra bir daha sola bakmak otomatik karşılık haline geliyor. Nörolojide bunun adı, “pre-potent response” olarak geçiyor.

Ancak İngiltere gibi, trafiğin sağdan aktığı ülkelerde sola bakmak yanlış bir karşılık olur. Eğer böyle bir ülkeye taşınırsanız bu alışkanlığınızı değiştirmeniz gerekir ki, bunu yapmak son derece zordur. Bunu yapmak için ciddi bir kararlılık ve süreklilik gerekebilir. Ancak böyle bir durumda beyin kendini yenileyebilir ve yeni bir otomatik karşılık üretebilir. Zaten bu da çok zaman alacaktır. Bu zaman zarfında, hayatta kalmanızı riske atacak bir alışkanlığa bağımlı hale gelmiş olursunuz.

Bu argüman madde bağımlılarına nasıl uygulanabilir?

Madde bağımlılığı basit bir ödül deneyimiyle başlar. Daha sonra sürekli tekrar sebebiyle beyinde ödül üzerinden devreler oluşur ve en nihayetinde alışkanlık haline dönüşür. Bu alışkanlığı değiştirmek için, tıpkı karşıdan karşıya geçme örneğinde olduğu gibi bir süreç gerekir. En sonunda beyin gerekli değişimi yaparak sağlıklı bir bedenin oluşmasını sağlayabilir.

Otomatik karşılığı değiştirmek çok zordur. Ancak imkansız değildir. Beyin son derece şartlara uyum sağlayabilen bir organizmadır. Ancak bunun için çok çalışmak gerekebilir.

Kaynak:Psychologytoday